Cüneyt Arıtürk

MAFYA BABALARI VE SEDAT PEKER!

Cüneyt Arıtürk

Haziran ayının üçüncü Pazar günü

(DÜNYA BABALAR GÜNÜ)dür.

Bizim lügatimizde iki baba vardır. Gerçek baba, öz babamız olan kişidir. Bizim için gerektiğinde canını veren, ayağımıza diken batarsa yüreğine diken batan, evinin koruyucu meleği babadır. Başta babam olmak üzere, bütün aile babalarının Dünya Babalar Gününü yürekten kutluyorum.

Yüce

Rabbime HAMDOLSUN

Babam için göğsümü gere-gere

(Adam gibi adam, işte bu berim babam)

diyebiliyorum.

Bir de adlarına

(MAFYA BABALARI)

denilen bir takım tıynetsizler vardır. Bunlar genelde büyükşehirlerde çöreklenmiş kimselerdir. Güçlerine göre bir semti, bir mahalleyi, hatta bir bölgeyi haraca bağlamışlardır. Bütün yeraltı işler, onların kontrolünde olur. Meyhaneler, barlar, pavyonlar, genelevleri onlardan sorulur. Uyuşturucu, silah ticareti onların kontrolünde gerçekleşir. Hatta, devletin önemli kademelerine sızmış olanları, hazinenin malını-mülkünü yağmalayanları vardır. Susurluk olayında ortaya dökülen pislikler gibi!

Son zamanlarda, Sedat Peker adını duymayan kalmamıştır. Twetterlere yüklediği videolarla kimi siyasilere meydan okuyor, HATTA TEHDİT EDİYOR. (MAFYA BABASI) olarak tanımlanan ve  sık-sık gündeme gelen Peker KİMİLERİNE GÖRE DE BİR KAHRAMAN!  Adam, devletin üst düzey bürokratlarına açık bir şekilde meydan okumakta, yayınladığı videolarla, kimi devlet büyüklerinin(!) işlediklerini iddia ettiği haltları sıralayıp, dökmekte.

Yayınladığı videolara bakınca, gerçekten de (BİR KAHRAMAN MI, BİR MAFYA BABASI MI) ikilemi arasında gidip geliyorum. Peker’i, (mafya babası) olarak değil de,

(KAHRAMAN)

olarak yorumlayan o kadar hayranı var ki!

İşin gerçeği bu! Babaları seviyoruz, hem öz babalarımızı, hem de mafya babalarını! Oysa, Bu millet ne çekmişse mafya babalarından çekmiştir, çekmeye devam etmektedir. Ancak, halkın gözünde kahramanlaşan MAFYA BABALARI da vardır. Zenginlerden alıp, fakirlere veren ROBİN HOOD gibi!

Sizce, Sedat Peker bir ROBİN HOOD MU!

Sözün özü, bir Devlet, mafya babalarını dize getirememiş ise gerçek anlamda devlet değildir.

Hazret-i Ebubekir’in Halife olduğu zaman cemaate

(En zayıfınızın hakkını, en kuvvetlinize karşı koruyamazsam, bana itaat etmeyin)

dediği gibi, gerçek anlamda MAFYA BABALARINDAN ARINMIŞ bir Devletin vatandaşları olduğumuzu  hissetmek istiyoruz.

ANEKDOT

Geçmiş yıllarda, İstanbul’da fırtınalar estiren

BABA TAKIMINDAN BİR SİİRTLİ,

yine kendisi gibi

KABADIYI TAKIMI

hemşerilerinin davetlerine uyarak, birkaç gün kalmak üzere Siirt’e misafirliğe gelmiş.

O zaman şöhreti, nâmı gazetelerden düşmeyen, barları, pavyonları, şarkıcıları haraca bağlamış olan bu Siirtli ünlü kabadayının Şehrimize geldiğini öğrenenler, oturduğu çayhanenin önünü doldurmuşlar,

ÜNLÜ BABAYI

camekanların dışından seyrediyorlarmış.

O sırada, toplanan kalabalığın sebebini merak eden ve işi hamallık olan Babayiğit bir Siirtli:

-Ne var, ne oluyor?

diye sormuş.

-Duymadın mı, içeride İstanbul’u haraca bağlayan ÜNLÜ KABADAYILARDAN SİİRTLİ  ‘ARAP…….’ Var!”

diye cevap vermişler. Bunun üzerine, gayet güçlü kuvvetli olan ve 200 kilo yükü, tüy hafifliğindeymiş gibi sırtına vurup beşinci kata kadar çıkaran bu hamal hemşerimiz, ünlü kabadayının duyacağı kadar yüksek bir sesle:

-Ulan! ‘ARAP B.K’ dedikleri bu mu? Şimdi, içeriye girip, oturduğu masayı başına geçirmezsem!

demiş.

Neyse ki, etrafında bulunan hemşerilerimiz bırakmamışlar. Amma, kendisine küfredildiğini kulağıyla duyan bu İstanbul’un haracını almakla ünlü kabadayı, yanında oturan Siirtli dostlarına:

-Vallahi, bugün geldiğim gibi, bugün gideceğim! Şimdi, Siirt’te kendi memleketimde, ne idüğü belirsiz bir hamaldan dayak yersem ve bu durum İstanbul Gazetelerine aksederse, benim itibarım beş paralık olur, karizmam çizilir. Hemen, otobüste bana yer ayrılsın. En erken saatte hangi firma, hangi otobüs gidecekse fark etmez!

Demiş. Ünlü kabadayının yanında oturan ve kendileri de, kendi çaplarında kabadayı sayılan dostları, her ne kadar:

-Yahu, cahillik etti. Biz onu çağırır, senden özür diletiriz!

demişlerse de ünlü Baba:

-Yok kardeşim, yok! Bu küfrüne karşı, ya benim kalkıp onu tabancayla vurup öldürmem, ya da Siirt’ten ayrılmam şart, oldu!

Cevabını vermiş. Dediğini de yaparak, birkaç gün kalmak niyetiyle geldiği Şehrimizde, birkaç saat kalarak, aynı gün ayrılmış!

Yazarın Diğer Yazıları