Yemen’in çok verimli topraklarında
(SEBE)
adında bir kavim yaşarmış. Burada medeniyeti geliştirip ileri düzeye taşımışlar. Başlangıçta
ALLAH’A
inanıyor, verdiği nimetlere şükrediyorlardı. Gel zaman git zaman bu kavim sapıtıp inanmamaya başladı. Gönderdiği peygambere iman etmediler.
ALLAH
büyük bir sel ile bu kavmi helak etmiştir.
İşte, Ashab-ı Fil bu Sebe Kavmidir. Komutanlığını Habeşistan’ın Yemen Valisi Ebrehe’nin yaptığı ordusu
KÂBE’Yİ
yıkmak niyetiyle harekete geçince,
MEKKE yakınında CENÂB-I HAKK’IN gönderdiği bir kuş sürüsünün (EBABİL) attığı taşlarla helâk edilmiştir.
Mekke’nin ulusu olması açısından Peygamber Efendimizin Dedesi Abdülmütalip’e
“Biz KÂBE’Yİ YIKACAĞIZ, önümüze çıkarsınız sizi de
öldüreceğiz”
diye haber göndermişler. Peygamber Efendimizin Dedesi de gelen elçilere
“ORASI ALLAH’IN EVİ, ELBET ALLAH EVİNİ KORUR”
diye cevap vermiş. Ebrehe dalga geçerek “BEN YIKIYORUM ALLAH GELİP EVİNİ KORUSUN” demiş ve
MEKKE-İ MUAZZAMANIN varoşlarına kadar inmiş. KUR’AN-I KERİM’DE bu olaya (ASHAB-IL FİL) ayet-i kerimesiyle işaret edilmektedir.
Mekke şehrini kuşatan Ebrehe’nin askerleri, bu arada çevrede otlayan develeri de talan ederler. Develeri talan edilenler arasında o yıllarda henüz dünyaya teşrif etmemiş olan
Peygamber Efendimiz HAZRET-İ MUHAMMED’İN (o’na, al ve ashabına salat ve selam olsun)
Dedeleri Abdulmutalip de vardır. Develerinin gazbedildiğini haber alan Abdulmutalip, Ebrehe’nin çadırının olduğu yere gider ve görüşme talebinde bulunur. Mekke’nin ulusu olması açısından, kabul edilir. Huzura kabul edilen Abdulmutalip:
-Askerlerin, develerimi talan etmişler, geri verilmelerini istiyorum!
deyince, Ebrehe şaşkınlık geçirir:
-Senin, Mekke’nin ulusu olduğunu duymuştum. Bunun için de sana haberci göndermiştim. Kıyafetine bakınca da, hayli heybetli bir duruşun var. Ben, KÂBE’Yİ yıkmamak için yalvarmağa geldiğini zannederken, sen gelmiş, benden develerini istiyorsun. yazık bu heybetine!
der.
Bunun üzerine Abdulmutalip şu meşhur cevabı verir:
-Kâbe’nin sahibi var. O’nu, senin zulmünden o koruyacaktır! Ben, develerin sahibiyim, bana develerimi ver, yeter! der.
Ebrehe’nin ordusu ve filleri MEKKE-İ MÜKERREMENİN daha varoşlarındayken YÜCE ALLAH EBABİL KUŞLARINI
gönderdi.
Her kuşun ağzında küçük taşlar vardı. Bu taşları kimin üzerine atsalar orası yanıp yok oluyordu.
KUR’AN-I KERİM’DE FİL
SÜRESİNDE
anlatılan bu olay Ebrehe’nin ordusunda bulunan fillerden dolayı “FİL VAKASI” olarak da adlandırılmıştır. Görüldüğü gibi, âsi kavimlerin helâk edilmesi ALLAH’IN indinde gayet kolaydır.
Şimdi, bu tarihi anekdotla günümüz arasında bir paralellik kuralım. NATO üyeliği için Türkiye'nin onayına ihtiyaç duyan İsveç bir kez daha bir provokasyona ev sahipliği yaptı. 11-12 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek NATO zirvesini bekleyen İsveç için Türkiye'nin vereceği karar önem arz ederken gerçekleşen eylem büyük bir tepkiyle karşılandı. Daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın maketinin yakıldığı İsveç'te bu kez İsveç polisi, başkent Stokholm'de bir caminin önünde
KUR'AN-I KERİM YAKMA EYLEMİ YAPILMASINA İZİN VERDİ.
İsveç'in başkenti Stockholm'de Irak asıllı Salwan Momika isimli bir kişi Stockholm camii önünde polis koruması altında KUR'AN-I KERİM YAKTI. Stockholm camii önüne geniş polis koruması altında gelen Momika, çevredekilerin tepkisine rağmen KUR'AN-I KERİM'İ yere atıp üzerine basarak İslam'a hakaret içeren sözler sarf etti ve ateşe verdi.
İsveç emniyet teşkilâtı kurban bayramı'nın birinci gününde gerçekleşen provokasyon karşısında olay çıkmaması için Stockholm'deki bütün polisleri caminin önüne çağırmıştı.
İsveç, daha önce de benzer provokatif eylemlere sahne olmuştu. İsveç'in, aşırı sağcı görüşleriyle bilinen, Danimarka merkezli ırkçı SIKI YÖN PARTİSİ (STRAM KURS) lideri Rasmus Paludan benzer bir provokasyona imza atmıştı.
Merak etmeyin, KUR’AN-I KERİM YÜCE ALLAH’IN KELAMIDIR. KÂBE’Yİ, Ebrehe’ye yıktırmayan Rabbimiz, bu densizin cezasını da er geç verecektir. Yeter ki provokasyonlara, benzeri provokasyonlarla cevap verilmesin.