“Sofu” ve “Softa” kelimeleri çoğu kere birbirine karıştırılırlar. Hatta bu iki kelimeyi aynı anlamda kullananlar olur. Oysa bu iki kelime birbirlerine tam anlamıyla zıttırlar.
Sofi kelimesi "saf" kökünden türetilmiştir. Buna göre Sofiler
(Allah’a yakınlık)
konusunda ilk safta yer alanlardır.
Sofiler, yaptıkları bütün işlerinde
Yüce ALLAH’ın (Celle Celelühü)
rızasını gözetirler.
Hazret-i Resulullah’ın (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)
sünnetlerine riayet ederler. Riyadan, kibirden, kıskançlıktan uzaktırlar. Kazandıklarını yığmacasına toplamaz, fakirlere ve ihtiyaç sahiplerine dağıtırlar. Mevkide, makamda gözleri yoktur.
(Allah namına başlarlar, Allah namına işlerler, Allah namına verirler, Allah namına alırlar) Halktan ziyade, HAK’LA meşgul olurlar.
Hakiki sofi zengin iken, fakir; aziz iken, zelil; meşhur iken, meçhuldür. Kalbini Allah’ın zikri ile tasfiye ederek saf hale getirmiş, nuru ile doldurmuştur. Hakiki sofu kolay-kolay bilinmez, tanımaz, çünkü halini açık etmez.
Softa ise, yüksek perdeden konuşur. Karşılarındakini etkilemek için
(Ya Allah,
Bismillah, Allah-u Ekber)
diyerek bam telinden vurgu yapar. Dili ile söylediğine kalbi inanmaz. Amacı, insanları etkileyerek
(bu ne kadar Müslüman biri)
dedirtmektir. Yalan konuşur, dini istismar ederek, saf Müslümanları kandırır. Çok dürüst, çok namuslu geçinmesine karşılık eline geçtiği ve imkân bulduğu zaman el altından milyarları yürütür!
Sözün özü: Sofuluk manevi açıdan ne kadar yüce bir makam ise softalık da o kadar hakir ve mekruh bir durumdur.
Yüce
ALLAH
biz kullarını softalardan değil, hakiki sofu kullarından eylesin!