Cüneyt Arıtürk

İKİ AYAKLI HAYVANLAR!!!

Cüneyt Arıtürk

“4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü!”

dür. Hayvanlar şüphesiz yaşamın olmazsa olmazıdırlar ve korunmaya muhtaçtırlar. Peki, hayvanları kimlerden koruyacağız. Elbette ve öncelikle 2 ayaklı hayvanlardan! Evet, adına insan dediğimiz iki ayaklı hayvanlar, maalesef bazen en vahşi hayvanlardan bile daha vahşi olabilmektedirler. Hayvanların en vahşileri açlıklarını gidermek için hemcinsleri olmayan başka hayvanlara veya insanlara saldırırlar. Oysa insanlar, birbirlerini toplu olarak imha etmek peşindedirler. Ekolojik dengeyi bozmak pahasına hayvanları telef, yeşil alanları talan ederler.

Atom bombasını kullanan ve bir çırpıda onbinlerce hemcinslerinin ölümlerine sebep olan insan dediğimiz iki ayaklı hayvanlar değil mi! Maalesef, bazı insanlar en vahşi hayvandan daha vahşi olabilmektedirler. Savaşlarda birbirlerini öldüren, biribirlerinin başlarına bombalar yağdıran, evlerini, iş yerlerini talan eden, yıkan, yakan yine insanlardır. İnsanlar ki, kendi hemcinslerine bile bu kadar acımasızdırlar, elbette, hayvanlara karşı çok daha acımasız olacaklardır!

Bilindiği gibi hayvanlar evcil ve vahşi hayvanlar olarak iki bölümde mütalaa edilir. İster evcil, ister vahşi bütün hayvanların korunmaları gerekir. Çünkü doğanın ekolojik dengesini korumak için hayvanların da varlıklarının korunması şarttır. Yani, insanoğlu hayvanları korumakla, aslında en büyük iyiliği yine kendisine yapmaktadır. Amma, çoğumuz bunun farkında bile değiliz.

Dinimizde, hayvana eziyet katiyetle büyük günahlardan sayılır. Hayvanlara yardım etmenin ise yine dini açıdan büyük mükâfatının olacağını,

Peygamber Efendimiz Hazret-i MUHAMMED’in (Ona al ve ahbabına salat ve selam olsun)

sahih oldukları kabul edilen hadis-i şeriflerinden anlıyoruz.

Yeri gelmişken, hayvanlara yapılan iyiliğin mükâfatı ile hayvanlara yapılan kötülüğün cezasına ilişkin bazı hâdis-i şerifleri nakledelim, sonra yazımıza devam ederiz. Önce, hayvanlara iyilik etmenin ne kadar önemli olduğuna vurgu yapan hâdis-i şerifleri nakledelim. Bir hâdis-i Şerifin melali âlisi şöyle:

*Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:

“Resûlullah (aleyhissalâtü vesselâm)

buyurdular ki:

‘Bir adam yolda, yürürken susadı ve susuzluğu arttı. Derken bir kuyuya rastladı. İçine inip susuzluğunu giderdi. Çıkınca susuzluktan soluyup toprağı yemekte olan bir köpek gördü. Adam kendi kendine: ‘Bu köpük de benim gibi susamış.’ deyip tekrar kuyuya inip, mestini su ile doldurup ağzıyla tutarak dışarı çıktı ve köpeği suladı. Allah onun bu davranışından memnun kaldı ve günahlarını affetti.”

Resûlullah’ın yanındakilerden bazıları:

“Ey Allah’ın Resûlü! Yani bize hayvanlar (a yaptığımız iyilikler) için de ücret mi var?”

dediler.

Aleyhissalâtu vesselâm:

“Evet! Her ‘yaş ciğer’ (sahibi) için bir ücret vardır.”

Hayvanlara iyiliğin mükâfatının olacağı hakkındaki bir başka hâdis-i Şerif de mealen şöyledir:

“Fâhişe bir kadın, sıcak bir günde, bir kuyunun etrafında dönen bir köpek gördü, susuzluktan dilini çıkarmış soluyordu. Kadıncağız mestini çıkararak (onunla su çekip köpeği suladı). Bu sebeple kadın mağfiret olundu.”

Şimdi de hayvanlara eziyet etmenin dini açıdan ne kadar günah olduğunun kanıtı olması açısından konuyla ilgili bir hâdis-i şerifin meali alisini sunalım. Hadis-i şerif’te şöyle buyrulur:

“Bir kadın, eve hapsettiği bir kedi yüzünden cehenneme gitti. Kediyi hapsederek yiyecek vermemiş, yeryüzünün haşeratından yemeye de salmamıştı.”

Görüldüğü gibi, dinimizde hayvanlara iyi davranmanın mükâfatı olduğu gibi, onlara eziyet etmenin de cezası vardır. Yani, İslam dini 15 asır öncesinden hayvan haklarını bir yerde açıklamıştır. Binek hayvanlarına kuvvetlerini aşacak derecede ağır yük yüklemenin de günahlar cümlesinden olduğunu, zaman-zaman bu konuyu uygulayan yöneticilerin bulunduğunu da anımsatalım.

Bütün bunları anlattıktan ve din ekseninde hayvan haklarının ne kadar önemli olduğunu vurguladıktan sonra, gelelim günümüzde yaşanan duruma. Bakın, istismar etmekte tavan yaptığınız dinimiz İslâm, 15 asır öncesinden hayvan haklarına gösterilmesi gereken hassasiyeti ne de güzel ortaya koymuştur. Bu görüşleri yasal bir zemine oturtmak görevi elbette ehl-i siyasete düşür.

Yüce Rabbimiz insanları da, hayvanları da (İKİ AYAKLI HAYVANLARDAN KORUSUN, AMİN!) diyerek yazımızı noktalayalım.

ANEKDOT

Biz insanlar, sevmediklerimiz için zaman-zaman (KÖPEK) deriz, bazen daha ileriye giderek, (KÖPEK OĞLU KÖPEK) dediğimiz de olur. Zavallı köpeklerin dilleri olsa, bu benzetmelerimize isyan etmezler miydi!

Adı (TAHİR) olan biri, bir şâir için (KÖPEĞİN BİRİDİR) demiş. Söz dönüp, dolaşıp şâirin kulağına gitmiş. Hakaretin karşılığını bir dörtlükle ifade ederek şöyle söylemiş:

DUYDUM Kİ TAHİR, BENİM İÇİN (KELP) DEMİŞ,

BENİM KELP OLMADIĞIM ZAHİRDİR

HEM, MEZHEBİM (HAMBELİ)DİR BENİM

İTİKADIMA GÖRE (KELP) TAHİRDİR

NOT: Bazı mezheplere göre KÖPEK, NECİS SAYILIR. Hambeli mezhebi ise, KÖPEĞİ TAHİR (TEMİZ) kabul eder.

Yazarın Diğer Yazıları