Mezar taşları ilginçtir. Bazılarının üzerlerinde yazılanlar birer edebiyat şaheseridir. Geçmiş yıllara ait çoğu mezar taşlarında dörtlükler yer alır. O mezarlarda yatan şahısların dillerinden nakledilen şiirler. Geçmiş yıllarda, mezarlıklardaki bu dörtlüklerle
TARİH ATILIRDI.
Arap harfleri, aynı zamanda rakam olarak kullanılırlar. Genelde, mezar taşlarındaki dörtlüklerde doğum ve ölüm tarihini belirten kelimeler vardır.
Zevye Mezarlığını ziyaret ederken, üzeri Arapça (Osmanlıca) yazılı mezar taşları gördüm. Tarihi olarak korunmaları gereken Mezar Taşları da genelde bu Osmanlıca olarak ve Arap Harfleriyle yazılmış olanlardır. Bir zamanlar Milli Eğitim Şurasında, Liselerde Osmanlıcanın zorunlu ders olması istenmişti. Şurada Osmanlıcanın liselerde zorunlu olmasını isteyenlerin öne sürdükleri sebeplerden biri de buydu. Deniliyordu ki
(İnsanlarımız, atalarının mezar taşlarında yazılanları okuyamıyorlar!)
Mezar taşlarında neler yazıldığını okumak iyi de, sırf mezar taşlarında neler yazılıdır diye Osmanlıca öğrenmeyi liselerde zorunlu ders olarak uygulamaya koymak ne derece doğrudur, bunun tartışılması gerekir.
Günümüzde, mezar taşlarının kitabeleri de artık Latin harfleriyle yazılıyor. Bu açıdan, sadece geçmişte yazılı olanları okumak açısından haftanın 3-4 saatini Osmanlıcaya tahsis etmenin gereği var mı! Hem, bazı fakültelerde, Örneğin Fen Edebiyat Fakültelerinde Osmanlıca temel derslerden biridir. Ayrıca, İmam Hatiplerde ve İlahiyat Fakültelerinde de Arapça dersleri vardır. Zaten, Osmanlıca da Arapça harflerin, Türkçe için kullanılma durumudur. Yani, varsa dedelerinin mezar taşlarını okutmak isteyen, rahatlıkla bu arzusunu tahakkuk ettirebilir.
Aslında, gerçek niyet başkadır. Açık bir şekilde,
(herkes Kur’an Okusun istiyoruz)
denilirse, daha gerçekçi olur. Çünkü Osmanlıca okuma, yazmayı öğrenen Kur’an-ı Kerimi de rahatlıkla okuyabilecek demektir.
Osmanlıca (Arapça) harflerle eğitim-öğretim verildiği zaman bu ülkede okur-yazar oranı sadece yüzde 5’ti. Latin harfleriyle birlikte oran yüzde 95’e çıktı. Latin harfleri, medeni olarak tanımlanan bütün ülkelerin kullandıkları harflerdir. Avrupa medeniyetine entegre olmak açısından eğitim ve öğretimin Latin harfleriyle sürdürülmesi zorunludur.
Mezar taşlarındaki kitabeleri okumak için Osmanlıca öğrenmek ve bunu liselerde mecburi derse dönüştürmek bu açıdan mantıksızdır.
Hem size söyleyeyim mi, aslında mezar taşları İslam dininde harama yakın günahtır. İslam Dininin Merkezi olarak kabul edilen Mekke’ye, Medine’ye gidenler bilir. Sahabelerin bile mezar taşları yoktur. Mezarlar, topraktan en çok bir karış yükseklikteki taşlarla çevrilidirler. İhtişamlı, kubbeli mezarları, türbeleri hiç mi, hiç bulamazsınız!
Hem, mezar taşlarındaki kitabeleri okumak bir ihtisas işidir. Öyle, her Osmanlıcayı öğrenenin becereceği bir iş de değildir.
Mezarlarla uğraşmayı, bu konuda mütehassıslara bırakalım da, ilim yarışında derece almak için fezalarla uğraşalım, ay’a, yıldızlara araç göndermeye odaklanalım. Dinimizin emri de budur…
Bugün böyle bir yazı yazmak gereğini nereden duydum derseniz, ona da açıklık getireyim. Yeni Türk Harflerinin kabulü 1 Kasım 1928 tarihinde gerçekleştirilmişti.