İnşaatların en yoğun olduğu bir mevsime girmek üzereyiz. İnşaat denetim şirketleri var amma, Şehrimizde yapılan inşaatlar gerektiği gibi denetleniyor mu, denetlenmiyor mu, denetleniyorlarsa, bu nasıl oluyor, denetimleri kimler ve hangi peryodlarla yapıyorlar, bu konuda pek bir bilgimiz yok. Almanya’da, işi inşaatçılık olan ve bu iş üzerinde kurulu şirketi bulunan bir hemşerimiz bir ara Şehrimize gelmişti de yapılan inşaatlara bakarak “Bunlar Almanya’da olsa, hiç birine ruhsat verilmez. Tek biri inşaat ruhsat alamaz!” diyerek Şehrimizdeki inşaatların durumunu özetlemişti.
Kendisi, inşaat şirketi sahibi olarak, inşaat yaparken geçirdiği safhaları anlatan bu hemşerimiz “Önce, projeyi hazırlamakla işe başlanır. Proje, inşaat alanının konumuna uygun mu değil mi. Hele yeşil sahada inşaat için ruhsat almak imkânsız. Bu konuda imar planında değişiklik teklif edilmez, edilemez. Proje tasdik edildikten sonra temel açılır, önce ilgililer gelip temelin derinliğini ölçerler, temelin, yeterli derinlikte olduğu onaylandıktan sonra, demirini koyarız. Konulan demirin, statik hesaba uygunluğunu denetleyen bir ekip daha gelir, size onay yazısı verdikten sonra, çimentosunu dökebilirsiniz. Tabii, dökülen çimentonun da kalite kontrolü var. Dozajı ölçüldükten sonra, “dökünüz” raporu verilirse, çimentoyu dökebilirsiniz.
Yani, inşaat her safhasında adım-adım denetlenir. İnşaat bitinceye kadar, alınan raporlardan bir dosya oluşur. Herhangi bir işte, bir aksaklık çıkarsa, o raporu veren kurum sorumlu tutulur. En ufak bir hata, on-yirmi misli cezayla karşınıza çıkar. Bunun için, hiç kimsenin projenin dışına çıkmak konusunda en ufak bir şansı yoktur. Yasalar, öyle sert uygulanır ki, hata yapan firmanın sonunu getirmeğe yeterlidir.”
Bizde, yap-sat işiyle uğraşanların nasıl denetlendiklerini, denetiliyorlarsa, bu denetimleri yapanların ehil olup olmadıklarını bile bilmiyoruz. Temel atma işinden başlanarak, anahtar teslimine kadar hiç denetim görmeyen inşaatlar olduğu söyleniyor. Allah korusun, bir deprem olursa, denetimsiz olarak yapılan inşaatların yüzde 80-90’ı yıkılırsa bunun sorumluluğu kime ait olacak, o bile belli değil. Bu işin bir de manevi vebali olduğunu unutmamak lâzım.
Evet, inşaat mevsimindeyiz. İlimizde faal olan tek sektör de inşaat işleridir, diğer adıyla “YAP-SAT”çılıktır. Bu sektör sayesinde birçok sektörler ayakta durmaktadır. Elbette, yüzlerce işçiye ekmek kapısı aralayan bu sektörün canlı tutulması ve bu işlerle uğraşanlara yasal her türlü kolaylıkların sağlanması lâzım. Ancak bunu yaparken, şehrin görüntüsünün bozulmasına, sağlıksız yapılaşmalara, çürük binaların yükselmesine asla müsaade edilmemelidir.
Doğrusunu isterseniz, Şehrimizdeki inşaatların gerektiği gibi denetlendiği kanaatinde değiliz. İnşallah, bu görüşümüzde biz yanılıyoruz!