Siirtli taze Hoca, bir köye imam olarak atanmış. Her Cuma günü güzel hutbeler veriyormuş. Bir gün köyün hem ağası, hem en zengini olan
“PİRUN”
adındaki kişi, kimsenin olmadığı bir sırada Hocanın yanına gitmiş. Hoca’ya kızgın olduğu hâl ve tavrından belliymiş. Sebebini de şöyle açıklamış:
-“Bak Hoca Efendi, güzel hutbeler veriyorsun amma, hutbede Ebubekir, Ömer, Osman, Ali, Hasan, Hüseyin, Hamza, Abbas diye bir takım isimler sıralıyorsun. Oysa, bu köyün hem ağası, hem en zengini benim, bundan sonra, vereceğin hutbelerde benim de adımın geçmesi lâzım."
diyerek sitem etmiş.
Siirtli uyanık Hoca, adamın cahil olduğunu anlayarak fırsatı değerlendirmiş:
-Doğru diyorsunuz da, bu iş karşılıksız olmaz. Adının hutbeye girmesini istiyorsan, 30 koyun vermen VACİP’TİR
demiş.
Zengin ve cahil ağa:
-30 koyunun ne kıymeti var. Tamam, gel koyunları al ve bu Cuma hutbesinden itibaren adımı hutbede oku
demiş.
Zengin ve cahil ağanın koyunlarını alan uyanık Siirtli Hoca, Cuma günü minbere çıkmış. Ve sıra bazı ashabı kiram ile aşere-i mübeşşirinlerin adlarının sıralandığı kesime gelince sonun şöyle bir ilâve yapmış:
-PİRUN, PİRUN! AFAROK FIN NAR U AMİSOK BASİRUN!
“Pirun, Pirun, yerin cehennem, gömleğin ateşten olsun!”
Anlamına gelen bu ifâdeyi kullanması üzerine, o gün tesadüfen o köyde bulunan ve Cuma hutbesinde hazır bulunan bir başka Siirtli Hoca hemen müdahalede bulunmuş:
-ME KISSIMINE FIL ĞUTBETİ PİRUN, PİRUN!
“Hutbelerde, Pirun, Pirun diye bir şey işitmedik!”
diyerek ikâz etmiş.
Hutbeyi veren Siirtli Hoca çaktırmadan, Hoca olduğunu anladığı meslektaşına üstü kapalı bir mesaj vererek söylenmiş:
-ISKIT YE EYYUHESSEKİTUN! ATAVNA SELESİN VİHDE MİN EHLİLİKRUN. ŞANOK IL AŞRA, U ŞENNEL IŞŞUN!
“Ey sükut ehli, sükut et. Bize 30 tane boynuzlulardan verdiler. On’u senin, yirmisi bizim olsun!”
anlamında.
Mesajı alan misafir Hoca, teklifi kabul ettiğini belirtmek için söylenmiş:
-Âmin, velhemdulillehi Rabbil Âlemin!