Cüneyt Arıtürk

KILIBIK ERKEKLER!

Cüneyt Arıtürk

Toplumumuza, maalesef kadınları ikinci sınıf gibi gören bir zihniyet hâkim! Oysa, gerçekte erkeklerin yüzde 90’ı KILIBIK! Ama, kılıbıklıklarını hep gizlemeyi ve KAZAK ERKEK gibi geçinmeyi yeğlerler. Gerçekte, kadın ve erkeklerin eşitliği esastır. Bir toplumda erkek, kadından üstün görünüyorsa, o toplum medeni bir toplum değildir. Özellikle, Siirtli erkekler de KAZAK geçinirler ama, uygulamada hiç de öyle olmadıkları bellidir.

Kazak geçinen Siirtli erkeklerin, aslında ne kadar kılıbık olduklarını ortaya koyan kısa anekdotlar vardır. Onlardan birkaç tanesini sıralayalım:

Siirtli gence sormuşlar:

-Nerelisin?

Kısa ve net bir cevap vermiş:

-Daha evlenmedim ki!

***

Erkek Annesi Siirtli kaynana, oğlunun, kayınpederine ve kayınvalidesine duyduğu aşarı saygıdan ne derece rahatsız olduğunu dile getirmek açısından, gelinine söylemiş:

-Bu benim, eşek beyni yedirdiğiniz, eşek kafalı oğlum doğduğu zaman, bilseydim ki kaynanasına ve kayınpederine böylesine düşkün olacak, “erkek oğlun olmuş” diye babasına değil, müjdecileri senin annen ile babana yollardım!

***

Siirt’çe bir deyimin tercümesi şöyledir:

“Erkek Çocuğun cefasını annesi çeker, yetiştirir, büyütür, gelin ile kaynanaya teslim eder, onlar yer!”

***

Bir başka Siirtçe deyimde de erkeğe şöyle söyletilir:

“Daye, Daye kada belâye, jına-jına vere pıştamına=Anne-Anne, başımın belâsı anne! Hanım-hanım, gel sırtıma bin benim!”

***

Gelinine öfkelenen Siirtli kaynana, akşam eve gelen oğluna söylenmiş:

-Bu evde, ikimizden biri fazla! Ya karını seç, ya Ananı!

Oğlu cevap vermiş:

-Anne, senin gidebileceğim beş çocuğun daha var. Zavallı karıma git dersem, nereye gidecek!

***

Gelinine kızan Siirtli kaynana:

-Seni bu gece kocana dövdürtmesem, Allah canımı alsın! Hele bir oğlum eve gelsin, gününü görürsün!

diye meydan okumuş. Akşam oğlu eve gelince de gelininin huysuzluklarından ve kendisine karşı saygısızlıklarından yakınarak:

-Bu gece KARINI “eşek sudan gelinceye kadar” dövmezsen, sana sütümü helâl etmem”!

demiş!

İşin gerçeği, çocuk, annesinin ne kadar huysuz biri olduğunu, her fırsatta, gelinini ezmekten geri kalmadığını biliyormuş. Ayrıca, karısını da çok seviyormuş. Bu bakımdan, karısına kıyıp, dövmeyi aklından bile getirmiyormuş. Amma, annesinin de gönlünü almak istiyormuş. Bunun için, odalarına gittiklerinde, karısına yavaş sesle:

-Annem, seni dövmem için bana yemin verdirdi. “Karını dövmezsen, sana sütümü helâl etmem!” dedi. Şimdi, ben seni dövüyor gibi yaparak, elimdeki sopa ile yatağa vuracağım. Sen de, dövülüyormuşsun gibi, feryat-u figân et ki, Annemin bedduasını almayayım!

demiş. Hanımı da, Kocasının bu teklifine razı olmuş:

-Hadi, senin dediğin gibi olsun!

diyerek anlayış göstermiş. Çünkü, o da kocasını çok sevdiği için, onu üzmek istemiyormuş.

Bunun üzerine Kocası elindeki sopayla yatağı döverken, beri yandan da:

-Sen benim anneme karşı gelir, sözünü dinlemezsin ha! Al öyleyse!

diye bağırıyormuş. Kapılarının önünde duran ve gelininin dövülmesini beklemekte olan Kaynana, odanın içinden gelen çığlıkları gerçek zannederek, oğlunun ve gelininin duyacakları kadar yüksek bir sesle:

- OĞ! ĞOŞŞIK! ALLAH İ ĞAFFOR İDEYK! ALLAH YIRZA ELEYK! “Oh! Ne hoş! Allah ellerini yeşertsin! Allah senden razı olsun!”

diye  söyleniyormuş!

Yazarın Diğer Yazıları