Mübarek Ramazan ayını idrak ettik. Ramazan ayı, oruç ayı, FİTRE VE ZEKAT AYI. Ramazan ayına mahsus bir de TERAVİH namazı var.
Geçmiş yıllarda Ramazan davulunun büyük önemi vardı. Hani, uyuyanları sahura vaktine uyandırmak için geçmiş yıllarda devreye sokulan, günümüzde artık bir gelenek olarak uygulanan yöntem. İşin doğrusu, günümüzde Ramazan Davuluna ihtiyaç yok. Çalar saati, akıllı telefonu ayarlıyorsun, istediğin dakikada uyarıda bulunur. Davul işi artık nostalji olmak durumunda. Hem, eski Ramazanları anımsıyorum da, davulcular, daha imsak vaktine daha 2 saate yakın zaman varken göreve başlarlardı. Bu arada, Ramazan manileri söyleyen davulcular olurdu. Yani, nostaljisi olmazsa, davulun artık pek bir fonksiyonu yok!
Evet, Ramazan ile birlikte çok değişik bir ortama girdik. Lokantalar, çayhaneler, kahvehaneler gündüz vakti kapanırken, iftarla birlikte sahura kadar açık. İftar sofraları düzenlenmekte, zekâtlar, fitreler dağıtılmakta. Camilerde, evlerde Kur’an-ı Kerim okunmakta. Mukabeleler düzenlenmekte. Kimi camilerimizde öğle, kimi camilerimizde ikindi namazını müteakip mukabeleler var. Başka illerde var mı bilmiyoruz ama Şehrimizdeki camilerde, mescitlerde Ramazan ayı boyunca her gün bir cüz okunarak, Ramazan ayı sonunda Kur’an-ı Kerim’in Hatimesi yapılmakta.
Bu arada, televizyonlarda Ramazan programları düzenleniyor. Hoca Efendilerimiz gitmiş de görmüşler gibi cenneti, cehennemi anlatmakta! Orucun ne kadar yararlı bir ibadet olduğunu vurgulamakta.
Tabii, bütün bunları yapanlar yanında, oruç tutmayanlar, namaz kılmayanlar mutlaka vardır. İbadetin gizlisi makbul olduğu gibi, kabahatin gizlisi de iyidir. Ramazan ayında hoş karşılanmayacak davranışlar sergilemek oruç tutmayanlar olsa bile aşikâre yemek yemeleri, su sigara vesaire içmeleri elbette hoş karşılanmaz. Orucun en makbul ibadetlerden olmasının bir sebebi ise oruç tutmayıp, oruçlu görünmenin mümkün olmasından kaynaklanır. Oruç tutmasanız bile kimselerin önünde su içmez, yemek yemez ve oruç tutmadığınızı söylemezseniz, oruç tuttuğunuzu zannedebilirler! Ya da, oruçlu olduğunuzu söyleyip, gizli-gizli yemek yemenizin, su içmenizin imkânı vardır. Bu bakımdan,
(Oruçta riya yoktur)
buyrulmuştur.
Herkesin dini kendisinedir. Bunun için, oruç tutanlara da, oruç tutmayanlara da karışmamamız gerekir. Ancak, oruç tutmayanların, oruçlular yanında yemek yemeleri, su içmeleri biraz da edep noksanlığından kaynaklanan bir durumdur. İbadet edenlerin, ibadetlerine saygılı olmak gerekir.
İslamiyet’in ilk yıllarından beri Müslüman oldukları halde hep oruç tutanlar ve tutmayanlar olmuştur. Her zaman diliminde de olacaktır. Herkes kendisinden sorumludur. Her koyun kendi bacağından asılır. Bu açıdan kimsenin namazına da, orucuna da karışmamamız gerekir! Ancak, çok samimi olanlar birbirlerini tatlı dille ikaz edebilirler!
Bu arada hastaların, yolcuların, savaşta olanların, terörle mücadele etmek için siperde bekleyenlerin oruç tutmaları sakıncalı ve hatta dini açıdan mekruh olabilir. Zaruret durumunda bilahare kaza etmek üzere oruç tutmamak dinimizin cevaz verdiği durumlardandır.
Ramazan orucunun ve eklediği yüklerin ifadesi olması açısından meşhur İranlı Şair Ömer Hayyam’ın bir rubaisinin tercümesini okuyucularımıza sunarak yazımızı noktalıyoruz:
GELİVERDİ RAMAZAN DA ŞAŞIRIP KALDIK
İÇKİ, SEVDA PERHİZİNDEN GAMA DALDIK
ALDIĞIMIZ İÇKİLERİ İÇEMEDİK
BULDUĞUMUZ YOSMALARI BOŞA SALDIK