Cüneyt Arıtürk

İSTANBUL'UN FETHİ VE EBU EYYÜP EL ENSARİ

Cüneyt Arıtürk

29 Mayıs, İstanbul’un 568. fetih yıldönümüdür. Bilindiği gibi, Sultan Muhammed Han’a

(FATİH)

unvanını kazandıran, Orta çağdan, yeniçağa girilmesinin sebeplerinden biri olarak kabul edilen İstanbul’un fethinin, sadece Türk tarihi içinde değil, İslâm ve dünya tarihi açısından da çok önemli ve ayrıcalıklı bir yeri vardır.

Bilindiği gibi, İslam tarihi içinde İstanbul’a düzenlenen ilk sefere katılanlar arasında

EBU EYYÜP EL ENSARİ

HAZRETLERİ

vardır.

Mekke-i Mükerreme’den, Medine-i Münevvere’ye

göç ettiklerinde Peygamber Efendimizi evlerinde misafir etmek şerefine ulaşan Ebu Eyüp hazretleri, Kostantin’e düzenlenen sefer sırasında o zamanlar İstanbul’un surları dışında olan ve bugün

EYYÜP

olarak adlandırılan mevkide şehit düşmüştü.

Ebu Eyüp el Ensari Hazretlerinin katıldıkları bu seferi müteaddit seferler takip etmişse de, İstanbul’u almak

Osmanlı Padişahı Sultan Muhammed Han’a

nasip olmuştur. Sultan Muhammed Han tarafından İstanbul’un fethedilmesi, dünya tarihine de yön veren önemli olaylardan biridir. Bir çağın kapanışı, yeni bir çağın başlangıcıdır.

İstanbul’un, Müslümanlar tarafından fethedilmesi,

HAZRET-İ MUHAMMED’İN (O’na al ve ashabına salat ve selam olsun) MÜJDESİNİN TAHAKKUKUDUR. (Kostantiniye mutlaka fetholunacaktır. O’nun Fetheden kumandan ne güzel bir kumandan ve onun askerleri ne güzel askerlerdir) hadis-i şerifini emir telakki eden Müslümanlar, bu hâdis-i şerif çerçevesinde, sahabe-i kiram devrinden başlayarak, Kostantin’e seferler düzenlemişlerdir. Bundan amaçları, PEYGAMBERİN ÖVDÜĞÜ EMİR VE ASKERLER OLMAKTIR! EBA EYYÜB-İ EL ENSARİ HAZRETLERİ BUGÜN İSTANBUL’DA METFUN İSE BUNU BU HÂDİS-İ ŞERİFİN SIRRINA MAZHAR OLABİLMEK İÇİN DÜZENLENEN SEFERE KATILMIŞ OLMASINA BORÇLUYUZ.

Şüphesiz, İstanbul’un mânevi fatihlerinden biri de, Muhammed Han’ın Hocası

AKŞEMSEDDİN’dir.

Ebu Eyyüp El Ensari Hazretlerinin mezarının yerini keramet göstererek, tespit eden de

AKŞEMSEDDİN olmuştur.

Peygamberimizin zamanında yaşayan Eba Eyyüb El-Ensari, hicretten sonra Hazreti Peygamber'i Medine'deki evinde ağırlayan ilk sahabedir. Hicretin 52’nci yılında, yaşı çok ilerlemiş olmasına rağmen Müslümanların Konstantiniye'nin fethi için çıktığı sefere katılmış ve kuşatma sırasında şehit olmuştur.

Katıldığı kuşatma sırasında şehit olan Eba Eyyüb El-Ensari'nin mezarının surların dışında bir yerlerde olduğu öteden beri söylenmekte, fakat nerede olduğu bilinmemekteydi.

Fatih Sultan Muhammed, fetihten sonra Eba Eyyüb El-Ensari'nin mezarının bulunması için hocası mana sultanı Akşemseddin'den yardım ister.

Padişahın yardım isteği üzerine tefekküre dalan Akşemseddin, haliç yakınlarındaki bir yeri belirterek mezarın burada olduğunu söyler.

Akşemseddin ve Fatih Sultan Muhammed, yanındakilerle beraber belirtilen yere giderler. Kısa bir araştırmadan sonra yer tespit edilir. Hatta bu sırada orada bulunan bir çobanın:

-Ben yıllardır bu alanlarda çobanlık yaparım. Otlattığım koyun sürüsü, bu mezar yerinin olduğu yere geldiğinde üzerinden geçmez. Sürü, mezarın iki yanından geçip gider. Hiçbir zaman üzerinde bir hayvanın otladığını da görmedim

diyerek, o zamana kadar şahit olduklarını anlatır.

Tespit edilen yere, işaret olarak bir ağaç dalı dikilir. Vakit epeyce ilerlediği için topluluk, mezarın bulunduğu yerden ayrılır.

Akşemseddin, Fatih ve yanındakiler, ertesi sabah tekrar mezarın bulunduğu yere giderler. Bu sırada Akşemseddin mezarın üzerine dikilen ağaç dalının yerinin değiştirilmiş olduğunu manevi bir hisle anlar. Ağacın dalını yeni konulduğu yerden alır, daha önce tespit ettiği yere götürür. Meğer, Fatih Sultan Muhammed Han, Akşemseddin’i denemek için ağaç dalının yerini değiştirmiştir.

Akşemseddin'in manevi işaretiyle tespit edilen mezar yeri, Fatih Sultan Muhammed’in ve Akşemseddin'in gözetiminde kazılmaya başlanır. Birkaç metre sonra bir mezar taşı çıkar. Taşın üzerinde Arapça olarak

"Bu Eba  Eyyüb'ün

kabridir."

anlamındaki yazı vardır. Aynı mezardaki bir başka taşta ise Latince

"Burası

Halid Bin Zeyd'in mezarıdır"

anlamında yazı bulunmaktadır.

Bunun sebebi Akşemseddin'e sorulduğunda, o :

-Eba Eyyüb El-Ensari Hazretleri şehit olduğu zaman bir rahip peygamberimizi rüyasında görür. Peygamberimiz, rahipten Müslüman olmasını ister ve ona;

"Ashabımdan Halid Bin Zeyd, şehit oldu ve filan yere gömüldü. Onun mezarını gurbet ellerde işaretsiz bırakma."

diye buyrur

.

Gördüğü rüyanın etkisiyle uyanan rahip, gece vakti surların üzerine çıkar. Rüyasında belirtilen yere doğru bakar. Ebu Eyyüb El-Ensari Hazretlerinin kabrinin bulunduğu yerdeki ışığı görür. Sabahleyin oraya giderek, onun mezarının üzerine bu taşı işaret olarak yazar, diye Fatih Sultan Muhammed Han’a bilgi verir.

Daha sonra Ebu Eyyüb Hazretlerinin mezarı tamamen gün yüzüne çıkartılarak, düzenlenir. Üzerine bir türbe, yanına da bir mescid ve medrese yapılır. İşte, bugün İstanbul’daki Eba Eyyüb El Ensari Camiinin ve türbesinin serüveni budur.

Fethi Mübin’in yıldönümünde, bize bu güzel Şehri armağan eden FATİH SULTAN MUHAMMED HAN’I, BÜTÜN ASKERLERİNİ RAHMET VE MİNNETLE ANIYORUZ. Ne mutlu onlara ki, HAZRET-İ MUHAMMED’İN ÖVDÜĞÜ EMİR VE ASKERLER OLMAK ŞEREFİNİ KAZANMIŞLARDIR. Onlara, bu övgü yeter…

ANEKDOT

Öyle anlatılır ki, İstanbul muhasarası sırasında

YENİÇERİ HASAN’a,

ön saflarda değil, orta saflarda yer verilmişti. Bundan çok müteessir olan Ulubatlı gider ve kendisine neden ön saflarda değil de orta saflarda yer verildiğini sorar. Yeniçeri başı cevap verir:

-Bu sorunun cevabını, savaşırken öğreneceksin!

Kuşatma devam ederken, ön saftakilerin hemen hepsi şehit düşmüş, sancak tutmak sırası

YENİÇERİ HASAN’A

gelmiştir. Yeniçeri Hasan, bayrağı surlara dikince, Yeniçeri Başının ne demek istediğini anlar. Sancağı surlara dikerken üzerine yağan oklarla ağır yaralar alır, kendisi yere düşür ama Bayrağı eliyle sıkı sıkıya kavrayarak yeni kahramanlar gelinceye kadar elinden düşürmez…

Yazarın Diğer Yazıları