Bugünkü yazımızda kitaplarla ilgili bir anekdotla okuyucularımızın dikkatlerini çekmek istedik. Anekdot şöyle:
Yazdığı sayısız eserler sebebiyle kendisini büyük bir âlim olarak gören birinin kibrinden yanına yaklaşılamıyormuş. Bektaşi meşrep bir Siirtli, kendisini dev anasında gören bu âlim bozuntusuna ders vermek için huzuruna giderek:
-Hocam, maşallah ilimde, irfanda üzerinize yok. Bunca telifatınız var. Benim aklımı nicedir kurcalayan bir soru bulunmakta. Kendi kendime bu sorunun cevabını ancak sizin verebileceğinizi düşünerek huzurunuza geldim. Müsaadeniz varsa, sorumu arzedeyim, demiş!
Kibir budalası, sözde âlim böbürlenerek cevap vermiş:
-Sor bakalım, neymiş bu cevabı müşkül soru!
Bektaşi meşrep Siirtli cevap vermiş:
-Hazret-i Allah ile kul arasında bir mukayese yaparsak, Allah’ın ilmi ne kadardır, insanın ilmi ne kadar?
Kibirli bilgin eline bir dosya kâğıda alarak ve kâğıdın ortasına bir
(NOKTA)
işareti koyarak yine kibirle ve gururla cevap vermiş:
-Teşbihte hata olmasın, Yüce Allah’ın ilmini bu kâğıt kadar farzedersek, gelmiş, geçmiş; gelecek, geçecek bütün insanların da ilimleri bu (NOKTA) kadardır.
Bektaşi meşrep Siirtli bu cevaptan tatmin olmuş görünerek, kibirli bilgine yeni bir soru yönetmiş:
-Hocam, çok güzel bir örnek verdiniz. Şimdi sizden istirhamın bu (NOKTA) içinde size düşen payı gösterir misiniz!!!
Kıssadan, hisse. Kitap yüklü eşekler her zaman olmuştur ve olmağa devam edecektir.