Türkiye’de, işsizliğin ulaştığı boyutlar ortadadır. Maalesef, her üç gencimizden biri işsizdir. Artık, üniversite mezunları bile iş bulamıyorlar. Diplomalı işsizler ordusu türemiş. İlköğretim, ortaöğretim mezunları, buldukları ayak işlerinde çalışıyorlar amma, üniversite mezunları, diplomalarından utanarak, ayak işlerine pek ayak uyduramıyorlar. Bir fakülte bitirebilmek için asgari 15 yıl okumak ve sınıflardaki sıralarda dirsek çürütmek gerekmekte. 7 yaşında okula başlayan ve hiç sınıfta kalmamak kaydıyla fakülteyi bitirenler, 22 yaşına ulaşmış gençler olarak, kendilerini hayata hazırladıklarını zannederlerken, bir de bakıyorlar ki, işsizler ordusu saflarında yerlerini almışlar. Öyle bir duruma gelindi ki, ihtiyaç duyulan dallara bile atamalar yapılmıyor. Türkiye’de, 300 bin öğretmen açığı olduğu belirtilmekte. Öğretmen olabilecek, fakülte mezunu gençlerin sayıları ise 600 bin olarak telaffuz ediliyor. Bunca öğretmen açığı olmasına ve öğretmen olmayı bekleyen 2 katı fakülte mezunu gençlerin bulunmasına karşılık atama yapılmıyorsa, bu da mı sanaldır!
Kazara, bir iş yerinde 10 kişilik kadro açıldığında, kadro kapabilmek için müracaat eden bin kişinin varlığı da mı sanal! Kapanan fabrikalardan ilişiği kesilen ve iş sahibiyken, birden bire işsizler ordusuna iltihak edenler de sanalsa, sanal olmayan ne var!
Esnafların kepenklerini kapattıkları, işsizler ordusuna katıldıkları, emeğinin karşılığını alamayan çiftçinin, toprağını terk ettiği de mi sanal! Peş peşe yaşanan iflaslar, işsizlik yüzünden yaşanan intiharlar, boşanma davalarının artması, gençlerin evlenememeleri de sanal olsa gerek!
Aslında, sanal işsizlik yok amma, sanal işler var! İşsiz oldukları halde, daha önce çalışan ve emeklilik için hizmet sürelerini doldurmak için iş yerlerinde çalışıyor gibi gösterenlerin sayıları hiç de az değil. İşte, asıl sanal olan bunlardır.
Evet, sanal işsizlik yok, sanal çalışanlar var !