Cüneyt Arıtürk

KUR'AN-I KERİM'İ YAKAN EDEPSİZ RASMUS PALUDAN'I İLE BUNA İZİN VERENLERİ TEL'İN VE TAKBİH EDİYORUZ!!!

Cüneyt Arıtürk

İsveç’de, Türkiye’nin Stockholm Büyükelçiliği önünde aşarı sağcı politikacı Rasmus Paludan adlı edepsizin,

KURAN-I KERİM

yakması ve bu eylemi İsveç makamlarından izin alarak gerçekleştirmesi büyük tepkilerle karşılandı.

Vahim olayla ilgili Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada "Ülkemizin tüm uyarılarına rağmen, İsveç’te bugün kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim’e karşı yapılan aşağılık saldırıyı en güçlü şekilde lanetliyoruz" ifadeleri kullanıldı. Türkiye genelinde menfur olayı yer-yer protesto eden açıklamalar yapılırken, bir grup da İstanbul Beyoğlu'nda bulunan İsveç Konsolosluğu önüne tepkilerini ortaya koydu.

KUR’AN-İ KERİM'İN

yakılması olayı İsveç Büyükelçiliği önünde de protesto edildi

Genç Memur-Sen ve Akademik Düşünce Eğitim Medeniyet Topluluğu (ADEM) İsveç’in Ankara Büyükelçiliği önünde, İsveç’te aşırı sağcı siyasetçi Rasmus Paludan’ın Türkiye’nin İsveç Büyükelçiliği önünde

Kur’an-ı Kerim’i yakmasını protesto ederken şu açıklamayı yaptı:

“Bu topraklarda gözlerini açamayan teröristler neden sizin ülkenizi seçiyorlar? Burada kendisine alan bulamayan terör seviciler neden sizin topraklarınıza koşuyorlar? Yoksa sizin onlarla bir ortaklığınız mı var, yoksa onlardan korkunuz mu var? Bu vesileyle tekrar Türkiye'nin Stockholm Büyükelçiliği önünde İsveç makamlarınca yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim'i yakma girişimize izin verilmesini lanetliyoruz, şiddetle kınıyoruz.”

Evet, KUR’AN-I KERİM’İN yakılması ve “DÜŞÜNCE HÜRRİYETİNE SAYGI!” denilerek İsveç makamlarınca bu duruma müsaade edilmesi gerçekten vahim bir olaydır. 2 milyar Müslümana hakarettir. Biz, Müslümanlar olarak başka hiçbir dinin mukaddesatına hakaret etmeyiz. İncil’i, Tevrat’ı, Zebur’u yakmayız. Hatta Şeytana tapan Ezidilerin yanında

ŞEYTANA LANET OKUMAYIZ.

Bunu dinimizin gereği olarak yaparız.

KUR’AN-I KERİM’DE

mealen şöyle buyurulmaktadır:

“Allah’tan başkasına tapanlara kötü söz söylemeyin; sonra onlar da bilmeden, taşkınlık yaparak Allah hakkında kötü sözler söylerler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik. Sonunda dönüşleri rablerinedir. Artık O, ne yaptıklarını kendilerine bildirecektir.”

Yanlış yolda olanları eleştirmek, neyin doğru neyin yanlış olduğunu ortaya koymak zorunlu olmakla birlikte; ayete göre, bunu hakaret, sövüp sayma gibi İslâm ahlâkının hilim, edep ve nezaket kurallarıyla bağdaştırılması mümkün olmayan bir üslûpla yapmak câiz değildir.

Bu âyete göre başkalarına, onların inançlarına ve kutsal saydıkları değerlere hakaret etmek İslâmî edep ve ahlâkla bağdaşmadığı gibi, İslâm’ın izzetine de zarar getirir. Müşrikler putlara tapmakla birlikte Allah’a da inanıyorlardı. Bu yüzden durup dururken O’na hakaret etmeleri düşünülemez. Şu halde kimi Müslümanların müşrikler ve inançları hakkındaki ölçüsüz sözleri onları taşkınlığa sevketmiş; doğrudan doğruya Allah’a sövmek maksadıyla olmasa bile, öfkeye kapılarak Müslümanların kutsal inançlarına sövüp saymaya kalkışmışlardır. Bu âyette Müslümanların bu durumlara imkân verecek söz ve davranışlardan kaçınmaları emredilmektedir. Âyette İslâm’ın tebliğ ve davet metoduna da işaret vardır. Buna göre bizim gibi başkalarının inanç ve kanaatleri de onlara göre değerlidir. Diyalog ve ikna etmenin yolu saygı ve nezaketten geçer. Hakaret ve küfür ise sadece muhatabın düşmanlık duygularını kabartır; inatlaşma, sertleşme ve giderek çatışmaya yol açar.

“Biz her ümmete kendi işlerini çekici gösterdik”

buyruğunun hikmeti, Allah’ın insanlara inanç ve yaşayışları konusunda bir seçme imkânı bırakmadığı şeklinde anlaşılmamalıdır. İnsanların inanç ve telakkilerine, ahlâk ve yaşayışlarına tesir eden, sonuçta onların inanç ve davranışlarını beğenmelerini sağlayan birçok psikolojik ve sosyal sebep vardır ve her şey gibi bunlar da Allah’ın koyduğu kanunlar uyarınca oluşmaktadır. İnsanın asıl görevi ise akıl ve muhakeme gücü yardımıyla bu sebepleri aşarak Allah’ın âyetleri üzerine düşünmesi, hoşlanıp bağlandığı inancı ve hayatı sorgulamasıdır. İnsanlar, bilgisine ve dürüstlüğüne inanıp güvendikleri seçkin kişilerin görüşlerinden ve irşatlarından da yararlanıp aydınlanarak gerçeğe ulaşma imkânına sahiptirler; Allah insanlardan bu imkânı esirgememiştir.

Evet, İsveçli aşırı sağcı bir politikacı, mukaddesimiz olan KUR’AN-I KERİM’İ YAKMAK EDEPSİZLİĞİNDE BULUNMUŞTUR. Elbette politikacının kendisini ve ona bu fırsatı verenleri tel’in ve takbih ediyoruz. Ama bunu yaparken, bütün İsveç halkını hedef almamız doğru değildir. İnanıyoruz ki, birçok İsveçli de bu EDEPSİZ DAVRANIŞTAN MUZDARİP OLMUŞTUR. Biz, bu edepsiz olayı TEL’İN VE TAKBİH EDERKEN, BÜTÜN İSVEÇ HALKINI HEDEF ALIRSAK, ONLARI DA KARŞIMIZA ALMIŞ OLURUZ.

MÜSLÜMANLAR OLARAK BİZE DÜŞEN, OLAYI GERÇEKLEŞTİREN EDEPSİZ İLE ONA BU FIRSATI VERENLERİ VE TASVİP EDENLERİ TEL’İN VE TAKBİH ETMEKTİR…

Yazarın Diğer Yazıları