Cüneyt Arıtürk

ŞEHRİMİZE ÖZEL RAMAZAN VE TERAVİH ETKİNLİKLERİ!

Cüneyt Arıtürk

Türkiye’de, hatta tüm Ortadoğu’da İslâmi kültürün en yaygın olduğu Siirt Şehrimizde (geçmiş yılların Siirt’i) Ramazan-ı Şerif ile ilgili bir hayli etkinlikler vardı. Meselâ sahura yakın

(TABOR)

çalınırdı. Güzel sesli müezzinler,

MİNARELERDEN SİİRTÇE KASİDELER OKUR SALAVAT-I

ŞERİFELER GETİRİRLERDİ.

Okunan kasideler genellikle Şeyh-el Hazin, Şeyh el Hattap, şeyh Celaleddin gibi zevatlar tarafından yazılmış olanlardı. Maalesef, bu gibi etkinlikler şimdi bir nostalji olarak, o yılları yaşayanlar ve hatırlayanlar tarafından anlatılmaktadır.

TABOR

geleneğinin yalnız Tillo ilçemizde sürdürüldüğü ve sahur vakti özellikle İbrahim Hakkı Hazretlerine ait ilahilerin minarelerden seslendirildiği belirtilmekte.

Geçmiş yıllarda, teravih namazını müteakip söylenen Siirt’e has güzel deyişler vardı. Her dört rekatın sonunda cemaat tarafından birlikte söylenen bu güzel deyişler artık terk edilmiş gibidir. Galiba, bu deyişlerin hala uygulandığı bir-iki cami var.

YA HENNEN, YA MENNEN, YEZEL CUDİ VEL İHSEN

SEBBİT KALİBNE EL İMEN, NIRCİ AFVIK VEL ĞUFRAN

YE MUEYYED, YE MUBECCED İŞFELENE FİL MİZEN

MARHABA, MARHABA ŞAHAR RAMAZAN MARHABA

MARHABA, MARHABA ŞAHAR ISYAM MARHABA

EVVEL HU, AHİR HU, ZAHIR HU, BATIN HU

KUL YE HU YE HU, YE MEN HU

HAK LEİLEHE İLLEHU SALLALA VESELLEM

ELE NUR İNNEBİ AHMEDEL MUSTAFA SEYYİDİL MURSELİN

HAK LEİLEHE İLLALLAH MUHAMMED RASULULLAH

VE İLEHUN VEHİDUN EHEDÜN SAMADA VE HEYYUN KAYYIMUN

Bir farkla ki, dördüncü ve beşinci mısralardaki

“MERHABA”

kelimesinin yerine, genelde Ramazanın onbeşinden sonra

“ELVİDEH”

kelimesi kullanılırdı. Yani, ilk onbeş gün

“MERHABA”

faslı ile karşılanan Ramazan-ı Şerif, son onbeş gününde ise

“ELVEDA”

denilerek uğurlanırdı. Bir de:

ŞEFİ-İL ĞALKİ FIL MAHŞAR

MUHAMMED SAHİB-İL MAMBAR

EBUBEKİR, IMAR, ISMEN

İMEM-İL MÜTTEKİN HAYDER

Şeklinde yine teravih namazında söylenen deyişler olduğu anlatılmaktadır. Bu deyişteki

(HEYDER=HAYDAR)

ismi bilindiği gibi dördüncü Halife Hazret-i Ali’nin unvanlarındandır.

Arapça

kökenli bu kelime Türkçede

ARSLAN

anlamına gelmektedir.

Ayrıca ilk dört rekat sonunda

HAZRET-İ

MUHAMMED’İN

, ikinci dört rekatın sonunda (sekizinci rekat)

HAZRET-İ EBUBEKİR’İN,

üçüncü dört rekatın sonunda (onikinci rekat)

HAZRET-İ ÖMER’İN,

dördüncü dört rekatın sonunda (onaltıncı)

HAZRET-İ OSMAN’IN

ve beşinci dört rekatın sonunda (yirminci)

HAZRET-İ ALİ’NİN

adının zikredildiği deyişler okunurdu.

Keşke Siirt’e has bu özellikler kültürel bir miras olarak sahiplenilse ve sürdürülseydi.

Yazarın Diğer Yazıları