MİLLİ EĞİTİM ESKİ BAKANLARINDAN HEMŞERİMİZ HÜSEYİN ÇELİK'İN CUMHURBAŞKANINA AÇIK MEKTUBU
Cüneyt Arıtürk
Gazetemizin 18 Şubat tarihli sayısında “Üniversitelerde uzak eğitim ve yurtların depremzedelere tahsis edilmesi konusunda” başlığıyla Üniversiteler için alınan kararın yanlış olduğunu vurgulamış ve bu karardan geri dönülmesi gerektiğini vurgulamıştım. Öğrenci yurtlarının depremzedelere tahsisi için de olsa Üniversitelerde uzaktan eğitime geçilmesi elbette çok sakıncalar içermektedir. Nitekim bu konuda yetki sahibi olmakla müseccel ve AKP’nin de kurucularından olan Milli Eğitim eski Bakanlarından Hemşerimiz Doç. Dr. Hüseyin Çelik de üniversitelerde yıllarca öğretim görevlisi olarak hizmet vermiş biri olarak, durumun vahametine binaen konuyla ilgili Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a AÇIK MEKTUP yazmak ihtiyacını hissetmiştir.
Hüseyin Çelik’in Van doğumlu olmakla birlikte ailesinin aslen Gökçebağ (Civanikan) beldemiz halkından olduğunun da bu arada altını çizelim.
İşte, Hemşerimiz Hüseyin Çelik’in, Sayın Erdoğan’a yazdığı açık mektup: "Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi ile ilgili alınan karardan dönülmesi gerektiğini zatiâlinize ve kamuoyuna saygı ile arz ederim. Bilir ve takdir edersiniz ki, yanlıştan dönmek erdemdir.
Sayın Cumhurbaşkanım, deprem felaketinden dolayı ülke çapında bütün üniversitelerimizin uzaktan eğitime geçirilmiş olması vahim bir hata olmuştur. Bu millet, Birinci Dünya Savaşı'nda dokuz cephede savaşırken bile tek üniversitesi olan İstanbul Darülfününu'nu kapatmamıştır. Eski bir Milli Eğitim Bakanı, kırk yıllık bir öğretim üyesi ve dünyadaki en iyi üniversiteleri yakından bilen birisi olarak söylüyorum ki, bu uygulama, telafisi mümkün olmayan yaralar açacaktır.
Zaten pandemiden dolayı doğru dürüst üniversite yüzü görmeyen öğrencilerimiz, bir şekilde okullarını bitirecekler ama karşımıza diplomalı ancak mesleki bilgi ve beceriden yoksun mezunlar olarak çıkacaklardır. Yazıktır, günahtır! Ülkemizde, örgün eğitime devam eden üniversite öğrenci sayısı yaklaşık 4 milyondur. KYK'nin yurt kapasitesi ise sadece 850 bin kişiliktir. Yani üniversite öğrencilerimizin sadece yüzde 25'i KYK yurtlarında barınmaktadır. Hal böyleyken bütün üniversitelerimiz hangi mantıkla uzaktan eğitime geçirilir? Daha önce de belirtmiştim. Yurtlardaki iki kişilik odalar 4'e; 4 kişilik odalar 8'e çıkarılarak ve gerekirse ranza sistemine geçilerek yurtların yarı kapasitesi boşa çıkarılıp depremzedelere tahsis edilebilir. Mademki milli bir felaketle karşı karşıyayız, herkes gibi üniversite öğrencilerimiz de paylarına düşen fedakârlıktan eminim ki kaçınmayacaklardır.
Sayın Cumhurbaşkanım, 12 Eylül darbesini yapan militarist zihniyetin tüm üniversiteleri kışla nizamına sokmak için kurduğu YÖK, bugünkü kafa ve işleyişiyle kesinlikle yükseköğretimimize zarar vermektedir. Onlarca rektörle konuştum, YÖK başkanının kendilerini, aykırı bir görüş serdetmemeleri ve kesinlikle örgün eğitim yapmamaları hususunda aleni olarak tehdit ettiğini ifade ettiler. Kısa vadede YÖK'ün Milli Eğitim Bakanlığı'yla ilişkili bir kurum haline getirilmesi, orta vadede ise bu kurumun demokratik ve gelişmiş dünya ülkelerindeki benzeri kurumlar haline getirilmesi elzemdir. YÖK başkanı, bunca işleriniz arasında Cumhurbaşkanlığı makamıyla bir ayda kaç kere görüşme şansı bulabilir ki?
Depremden etkilenen illerimizdeki üniversite öğrencilerine ve bölgeden olup da diğer 70 ilimizde okuyan öğrencilerimize elbette kolaylıklar sağlanmalıdır. Ancak mevcut uygulama, öğrencilerimize değil, YÖK'e kolaylık sağladığı için zatiâlinize teklif edilmiştir. Lütfedip konuyu YÖK Başkanı'na değil de yağcılık ve tabasbus yapmadığından emin olduğunuz rektörlere sorun. Eminin ki, size arz ettiklerim dışında bir şey söylemeyeceklerdir. Üniversitelerin uzaktan eğitime geçmesi ile ilgili alınan karardan dönülmesi gerektiğini zatiâlinize ve kamuoyuna saygı ile arz ederim. Bilir ve takdir edersiniz ki, yanlıştan dönmek erdemdir."
Ne diyelim, aklın yolu birdir…