Cüneyt Arıtürk

MİNARELER VE HOPARLÖRLERİ, İSLAM DİNİN KUTSALI DEĞİLDİR!

Cüneyt Arıtürk

Son günlerin en çok tartışılan konuları arasında İzmir’de merkezi sisteme bağlı minare hoparlörlerinden gizli bir el tarafından ve provokasyon amaçlı olduğuna şüphe olmayan müzik yayınları gerçekleştirilmesidir.

Öncelikle belirtmekte yarar vardır. Ne minare, ne ezan okunmak için minarelere takılan hoparlörler, hiçbir şekilde İslam dinin kutsallarından değildir. Ne

Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun)

ne de

ÇAR YAR-I GÜZİN

(İLK DÖRT HALİFE)

döneminde de minare yoktu. Mescid-i Nebevinin damına çıkılarak ezan okunurdu. Amaç, namaz vaktinin duyurulmasıydı. Namaz zamanı haricinde, önemli toplantılar ve istişareler için de müminlerin aynı şekilde mescide davet edildikleri olurdu. Mescid-i Nebevi, aynı zamanda bir istişare merkezi, teşbihte hata olmasın önemli kararların alındığı bir nevi meclisti.

Peygamber Efendimizin dönemini anlatan (ÇAĞRI) filmini dikkatle izleyenler anımsayacaklar, namaz zamanı dışında müminlerin toplanması için aynı uygulamaya gidilmiş, vakitsiz ezan sesini duyan müminler (önemli bir istişare var) diyerek mescide koşuşmuşlardı. Bu demektir ki, minareleri sadece ezan için değil, başka amaçlarla da kullanmak caizdir.

Örnek olarak yazalım. Meselâ çok sayıda yaralının olduğu bir olay meydana gelmiştir, şiddetle ve acil olarak kana ihtiyaç vardır. Minarelerin hoparlörlerinden kan ihtiyacının duyurulmasında sakınca olabilir mi! Ya da sel tehlikesi, deprem tehlikesi yaşanmıştır. İnsanları belirli sığınaklar konusunda minarelerden yönlendirmenin sakıncası var mı! Örnekleri çoğaltabiliriz. Yani, yorumumuzun başlığında  belirttiğimiz gibi minareler ve minare hoparlörleri asla dinimizin kutsallarından değildir.

Hicretin ilk yıllarında namaz vakitlerinin bildirilmesi için boru çalmak, ateş yakmak, kiliselerde olduğu gibi çan kullanmak bile gündeme gelmişti. Müslümanlar namaza davet konusunda bir arayış içindeyken Hz. Abdullah bin Zeyd, rüyasında namaza insan sesi ile çağırıldığını gördü ve rüyasını Hz. Peygambere anlattı. Peygamberimiz bu ifadeleri çok beğendi ve "Gördüğünü Bilal'e öğret; çünkü onun sesi güzeldir." buyurdu. Hz. Bilal, Medine'nin en yüksek yerine çıkarak öğrendiklerini okudu. Sabah namazında ilave edilen

(ES SALAT-U HAYRU MİNEN NEVM = NAMAZ UYKUDAN HAYIRLIDIR)

ise Bilali Habeşi’nin ezanın sözlerine ilavesidir.

Ancak, şunu belirtmekte de yarar vardır. Minare ve ezan zaman içinde İslam diniyle bütünleşmiştir. Başka memleketlere gittiğimizde namaz kılmak için bir cami aradığımızda gözlerimiz önce bir minare arar. Arapça ezan da bir PAROLA hükmüne girmiştir. Dünyanın neresinde olursanız olunuz, Arapça ezan okunduğu zaman, namaz vaktinin girdiğini anlarsınız. Sözün özü minare ve ezan, İslam dininin kutsalları olmamakla birlikte, işlevleri açısından dinin birer sembolleri haline dönüşmüşlerdir. Gerektiği zaman minarelerden toplumsal amaçlı mesajların verilmesinde de dinen hiçbir sakınca yoktur…

Yazarın Diğer Yazıları