Şehrimizde, ölümle ilgili örf, adet ve etkinlikler de oldukça zengindir. Vefat eden kişiler için önce minarelerden sala verilir. Cenaze namazının kıldırılacağı cami ile cenazenin defnedileceği mezarlığın adı ilân edilir. Ölüm, gece saatlerinde meydana gelmişse, ölümün ilânı ertesi güne bırakılır. Bu arada, tekfin ve teçhiz edilen cenazenin başında sabaha kadar hatim indirmeleri için 2-3 hâfız tutulur.
Cenaze, camiye götürülerek, cenaze namazının kıldırılmasının ardından, defnedileceği mezarlığa omuzlarda taşınılarak götürülür. Gençler için yapılan tabutlar, nakışlı olur. Nakışlı tabut demek, ölenin genç olduğunun işaretidir.
Cenaze defnedilirken, mezarlıkta kendilerinden toplanan hâfızlar defin ve telkin işlemi devam ettiği sürece kendilerine dağıtılmış olan cüzleri okurlar. Böylece, cenaze defnedilirken, bir hatim indirilmiş olması amaçlanır. Bu arada, hâfızlarla fakirlere
adına ISKAT ISSALA
tabir edilen bir miktar para dağıtılır. Hoca telkini bitirdikten sonra, cemaatten görevli biri (Ölüyü nasıl bilirdiniz) diye sorar. Cemaatin de (İyi bilirdik, Allah rahmet eylesin) demesi adettendir.
Defin işlemi tamamlandıktan ve ölü hakkında şahitlik yapılmasından sonra, yine ölenin ailesi tarafından görevlendirilmiş bir kişi tarafından
(HELETE VE TAZİYELER FALANCA YERDE YAPILACAKTIR)
denilerek, cemaate duyurulur.
Ölünün yakınları mezarlığın kapısında durarak, cenaze merasimine iştirak edenlerin taziyelerini kabul ederler. Mezarlıktan ayrılınca, ölenin akrabalarına ait bir iş yerinde veya evinde de taziyelerin kabulüne devam edilir.
Siirt’te
(EZE)
tabir edilen üç günlük bir
YAS
süresi vardır. Üç gün boyunca, kadınlar ölenin evine giderlerken, erkekler de taziye için belirtilen camilere giderek, ölünün ailesine taziyelerini sunarlar. Bu arada, yine Siirt’in hâfızhanları taziye yerine sürekli olarak gider ve Kuran okuyarak, ölenin ruhuna hediye ederler. Bu taziyelerin akşam ile yatsı namazı arasında yapılan bölümüne
(HELETE)
denilir. Heleteler de üç gecedir. Bu gecelere (Helete) denilmesinin sebebi ise,
HELETE SÜRESİNİN
okunmasıdır.
Bundan 40-50 yıl öncesi adetler arasında
ZİYARETLER
vardı. Ziyaretler sabah ve ikindi namazlarını müteakip icra edilirlerdi.
ISKAT-IS SALA
Ölüler için üç gün süreli helete ve ziyaretlerin ifâ edilmesinden sonra,
ISKAT çıkarılması da Şehrimizin adetlerindendir. ISKATIN anlamı,
vefat eden kişinin farzlardan yana mevcut eksikliklerinin parasal karşılığının, yani
KEFFARETİNİN
ödenmesidir. Namaz, oruç, hac, zekât eksikliklerinin giderilmesi için bir nevi
hile-i şeriyeye
gidilir.
Bir mendilin içine konulan külliyetli miktarda altın, halka şeklinde oturan, genelde hocalardan ve medrese fakihlerinden oluşan kimselere ölü ailesi tarafından vekil edilen kişi tarafından teker teker verilir, her verişte ıskatla görevli hoca:
“Falancanın zekat borcuna (meselâ) karşılık olarak bunu sana veriyorum. Kabul et.”
diyerek, halkadakilere sıra ile verir, alan şahıs da
“Aldım, kabul ettim. Tekrar hibe ediyorum”
diyerek mendili geri verir.
Oruç, hac, yalan yere yemin ve sair günahlar için
de aynı şekilde
DEVİR
yapıldıktan ve mendildeki altınlar tekrar sahibine iade edilmek üzere hibe edildikten sonra, halkaya katılanlara ölenin ailesinin durumuna göre para dağıtılır. Böylece ölen kişinin namaz, oruç, hac ve diğer konularda hayattayken vermesi gereken kefaretlerinin ödenmiş olacağına inanılır. Bu inancı veren, elbette ki
YÜCE ALLAH’IN RAHMETİNE OLAN İNANÇTIR.
Yine Şehrimizin gelenekleri arasında üç günlük YAS süresince, ölen kişinin evine akrabaları, komşuları ve dostları tarafından yemek götürülmesi vardır. Taziye işleriyle uğraşılırken, yemek yapmaya zamanlarının ve isteklerinin olmayacağı düşünülerek yapılan bu uygulama gerçekten isabetlidir.
Ölü yakınlarının ilk hafta içinde tıraş olmamaları, hamama gitmemeleri de Siirt’in örf ve adetlerinden olmakla birlikte, din adamları, bunun günah olduğunu defalarca telkin etseler bile, ölü aileleri maalesef, bu konuda da bildiklerini okumaktadırlar.
İLK ÜÇ CUMA
Yine ölüm merasimleriyle ilgili
“İLK ÜÇ CUMA”
geleneği vardır. Şâyet, vefat edenin vefat ettiği gün itibarıyla ilk cumasına 3 günden fazla varsa YAS günlerini müteakip ilk üç Perşembe günü gecesi, mevtanın evine gidiler, Cuma günü, sabah saatlerinde de kararlaştırılacak bir zaman dilimi içinde mezarlığa gidilerek ziyaret edilir. Cuma günü yapılan mezar ziyaretlerinde
KUR’AN-I KERİM
okunması ve beraber götürülen mevsim meyveleriyle, ekmek ve tatlıların dağıtılması Şehrimizin adetlerindendir.
Üç cumalardan sonra, bir de
KIRKINCI GECE MEVLİDİNİN
icra edilmesi vardır. Ancak, Mevlidi Şerif okutmak ve doğal olarak mevlit şekeri vesaire dağıtmak masraflı olduğu için genelde zengin ve orta halli aileler tarafından uygulanır.
Ölenlerle ilgili gelenekler arasında bir de
(İLK BAYRAM)
etkinliği vardır. Bir kimse, Ramazan Bayramı ile Kurban Bayramı arasındaki zaman içinde rahmete kavuşmuşsa, onun için ilk Bayram Kurban bayramı sayılır. Ancak, Kurban Bayramından sonra rahmete kavuşmuşsa, onun da ilk bayramı Ramazan Bayramı olarak kabul edilir.
İLK BAYRAM
ETKİNLİKLERİNİN AMACI,
yıl içinde ölüleri bulunan ailelerin, bayramlara gönülleri kırık olarak girecekleri düşüncesinden hareketle, bir nevi gönül almak olarak kabul edilse bile, din adamlarının devamlı olarak bu etkinliği yerdikleri ve İslâm dininde üç günden fazla yas etkinliklerinin hiçbir şekilde meşru olmadığını vurguladıklarını bilhassa belirtelim.
Evet, Şehrimizde ölülerle ilgili etkinlikler
ÜÇ GÜNLÜK YAS İLE BAŞLAR VE
İLK BAYRAMLA
noktalanır. Bu geleneklerin çoğunun terk edilmiş olması sevindiricidir. Çünkü, dinimizde üç günden fazla
YAS TUTMAK YOKTUR. Yokun ötesinde HARAMDIR!
YÜCE ALLAH, cümlemizin ölmüşlerini ve bizleri de rahmetine mazhar kılsın.