Cüneyt Arıtürk

TAZİYE EVİ!

Cüneyt Arıtürk

Niğde'de zorla evlendirilen 15 yaşında bir kız çocuğunun şikâyetçi olması üzerine koruma altına alındığı ile ilgili haber medyada geniş şekilde yer aldı.

Niğde'nin Altunhisar ilçesinde sosyal medya hesabından zorla evlendirildiği ve taciz mağduru olduğunu ifade eden 15 yaşındaki kız çocuğu, Niğde Barosu’nun ihbarı üzerine kolluk kuvvetlerince ulaşılarak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından koruma altına alınmış bulunmakta.

Niğde Valiliği de konuyla ilgili açıklamasında "Bazı sosyal medya mecralarında; İlimiz Altunhisar İlçesine bağlı Keçikalesi Beldesinde ikamet eden bir kız çocuğunun, 15 yaşında zorla evlendirildiğine yönelik paylaşımları üzerine güvenlik güçlerimiz ve Aile Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerimiz konunun takibi için ivedilikle harekete geçmişlerdir" ifadelerine yer verildi.

Evet ve maalesef, 21’inci asrın Türkiye’sinde hala çocuk yaşta evlilikler yaşanmakta, sadece kızlar değil, erkekler bile bilmedikleri, tanımadıkları ile görücü usulü evlendirilmektedirler.

Şehrimizde, görücü usulü evlendirilen damat ile ilgili anlatılan bir anekdot vardır. Yeri gelmişken, anekdotu naklederek yazımızı noktalayalım:

Gençlerin, genelde birbirlerini hiç görmeden, tanımadan görücü usulüyle evlendirildikleri 1950 yılları öncesi dönemde, Siirtli bir genç de, ailesi tarafından tensip edilen biriyle evlendirilmiş. Gerdek gecesi, evlendiği kızın gayet çirkin olduğunu gören, ama artık yapabileceği hiçbir şeyi de olmayan genç, ertesi gün sabah erken saatte çıkmış ve evinin bitişiğindeki dükkânına gitmiş.

Genç, böyle kara-kara düşünürken, içeriye örtülü, yaşlı-başlı birkaç hanım girmişler ve:

-Oğlum, burada bir

TAZİYE EVİ

varmış. Neresi, biliyor musun? diye sormuşlar.

Yeni damat, kendi evini göstererek:

-Taziye evi, bu ev! demiş.

Kadınlar da, sözüne inanarak, tarif edilen eve gitmişler. Bir de ne görsünler. Sandalyenin üstünde bir gelin oturuyor, etrafında ev halkı.

Kadınlar, yanlış yere gittiklerini anlamışlar ama, tekrar kendilerini yönlendiren gencin (damadın) oturduğu dükkâna gelerek, sitemde bulunmaktan kendilerini alamamışlar:

-Oğlum, biz sana TAZİYE EVİNİ SORDUK, SEN BİZİ DÜĞÜN EVİNE GÖNDERDİN!

demişler.

Yüreği yanık genç damat söylenmiş:

-Teyzelerim, o “TAZİYE EVİ” dediğiniz yer, üç gün sonra TAZİYE EVİ OLMAKTAN ÇIKACAK. Ama, sizi gönderdiğim ev, ben ölünceye kadar, benim için hep TAZİYE EVİ OLACAK! diye cevap vermiş.

Bu anekdotun bir benzeri, Nasrettin Hoca için anlatılır. Birbirine bağlantılı olmaları açısından onu da anlatalım:

Malûm, Hoca’nın yaşadığı dönemlerde de evlenmeler, görücü usulü ile olurmuş. Nasrettin Hoca’ya ailesi, yine görücü usulü, çirkin mi, çirkin bir gelin almış.

Gerdek gecesi, gelin, Nasrettin Hocaya Söylenmiş:

-Efendi, akraba ve taallukatlarından kime görüneyim, kime görünmeyeyim?

Başına gelen bu musibetten bizar durumda olan Hoca cevap vermiş:

-Bana görünme de, kime görünürsen görün!

Yazarın Diğer Yazıları