Cüneyt Arıtürk

PETROL SAVAŞLARI VE BÖLGEMİZ!

Cüneyt Arıtürk

Güneydoğu Bölgemizin, petrol zengini olduğu bir gerçektir. Ortadoğu’da koparılan fırtınaların gerçek sebebi budur. ABD ve AB ülkelerinin Türkiye’yi bölmek peşinde olmalarının asıl sebebi, zengin petrol yataklarına konmaktır.

Daha, 1940’lı yıllarda Batman’da Raman sahasında petrol bulunmasından sonra, bazı yabancı şirketlerin Bölgemizi adım, adım taradıkları ve petrol aradıkları bilinmektedir. Bölgemizin birçok illerinde zaman-zaman petrol aramaları yapılmış birçok sahalarda zengin petrol yataklarının bulunduğu ortaya çıkarılmıştır. Bölgemizde yabancı ülkeler tarafından tezgâhlanan oyunların en önemli sebeplerinden biri de zengin petrol yataklarının varlığıdır. Eruh ve Sadah yörelerinde bulunan petrol yatakları umut vericidir.

Şırnak'ın Gabar Dağı

'nda yapılan sismik ve sondaj çalışmaları sonrası her gün yeni bir rezerv keşfediliyor. Bölgede, 2022 yılında çalışmalara başlayan ve 2023 yılında Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPO) sondaj çalışmaları sonucu petrol bulundu.

Yurdumuzda ekonomik ve ticari anlamda ilk petrol daha önce Siirt’e bağlı bir köy durumunda olan İluh’un, Raman yöresinde bulunmuştu. Bu bölgenin jeolojik etütlerine 1934 yılında başlanmış etütler, 1937 ve 1938 yıllarında da sürdürülmüştü. 24 Temmuz 1939 tarihinde Raman Dağının Maymune Boğazında Raman-1 kuyusunda sondajlara başlanmış, bu kuyuda 20 Nisan 1940 tarihinde 1048 metre derinlikte petrole rastlanmış, kuyu 1052 metrede 3 Haziran 1940 tarihinde tamamlanarak pompa ile üretim yapılmaya başlanmıştı.

Yine bölgemizde Diyarbakır’a bağlı Eğil İlçesi Taşdam Köyü yakınlarında 1800 metre derinlikte 26 gravitelik petrol yatağı bulunmuştur. 16 Milyon varil olarak tahmin edilen bu rezerv, bölgemiz ve İlimiz açısından da ümit vericidir.

Geçtiğimiz yıllarda İlimizin Pervari İlçesi yöresinde açılan OKÇULAR-1 KUYUSUNDA petrol bulunmamasına karşılık, umuyor ve temenni ediyoruz ki, Bölgemizde çalışmalara ciddi bir şekilde devam edilirse, PETROL BULUNACAKTIR. TPAO’nun, bölgemizin geçmiş yıllarda yabancı şirketlerin arama yaptıkları sahalara özellikle yönelmesi halinde yeni petrol yataklarına ulaşılacaktır.

Şimdi de, TPAO’nun İlimizde ve Batman’da 3 sahada petrol araması için ruhsat alması, elbette ki sevindiricidir. Petrol arama çalışmalarının sadece TPAO gibi milli kuruluşlara yaptırılması gerekir. Bu konuda yuları yabancı şirketlere kaptırmamak gerekir.

Evet, petrol zengini yöremizde ABD ve AB’ın oyunlarına özellikle dikkat edilmeli ve Ortadoğu genelinde kurulan tezgâhların perde arkasının

PETROL SAVAŞLARI

olduğunu asla aklımızdan çıkarmamalıyız.

DİNDAR VE KİNDAR!!!

Dindar olan, kindar olamaz; kindar olan da dindar olamaz. Dinimizin en önemli özelliğinden biri şüphe yok ki hoşgörüdür.

Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)

dindarlıkla, kindarlığın uyuşmadıklarının en güzel örneğidir. Amcası Hazret-i Abbas’ı Şehit eden VAHŞ ile, mübarek ciğerlerini çiğneyen HİND’İ bile affeden Peygamberimizin bu davranışı, dindarlıkla, kindarlığın asla uyuşmadıklarının delili değil midir!

Tabii, örnek sadece bu değildir. Misalleri çoğaltmak mümkündür. Bir örnek daha verelim. Taif’e gittiklerinde, çocuklar tarafından taşlattırılması üzerine huzuruna gelen

CİBRİL’İ EMİN’İN (Eğer istiyorsan, Taif’i iki dağ arasında sıkıştırır, yok ederiz)

diyerek, Taif halkını cezalandırma isteğinde bulunması üzerine Peygamber Efendimizin buna müsaade etmeyerek

(Umulur ki, bu Şehrin halkından ileride İslam diniyle şereflenenler olacaktır)

buyurarak müsaade etmemesi, dindarlıkla, kindarlığın asla uyuşmadıklarının kesin kanıtları değil mi! İnsanlar olarak her an için hata yapıyoruz, günah işliyoruz. Hatta

ALLAH (Celle Celelühü)

korusun, küfre düşenlerimiz oluyor.

Yüce ALLAH

dilerse, anında cezalandıracak amma, hemen cezalandırmıyor. Tövbe etmelerine fırsat bırakıyor. Tövbe edenlerin, tövbelerini kabul ediyor. Nitekim, aşırı derecede küfür içindelerken, bilahare ihtida ederek en iyi dindarlar arasına katılanlar dün de vardır, bugün de var. Yarın da olacak!

Bir Devlet büyüğümüzün bir zamanlar

“Dindar ve kindar bir nesil

yetiştireceğiz”

dediklerini anımsadım da, böyle bir yazıyı kaleme almak ihtiyacını hissettim. Evet, gerçek olan şu ki

DİNDAR OLAN, KİNDAR OLAMAZ; KİNDAR OLAN DA, DİNDAR OLAMAZ!

Yazarın Diğer Yazıları