Cüneyt Arıtürk

İNÖNÜ'YE, İFTİRA!

Cüneyt Arıtürk

1957 yılı öncesinde Siirt, susuzluk açısından tam bir

KERBELÂYDI.

O zamanları yaşayanların anlattıklarına göre, hemen her evde kuyu vardı. Ama, kuyuların suları, toprağın kireçli olması yüzünden hem tuzlu, hem acıydı. Aslında kuyu suları, bahçeleri sulamaktan, inşaat işlerinde kullanılmaktan başka hiçbir işe yaramazdı.

Yine o günleri yaşayanların anlattıklarına göre, ellerin ve yüzlerin acı ve tuzlu olan kireçli sularla yıkanmaları yüzünden Şehrimizde insanların yüzde

80’i TRAHOMLUYDU.

O zamanlar Şehrimizde mevcut olduğu belirtilen Trahom Savaş Hastanesinde gözlerini ilâçlamak için bekleyenlerden oluşan kuyrukların sonu gelmezdi.

Şehrimizin içecek suyu ise 2-3 çukur çeşmeden

(BRAYKE, SÜTÜT, TARMOL)

ve sakalar tarafından sağlanırdı. Sakalık, o dönemlerin en geçerli ve en kazançlı mesleklerinden biriydi. Genelde güçlü, kuvvetli, kavgacı tipli insanlar sakalık mesleğini yürütürlerdi. Çünkü, çeşme başlarında devamlı sıra kavgası olurdu. Hatta, çeşme başlarında su sırası yüzünden meydana gelen kavgalarda çok sayıda öldürme ve yaralama olayları yaşandığı anlatılır. Yani, sakalık yapanlar güçlü, kuvvetli, kavgacı tipli olmasalardı, mesleklerini yürütmelerine imkân yoktu. Çünkü, çeşme başlarında kaba kuvvet hâkimdi.

Hatta anlatıldığına göre, sakalar, vatandaşları da mağdur etmemek için 2 teneke kendileri, 1 teneke de, halktan bekleyenlere su aldırırlardı. Bu usul, çeşmelerde sıra beklemek işinde adeta gelenekselleştirilmişti. Sakalık yapanlar, genelde Şehrin kabadayı takımından oluşurlardı.

Ailelerin, parasını ödeyerek  alabildikleri günde 2-3 teneke su olurdu. Zaten, 1 teneke su için ödenen paranın o zamanın 1 Lirası olduğu söylenir ki bu paranın satın alma gücü bugünün 20 TLsi kadar olarak belirtilir.

İşte, Siirt bu Kerbelâ hayatını yaşarken, 1950 yılının genel seçimleri öncesinde İsmet İnönü Cumhurbaşkanı olarak Siirt’e gelmiş, Şehrin o zamanki ekabirleri de, kendisinden Botan Çayı üzerinde bir baraj yaptırılmasını ve Siirt’i susuzluktan kurtarılmasını arzetmişler.

İnönü’nün Siirt’e gelişini ve gidişini fırsat bilen o zaman yeni kurulmuş ve İlimizde de teşkilâtlanmış olan Demokrat Parti’nin (Rahmetli Menderes’in ve Bayar’ın Partisi) Siirtli kurucuları hemen etrafa bir haber yaymışlar.

Siirtlilerin kendisine arzedilen su ile ilgili sorununu dinledikten sonra, İsmet İnönü’nün yanında, baraj konusunda deneyimli bir danışmana. Barajın maliyetini sorduğu ve:

-Paşam, 10 milyona malolur!

deyince de:

-Siirt’i satarsak, 10 milyon lira eder mi?

dediği iddiasını bütün Şehre yaymışlar.

Yine söylentilere göre, 1950 yılında yapılan genel seçimlerde Siirtli DP’lilerin işledikleri tek seçim argümanı budur.

“İsmet Paşa, “SİİRT’İ SATARSAK, 10 MİLYON LİRA EDER Mİ, DEMİŞ!”

Rahmetli İnönü’nün, böyle söylediğine asla inanmıyoruz. Ama, bu söylenti, özellikle CHP aleyhtarı  hemşerilerimiz tarafından zaman-zaman dillendirilir.

Bize göre, bu söylem, İnönü Savaşlarının ve Lozan’ın Kahramanı Merhum İsmet İnönü’ye açık bir iftiradır.

ANEKDOT

Öyle anlatılır ki, Botan Suyunun da Siirt’e yeterli olmadığı anlaşılınca HESKO SUYUNUN Şehrimize getirilmesi talepleri başlamıştı. 1980 yılında darbe yapan Kenan Evren, Siirt’i 3 defa ziyaret etmiş. Bu ziyaretleri sırasında Ahmet Arıtürk tarafından kendisine hitaben yazılan Siirt’in ve Türkiye’nin genel sorunları konusunda  talepler içeren şiirlerle dikkatleri çekilmiş. Evren Paşa da, Siirt Gazetesinde yayınlanan bu şiirleri Siirt halkına hitaben yaptığı konuşmalarda tümüyle okuyarak, sorunlar üzerinde duracağının sözünü vermiş. Arıtürk’ün şiirlerinin Evren Paşa tarafından okunması, yaygın medya tarafından da konu edinilmiş ve yüksek tirajlı bazı gazetelerde (Evren Paşa’yı duygulandıran halk şâiri) olarak manşet haberler şeklinde yer almıştır.

Ahmet Arıtürk’ün, Siirt’in su sorununa vurgu yaptığı ve (BİR DE HESKO SUYU İÇELİM PAŞAM) şeklindeki talebine karşılık Evren Paşa, Siirt’e Hesko Suyunun getirilmesi için kesin talimat vereceğinin müjdesini vermiş ve sözünü yerine getirmiştir. Yani, bugün SİİRT olarak HESKO SUYUNU içiyorsak, bunda AHMET ARITÜRK’ÜN katkısı olduğunu anımsatalım..

Yazarın Diğer Yazıları