Kütüphane haftasına girdik. Hafta boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenecek kitapların ve kütüphanelerin önemleri vurgulanacak. Biz de, Kütüphaneler Haftasında Kitap ve Kütüphanelerle ilgili birkaç anekdot sunarak, okuyucularımızı güldürelim istedik. Bakalım, beğenecek misiniz:
***
Sonradan görme zenginin biri, yeni inşa ettiği evine modaya uyarak, bir de kütüphane bölümü yaptırmış. Bir Kitabevine giderek, kitap almak istemiş. Kitabevi sahibi:
-Ne tür kitaplar istersiniz?
diye sorunca, sonradan görme, elindeki kağıdı Kitabevi sahibine uzatarak:
-Bak, evdeki kütüphanenin raflarının sayıları ve boyları yazılı. Bu rafları dolduracak kadar kitap ver. En pahalı kitaplardan seç ki, sosyetede, kıymetimiz bilinsin!
***
Kütüphaneyi kontrole giden Vali, bütün kitapları ve konuldukları rafları toz içinde görünce, Kütüphane görevlisine sözde iltifat ederek, söylenmiş:
-Aferin Oğlum, size emanet edilen kitaplara ne güzel sahip çıkıyormuşsunuz ki, kimselere elletmiyorsunuz!
***
Genç şair, yazdığı şiirleri bir yayınevine götürerek, kitap olarak basılmalarını istemiş. Şiirleri okuyan yayıncı:
-Bu şiirlerini şimdilik kitap haline getirmekten vazgeç. Daha güzel şiirler yazmağa bak. Ama bunları da sakla. Meşhur olduktan sonra, yayınlar, hem de çok satarsın
demiş.
***
Geçmiş yıllarda, kendi aralarında babalarından miras kalan terekeleri paylaşan kardeşlerden hiç biri el yazması kitabı sahiplenmemiş. Kitap, çanak-çömlek karşılığı küçük kardeşe kakalanmış! Ancak, aradan 40-50 yıl geçince, o el yazması kitabın bir servet değerinde olduğu anlaşılmış, küçük kardeşlerini kandırdıklarını zanneden ağabeyleri başlarına vurmuşlar amma, iş işten geçmiş…
***
Zamanın Maarif Vekili, bir kütüphaneyi denetlemeye gitmiş. Bakmış ki, kitaplar toz içinde. Hiç kimselerin okumadığı belli. Dayanamayarak kütüphane görevlisine kinayeli bir şekilde söylenmiş:
-El hak! Emanete ihanet etmiyorsunuz. Kitapların sayfalarını bile açtırmıyorsunuz!
***
Okuryazarlığı olmayan Siirtli, misafir gittiği bir Anadolu kasabasındaki kıraathanede çoğu emeklilerden oluşan müşterilerinin ellerinde birer gazete olduğunu görünce, onlardan geri kalmamak için ikinci gidişinde bir gazete satın almış ve sözde okuyor gibi yapmış.
Gazeteyi ters tutmuş olan Siirtliye, müşterilerden biri uyarmak amaçlı:
-Amca, gazeteyi ters tutuyorsun!
deyince,
Siirtli bozuntuya vermeyerek:
-Oğlum, gazeteyi herkes düzünden okur. Marifet, tersten okumakta!
diye cevap vermiş.
***
Kitap okumayı itiyat haline getiren genç, kendi kendisine günün belli bir saatini kitap okuma saati olarak belirlemiş.
Samimi bir dostu bir gün kendisini yemeğe davet ederek, kitap okuma saati olarak belirlediği saat için randevu vermek isteyince genç cevap vermiş:
-Kusura kalma, o saatte başka bir dostuma randevum var, gelemem!
demiş,
Dostu merak ederek sormuş:
-Kimmiş bu arkadaşın.
Genç cevap vermiş:
-Victor Hugo!
Meğerse genç, o sıralarda Hugo’nun meşhur romanı
(SEFİLLER)
kitabını okuyormuş!