Her başarılı liderin, komutanın ve padişahın arkasında hep bir bilge kişi (öğretmen) olmuştur. Tarih, bunun örnekleriyle doludur. Özellikle Türk ve İslâm tarihi bu açıdan çok zengindir.
Tarihe mühür vuran Türk Hakanların yanlarında
DEDE KORKUT’LAR, AK ŞEMSEDDİNLER,
MOLLA GÜRANİLER, MOLLA HÜSREVLER
,
İBN-İ KEMALLER
hep vardır. Onların kötülük yapmalarını engelleyen, iyiliğe, doğruluğa yönlendiren bilge kişiler hep olmuştur. Tarihimiz bu örneklerle doludur. Aslına bakarsanız, bugün Cumhurbaşkanlığı baş danışmanlıklarına atanan kişilerin de bu görevi yapmaları gerekir.
Selahaddin-i Eyyübi’yi, Filistin’i zaptetmeye yönlendiren Gazalidir. Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Osman Bey dönemindeki bilge kişi ŞEYH EDEBALİ’DİR. O Şeyh Edebali ki
“İnsanı yaşat ki, Devlet
yaşasın”
diyerek, bugüne kadar bu konuda en güzel ifadeyi kullanan kişidir.
Fatih Sultan Muhammed Han’ın Hocası Akşemseddin’dir. Molla Gürani’dir. Molla Hüsrev’dir. Gerçekte, İstanbul’un mânevi Fatihi Akşemsettin’dir. Yavuz Sultan Selim’in, İbni Kemal’i vardı. Hani, atının nalından sıçrayan çamur Padişahın kaftanına gelince, Yavuz’un
“Âlimlerin atlarının ayaklarından sıçrayan çamur, bizim kaftanımızın süsüdür”
dedirten İbni Kemal.
Mustafa Kemal ATATÜRK’e de, dehasını
keşfederek “KEMAL”
adını veren
“MUSTAFA” adındaki muallimidir.
Sözün özü, gerçekten de her büyük liderin, kumandanın, padişahın arkasında bir bilge kişi (öğretmen) vardır. Zaten, dünya dönmeğe devem ediyorsa, bu bilge insanların yüzleri suyu hürmetinedir. Arapça’da bir deyim vardır.
“ĞULYET,
BULYET”
denilir. Yani, dünyada gerçek bilge kişiler yok olduğu zaman, kıyamet zamanıdır…
ANEKDOT
Osmanlı İmparatorluğunun kudretli Padişahlarından Yavuz Sultan Selim Han, seferlere çıktığında bilge adamlarını da beraberinde götürür, onlarla istişarelerde bulunurdu.
Mısır Seferi yapıldıktan ve başarıyla tamamlandıktan sonra dönüş yolunda Hocası da olan Şeyh-ül İslam İbn-i Kemal’in atının ayağından çamur sıçrar ve başka yer yokmuş gibi sıçrayan bu çamur, Padişahın kaftanına yapışır. İbn-i Kemal mahcup olup, atını geriye çekerek ne yapacağını şaşırmış durumdayken Yavuz Sultan Selim Han ona dönerek tarihe geçecek şu meşhur sözü söyler:
-Üzülmeyiniz Hocam, üzülmeyiniz. Âlimlerin atının ayağından sıçrayan çamur, bizim için ziynettir, süstür ve şereftir. Vasiyet ediyorum, bu çamurlu kaftanım, vefatımdan sonra sandukamın üzerine örtülsün!..
İlme, ilim adamlarına ve dolayısıyla Hocasına (öğretmenine) duyduğu saygıyı sevgiyi vurgulamıştır. Yavuz Sultan Selim Han'ın bu vasiyeti yerine getirilmiştir.