Cüneyt Arıtürk

MART AYI, DERT AYI!

Cüneyt Arıtürk

Mart aylarının ilk haftası yani 1-7 Mart arası (Deprem Haftası), (Yeşilay Haftası) ve (Girişimcilik Haftası) etkinliklerinin yer aldığı günlerdir. Bahar mevsiminin ilk ayı Mart ayıdır. Cemrelerin ilk ikisi Şubat ayında havaya ve suya düştü. Üçüncü cemre 6 Mart’ta toprağa düşecek ve cemrelerin düşmeleri tamamlanmış olacak.  Mart’la ilgili atasözleri vardır. Türkçede olduğu gibi yerel lisanımız

SİİRTÇE’DE

de Mart’la ilgili söylenmiş atasözleri bulunmaktadır. Çünkü bu ay, gerçekten özellikli bir ay.

“Mart kapıdan baktırır, kazma-kürek yaktırır.”

Mart ayı ile ilgili söylenmiş Türkçe deyimlerin en meşhurudur.

Mart ayı havaların gel-git gibi yaşandığı gâh soğukların, gâh bahar mevsiminin hâkim olduğu bir aydır. Geçmiş yıllarda yakacak olarak odun yakıldığı dönemlerde genelde Mart ayında yakacaklar tükenir, yakacak sıkıntısı çekilmeğe başlanır, bu yüzden zor durumlara düşülür, evde bulunan kazma-küreklere ait sapların bile yakıldığı olurmuş!

Şimdilerde kalorifer var. Yakıt olarak doğalgaz kullanılıyor. Doğalgaz, kısmen de olsa şehrimize de girmiş bulunmaktadır. O da olmazsa, elektrik sobaları hazır. Gerçi, yaktıkları enerji kadar, parasal açıdan gönülleri de yakıyorlar amma neyleyelim ki, soğuklar dayanılmaz olunca klimalar, ufolar ve diğer elektrikli yakıt araçları da devreye giriyorlar.

Bir de

“Mart`ta yağmaz, Nisan`da dinmezse sapanlar altın olur.”

şeklinde söylenmiş bir deyimimiz bulunmaktadır.

Mart ayı gerçekte netemeli bir aydır. Bu ayda yağmurun yağmasının, ürünler için hiç de iyi olmadığı söylenir. Nisan ise havaların artık gerçek anlamda ısınmaya başladığı aydır. Bu ayda yağacak bol ve bereketli yağmur, ürünler için oldukça faydalıdır, verimi artırır ve çiftçiyi son derece memnun eder.

Siirt’çe atasözlerimiz elbette yılların tecrübesi olarak ortaya çıkmıştır. Mahalli takvimimizde Mart ayının ilk yarısı da Şubat’a dahil sayılır. Siirt’çe lisanımızda özellikle

AZBAT

olarak adlandırılan Şubat ayı için söylenen deyimler ve sözler bu açıdan Mart ayı için de geçerlidir.

“AZBAT KIL VEDDE IMMU SEBEH KARRAT ĞESEL IL HEVİS U KIRRADDA”

şeklindeki deyim, Şubat ve Mart aylarının karakterini en iyi şekilde dile getiren bir deyimdir. Anlamı şudur.

“ŞUBAT ANNESİNİ 7 DEFA ÇAMAŞIR YIKAMAK İÇİN GÖTÜRMÜŞ, YIKATMADAN GERİ GETİRMİŞ!”

Deyimin açıklaması şu. Eskiden, evlerde su olmadığından, çamaşır yıkamak için su kenarlarına gidilirmiş. Kadınlar,

“Hava güzel, çamaşır yıkamaya gidelim”

diyerek çamaşırları toplar yola koyulurlar, daha yoldayken bir de bakarlar ki, yağmur yağmağa başlamış. O yıllarda insanların  meteorolojinin hava tahminleri yapması gibi bir lüksleri de yokmuş. Böylece, bir günde 7 defa çamaşır yıkamaya niyetlenir, geri dönerlermiş.

Evet, geçmiş yılarda Şubat ayının son günleriyle, Mart ayının ilk günlerinde, gün içinde havaların 7 defa değiştiğine çoğu kere şahit olduk. Bir bakıyoruz hava gayet güneşli, tam bir bahar havası. Bir de bakıyoruz, kara kışı aratmayan kar ve yağmur yağışları var.

Bahar iyi, bahar güzel de, son yıllarda artık baharı tehlike olarak görmeğe başlamıştık. Çünkü terör denilen bela baharla birlikte dal-budak salıyordu. Allah’a şükürler olsun ki o günler geride kaldı. Ancak, 2020 yılının Mart ayında başlayan

KORONAVİRÜS SALGINI iki yıla yakındır devam ediyor. Bu beladan ne zaman kurtulacağımız da belli değil!

Mart ayı ile ilgili bir hayli özdeyişlerimiz vardır. Diyebiliriz ki bütün aylardan çok Mart ayı ile ilgili deyimler, zihinlere kazınmıştır. Halen de kullanılmaktadır. Bunun iki sebebi vardır. Birinci sebep, Mart ayının kış ve bahar mevsimleri arasında bir geçiş dönemi olması, ikincisi ise, geçmiş yıllarda Mali yılın 1 Mart itibarıyla başlatılmakta oluşudur. Mart ayının özelliklerini vurgularken bu ay ile ilgili aklımıza gelen deyimleri sözcükleri anımsayalım, anımsatalım istedik. İşte o deyimlerden bazıları:

*(Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır),

*(Mart ayı, dert ayı),

*(Mart çıkmadan, dert çıkmaz),

*(Mart havası gibi),

*(Mart içeri, pire dışarı),

*(Kara kışta kar yağar, Martta yağış olmaz, Nisanda da çok yağmur yağarsa o yıl bol ürün alınır; çiftçinin yüzü güler),

*(Mart kedisi gibi),

*(Mart kuruluk, Nisan yağmurluk),

*(Martta tezek kuruya, Nisanda seller yürüye),

*(Martta yağmaz, Nisanda dinmezse sabanlar altın olur),

*(Mart ayların Çingene’sidir,

*(Mart dokuzunda çıra yak, bağ buda),

*(Mart martladı, tavuk yumurtladı),

*(Mart yağar, nisan övünür; nisan yağar, insan övünür),

*(Martta sürmez, eylülde ekmezsen sabanı bırak),

*(Martta yağmasın, Nisanda dinmesin).

*Mart’ın sonu bahar!

Bu sözlerin, deyimlerin her birinin elbette kendilerine göre açıklamaları vardır.

Geçmiş yıllarda ülkemizde Mart ayı Mali yılbaşının başlangıcı sayılırdı. Yeni yılın bütçesi Mart ayı itibarıyla devreye girerdi. Vergilerin ödenmesi Mart ayında start alırdı. Resmi kurum ve kuruluşların ödenekleri 1 Mart tarihi itibarıyla açılırdı. Bu durum 1983 yılına kadar böyle devam etmiştir. Mali yılın 1 Ocak gününe alınması, 1983 yılında yapılan yasa değişikliğiyle gerçekleştirilmiştir.

Dileriz ki, bu yılın Mart ayı, deyimlerimizdeki olumlu vurgularda şekillenir, rahat ederiz. Değişik yıllarda Mart ayında tarihe mal olan birçok olay yaşanmıştır.

2020, 2021 ve 2022 YILININ Mart ayları ise KORONAVİRÜS ile anımsanacaktır!

Yani bu Mart, diğer Martlardan çok daha farklı.

HİLAL-İ AHDAR VEYAYEŞİLAY HAFTASI

Mart aylarının ilk haftası

YEŞİLAY HAFTASI

olarak da tescil edilmiştir. Bunun için çeşitli etkinlikler düzenlenir. Asıl adı

(HİLAL-İ AHDAR)

olan hafta 1920’de İngiliz işgal güçlerinin İstanbul Limanı’na gemilerle getirdiği binlerce kasa alkollü içkiyi gençlerimize bedava dağıtıp onları zehirlemesine, işgale karşı direnişi kırarak özgürlüklerini ve onurlarını ellerinden almak istemelerine karşı alkollü içkilerle mücadele amacıyla dönemin Şeyhülislam’ı İbrahim Haydarizade’nin himayesinde Dr. Mazhar Osman Uzman ve arkadaşları tarafından Padişahın izniyle 5 Mart 1920’de İstanbul’da

“Hilal-i Ahdar”

(Yeşilay)

adıyla kurulmuştur. 1934’de kamu yararına çalışan dernek olarak kabul edilmiş ve 1946’da Milli Eğitim Bakanlığı Yeşilay’ı eğitici kollar arasına almıştır.

YEŞİLAY HAFTASI

1953’den beri de etkinliklerle kutlanmaktadır.

Günümüzde maalesef içki, sigara ve bunun yanında esrar, eroin, kakoin gibi maddelerin kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve bu gibi zararlı maddeleri kullananların yaşları da giderek düşmektedir. 12-18 yaş grubuna dahil çocukların ve gençlerin kullandıkları ise ucuz olması ve daha kolay tedarik edilebilmesi açısından

TİNER

adı verilen uyuşturucu türleridir.

Tiner, İngilizce thinner (inceltici) sözcüğünden gelmekte olup genellikle yağ bazlı boyaların inceltilmesinde kullanılan organik çözücüdür. Selülozik ve sentetik olmak üzere iki çeşidi vardır. İnşaat sonrası boya kalıntılarının temizlenmesinde kullanılır. Ancak, kokusunun burun yoluyla çekilmesi durumunda uyuşturucu etkisi yapar. Bazı zamk türleri de, aynı etkiyi yapmakta, kokusunun burun yoluyla solunması halinde kişileri uyuşturmaktadır.

Bugün gençlerimiz için en tehlikeli olan da işte adına

TİNER

denilen bu uyuşturucu ve zehirleyici maddedir. Çoğu kere bir özenti olarak başlayan

TİNERCİLİK,

daha sonra büyük sorunlara ve

UYUŞTURUCU BAĞIMLILIĞINA

yol açmaktadır. Bu bağımlılığa düşenlerin ise yaşamları altüst olur. Hayattan kopma noktasına gelirler. Sadece kendilerine değil, çevrelerine zarar vermeğe başlarlar. Özellikle büyük şehirlerde yol kesen, kap-kaç yapan, hırsızlık suçu işleyenlerin büyük çoğunluğunu

TİNERCİ ÇOCUKLAR, GENÇLER OLUŞTURURLAR!

Hayattan, tamamen kopmuş duruma gelen Tinerciler genelde köprü altılarını, yıkık, metruk evleri, yaz mevsiminde parkları, bahçeleri mesken edinirler. Tedbir alınmaması durumunda birer suç makinesine dönüşmeleri kaçınılmaz olur. Tiner iptilası yüzünden nicelerinin katil oldukları bile görülmüştür.

Yeşilay Haftası içinde bulunduğumuz bugünlerde, özellikle çocuk yaşlardaki

TİNERCİLER SORUNUNA

özel bir önem verilmesini anımsatıyoruz.

Biliyoruz ki, Şehrimizde de TİNER İPTİLASINA DÜŞMÜŞ ÇOK SAYIDA ÇOCUKLAR VE GENÇLER VARDIR.

Özellikle, okullara giden çocukların ve gençlerin TİNER BELASINA bulaşmamaları konusunda gereken tedbirlerin alınması dileklerimizle!

ANEKDOT

Osmanlı döneminin ilk psikiyatri uzmanı olan Mazhar Osman’la ilgili  zamanın Gazetecilerinden biri:

-Mazhar Osman delinin biridir!

diye haber yapınca, Mazhar Osman Gazeteye gitmiş ve kendisi ile ilgili yazıyı yazan Gazeteciye şöyle söylemiş:

-Senin bana (DELİ) demen önemli değil! Ama ben senin için (DELİDİR) dersem ömür billah TIMARHANEDEN çıkamazsın!

Yazarın Diğer Yazıları