Koronavirüs salgınının insanlığın başına musallat olması neredeyse 2 yılı dolduracak. İnsanlık, bu beladan hala kurtulmadı. Dünya genelinde bugüne kadar Koronavirüs’ten hayatını kaybedenlerin sayılarının 300 bini aştığı belirtilirken, hastalığı yakalananların sayıları yüz milyonlarla ifade edilmekte.
Koronavirün, yapılan aşılar sayesinde yenileceğine inanan tıp adamları, (U) dönüşü yaparak, aşının da etkisini yitirebileceğinden endişe etmeğe başladıklarını açık bir şekilde dillendirmektedirler. Nedeni ise virüsün MUTASYONA uğramış olması olarak gösterilmekte. Koronavirüs de boş durmuyor, varlığını sürdürmek için değişimlere uğrayarak insanları tehdide devam ediyor. Yani, bir yerde kendi varlığını savunuyor.
Koronavirüs salgınıyla birlikte günlük yaşamımıza giren iki önemli kelime var. MUTASYON ve VARYANT. Üstelik mutasyona uğrayan virüs daha tehlikeli ve daha çabuk bulaşma kabiliyetine sahip. İnsanlar, Koronavirüs’ü yok etmek için aşılar üretirken, koronaviurüs de boş durmuyor, mutasyona uğrayarak yeni şekillere bürünüyor.
Corona virüsünün mutasyona uğramasına ilişkin sosyal medya hesabından açıklama yapan Bilim Kurulu üyesi ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü şu ifadeleri kullanmakta:
*İngiltere'den bildirilen B.1.1.7 virüsü, 2021'de yeni bir küresel dalgalanmaya neden olabilir
*Bu virüste gözlenen N501Y, Spike 69-70 del ve P681H mutasyonlarının, virüsün daha kolay ve hızlı yayılmasına neden olabileceği, hastalığı geçirenlerde ve aşılananlarda oluşan bağışıklıktan kurtulmasını sağlayabileceği öngörülüyor.
*Hastalığın kliniğini, risk gruplarını ve şiddetini değiştirip değiştiremeyeceğini ise şimdilik bilemiyoruz.
*Umarım kötü senaryo gerçekleşmez. Ama, dikkatli olmamız ve tedbirlere uymakta ihmalkarlık yapmamamız gereken günlerdeyiz.
Gülhane Tıp Fakültesi Tıbbi Mikrobiyoloji ve Tıbbi Viroloji Uzmanı Doç. Dr. Fatih Şahiner ise oluşan panik havası ve umutsuzluğa dair açıklamalarda bulunarak bilimsel öngörülerini paylaştı.
Doç. Dr. Fatih Şahiner, “Bu yeni varyantın (yeni bir tür değil) daha bulaşıcı olduğu söylenmesine ve sürekli benzer haberler çıkmasına rağmen bu bilginin doğruluğunu kesin olarak bilmiyoruz. ‘Yeni varyantın aşılar üzerine etkisi olup olmadığı belli değil’ deniyor. Diyelim ki spike (S) proteinini etkiledi o zaman ne olur? Hemen söyleyelim. mRNA aşıları yeniden dizayn edilir ve üretimi kolay olduğu için bu varyantın olduğu bölgelere yeni aşılar gönderilir. Türkiye’de kullanılacak aşının avantajlarından biri de bu noktada ortaya çıkıyor. Çin’den alınması planlanan tam inaktive virüs aşısı, olası S proteini mutasyonlarından mRNA aşılarına göre daha az etkilenir hatta belki de hiç etkilenmez. Çünkü teorik olarak, bu tür aşılar, spike (S) gibi tek bir viral protein setinden ziyade tüm viral protein setini içerdikleri için daha geniş antikor yanıtı ve T hücresi tepkileri üretebilir. Dolayısıyla hem bilinen bir teknoloji olması hem de nötralizan antikor yanıtını uyarabilen M ve N proteinleri gibi farklı viral proteinleri de içermesi nedeniyle bu tip aşıların; olası aşı kaçış varyantlarının ortaya çıkışından daha az etkilenen bir sistem olduğu söylenebilir.”
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) de, yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) daha hızlı yayıldığı belirtilen mutasyonuyla ilgili İngiliz yetkililerle "yakın temasta" olduklarını açıkladı.
DSÖ tarafından Twitter'dan yapılan paylaşımda, "Kovid-19'un daha hızlı yayılan yeni türüyle ilgili İngiliz yetkililerle yakın temas halindeyiz." ifadesine yer verilmekte.
İnsanlar gibi, virüsler de kendilerini savunuyorlar. Bu savaşın galibi insanlar olacak ama, kaç kişinin ölümü pahasına. Bunu zaman gösterecek…