Bugünlerde en iyisi havadan sudan bahsetmek, suya sabuna dokunmadan yazılar yazmaktır. Ama havadan bahsedersek bile illa ki ucu bir yerlere dokunacaktır. Örnek, hava gerçekten sıcak. Malum, Sam olarak tabir edilen yaz mevsiminin en sıcak günlerindeyiz. Buram buram terliyoruz. Doktorlar 12:00-18:00 saatleri arasında dışarıya çıkılmamasını şiddetle öneriyorlar. Yani hava çok sıcak, dayanılacak gibi değil! Ortalık kaynıyor. (Ortalık kaynıyor!) dediğimiz zaman bile ortaya başka anlamlar çıkaranlar olmakta. İyi ki, doktorların tavsiyeleri arasında gece saatlerinde dışarıya çıkmamak önerilmiyor. O zaman da demokrasi nöbetini aksatmak istiyorlar, denilebilirdi!
Sudan bahsetmek de pek tekin değildir. Sudan bahsettiğiniz zaman, çeşitli manalara çekenler olacaktır. Su demek, hayat demek! Su kirli derseniz, hayatın kirliliğinin işareti sayılabilir. Oysa hayatın çok güzel olduğunu savunmak durumundayız. Çünkü bütün bu yaşananlara rağmen
TÜRKİYE’NİN BİR HUZUR ADASI OLDUĞUNU SAVUNANLAR VAR!
Yani havadan, sudan bile bahsedersek, havanın çok güzel, suyun çok temiz olduğunu savunmak zorundayız!
Oysa sıcaklar ensemizde boza pişiriyor. Temiz niyetine içtiğimiz sularda ölmüş kadın ve eşek cesetleri bulunduğu iddia ediliyor. Ama bütün bunlara rağmen haykırıyor ve diyoruz hava da çok güzel su da çok temiz! Yaşasın temiz havamız, yaşasın güzel suyumuz!
ANEKDOT
İki arkadaştan biri diğerine:
-Hava bulutlu galiba yağmur yağacak!
demiş.
Beriki kızmış ve küsmüş. Uzun süre arkadaşıyla küsülü kalmış.
Bir gün fırsat bulmuş, Arkadaşına kendisinden neden küstüğünün sebebini sormuş. Beriki, ciddi ciddi cevap vermiş:
-Sen, (galiba yağmur yağacak) demekle bana (ÖRDEK) demek istedin!
demiş.
Arkadaşı:
-Yahu ne alaka!
deyince de lakabı (ÖRDEK) olan şahıs açıklamayı şöyle yapmış:
-Yağmur yağınca ne olur. Yollarda göller oluşur. Göllerde de ördekler yüzer! İşte, sen bana dolaylı olarak (Ördek) demek istedin!
***
Görüldüğü gibi, siz her ne kadar suya sabuna dokunmak istemeseniz bile, kalemin ucu yine bir yerlere dokunuyor…