24 Haziran seçimleri öncesinde AKP’nin bir vaadi olarak kahvehanelerin, kıraathaneye dönüştürülmesi projesi vardı. Bu konuda lehte ve aleyhte çok haberler de yapılmıştı. Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın da bu konuyla ilgili demeçleri vardı ve bu demeçlerinde projenin gerçekleştirileceğini vurguluyordu. Bizce, AKP tarafından yapılan seçim vaatlerinden en kolay gerçekleştirilecek olanı da budur. Geçmişte,
Kıraathanelerin,
kumar oynama yeri olmadıkları,
okuma evleri olarak düşünüldükleri bir gerçektir. Mali külfeti az olan bu projenin iller ve ilçeler düzeyinde Valilikler, Kaymakamlıklar veya Belediyeler aracılığıyla gerçekleştirilmesi mümkündür. Biz, gazete olarak böyle bir proje ortaya atılmadan yıllar öncesinde Şehrimizdeki ve İlimiz genelindeki kahvehanelerin ve çayhanelerin, KIRAATHANELERE dönüştürülmesi konusunu defalarca işlemiştik. Bu konudaki yazılarımızda, mevcut kahvehane ve kıraathanelerle, yeni açılacak olanlara ruhsat verilirken, mutlak surette kitaplıklarının bulunması, yaygın medya ve yerel gazetelerden her gün en az 2 gazetenin bulundurulması zorunluluğunun uygulanmasını öneri olarak dikkatlere sunmuş,
Kıraathanelerin, tarihimizin en önemli kültür parçalarından olduğunu, kitap okumanın, sohbet etmenin yeri olarak kurulduğunu vurgulamıştık.
Günümüzde vatandaşlar çayhanelerde pinekleyip otururken muhtelif oyunlarla vakit öldürmeye çalışmaktadırlar. Tabii, VAKİT ÖLDÜRMEK gelişi güzel bir ifadedir. Aslında vakti biz değil, vakit bizi öldürür. Yani, “VAKİT ÖLDÜRMEK!” izafi bir deyimdir. Vakit öldürmektense
EBUL VAKT
(VAKTİN BABASI)
olmalı, zamanın kıymetini bilmeliyiz.
Boş vakitleri değerlendirmek için yapılabilecek en önemli işlerden biri, hatta ilki
OKUMAKTIR.
Okumak, bilgi sahibi olmak geçmişi, bugünü ve yarını tanımaktır. Bütün gelişmiş ülkeler, yüksek medeniyet seviyesine okumak sayesinde ulaşmışlardır. Aslında, boş vakti değerlendirmek için değil, okumayı iş edinmek, edinebilmek önemlidir.
Lisedeyken edebiyat öğretmenimiz söylemişti. Medeni bir insan günde en az 1 gazete, haftada en az 1 dergi ve ayda en az 1 kitap okuyandır. Kendimizi buna göre tartalım ve ne derece medeni olduğumuzun kararını verelim.
Bugün birer
TEMBELHANE
durumunda olan Çayhaneler, Kahvehaneler eskiden
“KIRAATHANE”
olarak adlandırılırlardı. Çünkü geçmiş yıllarda bu gibi yerler birer
TEMBELHANE DEĞİL,
bir nevi kütüphane, okuma salonu veya tartışma platformları görevi görürlerdi. Bu gibi yerlerde kitaplar bulunur, okunur, günlük olaylar tartışılırdı.
Osmanlılar döneminde
KIRAATHANELER
birer ilim ve kültür yuvalarıydı. Özellikle İstanbul’daki bazı kıraathaneler ilim adamlarının buluşup tartıştıkları mekânlardı. İstanbul’da ilk kıraathanenin 16’ncı yüzyılın ortalarında kurulduğu bilinir.
Kıraathanenin bir anlamı da
“okuma
evi”dir.
O dönemlerin okuryazar ve zamanın entellektüel kesiminden insanlar bir araya gelir edebi konularda konuşmalar yapar şiirler okurlardı. Yine bu mekânlarda güzel sesli Hafızhanların da Kuran’ı Kerim okudukları bilinen gerçeklerdendir.
Bu açıdan, bu gibi mekânlara yeniden
KIRAATHANE HÜVVİYETİ
kazandırmak istemesini memnuniyet verici bir gelişme olarak karşılıyoruz. Keşke yasal olarak bu gibi iş yerlerinde birer kitaplığın bulundurulması mecburi hale getirilse, açış ruhsatları verilirken kitaplık bulundurulması mecburiyeti aransa.
Evet bütün içtenliğimizle diliyor ve diyoruz ki Gelin kahvehaneleri, Çayhaneleri yeniden
KIRAATHANELERE
çevirelim. Çayhaneler, Kahvehaneler yeniden
KIRAATHANE OLSUNLAR…
Bu açıdan, AKP’nin seçim vaadi olan Milli kıraathaneler Projesinin bir an evvel başlatılmasını bekliyoruz. İnanıyoruz ki, bu proje gerçekleştirilirse milletimizin ufku genişleyecek ve milli sorunlara gösterilen hassasiyet büyük ölçüde artacaktır. Yeter ki, bu gibi yerlere konulacak kitaplar, gazeteler belli fikirlere, cemaatlere, tarikatlara hizmet amaçlı yayınlar olmasın…