Bilindiği gibi ülkemizde yaygın olarak kullanılan üç takvim vardır. Bunlar resmiyette kullanılan MİLADİ TAKVİM ile HİCRİ ve RUMİ TAKVİMLERDİR. Miladi takvim, Hazret-i İsa’nın (O’na ve cümle peygamberlere salat ve selam olsun) esas alan takvimdir. Hicri takvim ise Hz. Muhammed’in (O’na ve cümle Peygamberlere salat ve selam olsun) Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç olarak kabul eden ve ay sınıfı takvimler grubuna giren takvim sistemidir. Hicri Takvim kendi içinde Hicri Şemsi ve Hicri Kameri Takvim olarak ikiye ayrılmaktadır.
Hicri Takvim’in başlangıcını belirleyen olay, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye hicreti olduğu için 1 Muharrem Hicri takvimin başlangıç tarihidir.
Arapların İslamiyet’e geçişinden önce yıllar, tarihin ilk çağlarında olduğu gibi, önemli olayların adları ile anılırdı. Araplar yılın günlerini de, Hz. İbrahim döneminden başlayarak, ay takvimimin aylarına göre düzenlemişlerdi. Ayların gün sayısı ise kolaylık sağlaması için; tek aylar çift, çift aylar tek olarak kabul edilirdi. Buna göre, sırasıyla tek ay olan Muharrem 30 gün, çift ay olan Safer 29 gün diye hesaplanır ve diğerleri de buna göre sayılırdı. Ancak güneş takvimi ile ay takvimi arasındaki 11 günlük fark; ziraat, alışveriş ve mevsimlerde karışıklık, meydana getirdiği için, İslamiyet öncesi Mekke’de, Yahudi takvimini taklit edilmiş, her üç yılda bir, bir “boş ay” ilavesiyle 13 aylık bir yıl oluşturmuşlardı. Bu, her üç yılda bir tekrarlanıyorlardı.
Fakat bir standardın olmaması karışıklıklara neden olmaya başlamıştı. Özellikle beytülmalın hesaplanması gereken durumlarda güçlüklere neden olan bu durum yüzünden, Hz. Ömer döneminde standart bir takvim başlangıcı saptanması konusu ciddi şekilde tartışılmaya başlanmıştı. Hz. Ömer bu amaçla bir meclis toplayarak tarih için bir başlangıç belirlenmesini istedi. Mecliste birçok farklı görüş ileri sürüldü; bir kısım sahabe Hz. Muhammed’in doğumunun takvim başlangıcı olarak kabul edilmesini istedi. Ancak Hz. Ali, Peygamber’in doğum tarihinin tam olarak bilinmediğini, Hz. Muhammed’in Hicret’ten sonra hükümran olmaya başladığını ileri sürerek, bu önemli olayın takvime başlangıç kabul edilmesini teklif etti ve bu görüş oy birliğiyle kabul gördü.
Hicri takvimin başlangıcı Muharrem ayının birinci günüdür. 2021 yılında Muharrem ayı Miladi takvime göre 9 Ağustos itibarıyla başlamıştır. Bu durumda 9 Ağustos 2021 günü 1 Muharrem olarak hicri yılbaşına tekabül etmektedir. Muharrem ayının ilk ON GÜNÜNÜ, biz Siirtliler (AŞTİYEM IL AŞOR) olarak tabir ederiz. Bu günlerde oruç tutmanın, manevi açıdan önemli olduğuna inanırız.
"Muharrem" hürmet edilen anlamındadır. Bu ay, Hz. Peygamber Efendimiz tarafından
(ALLAH'IN AYI)
diye nitelendirilmiştir. Bir hadis-i şerifte
(Muharrem, Allah’ın; Recep, benim; Ramazan, ümmetimin ayıdır)
buyurulmaktadır. Müslümanlar için büyük öneme sahip muharrem ayı bu yıl 9 Ağustos günü başladığına göre Muharremin 10'uncu günü
(AŞURE GÜNÜ)
de 18 Ağustos Çarşamba günü idrak edilecek demektir.
Bir hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
“Ramazan’dan sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem’de tutulan oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz da gece namazıdır.”
Muharrem’in onuncu günü olan âşûrâ gününde oruç tutmak da bazı âlimlere göre sünnettir. Zira Peygamber Efendimiz âşûrâ gününde oruç tutmuş ve bunu müslümanlara tavsiye etmiştir.
Hz. Peygamber Medine’ye gelince, Yahudilerin âşûrâ gününde oruç tuttuklarını görmüş ve “Bu gün niçin oruç tutuyorsunuz?” diye sormuştu. “Bu, hayırlı bir gündür. Allah, o günde Benî İsrâil’i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Mûsâ o gün oruç tuttu.” dediklerinde Resûlullah da “Ben Mûsâ’ya sizden daha layığım (yakınım).” buyurup o gün oruç tuttu ve müslümanlara da tutmalarını tavsiye etti.
Yine bir hadis-i şerifte “Âşûrâ günü orucunun önceki yılın günahlarına keffâret olacağını zannederim.” Buyurulmuştur.
Bir hadis-i şerifte de “Ramazan orucundan sonra en fazîletli oruç Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur.” Buyrulmaktadır.