Sıcaklar, ensemizde boza pişirmeğe başladı ya! Bizim sofu takımının akıllarına ilk gelen nedense hep
CEHENNEM
ATEŞİ
olmaktadır. (Dünyada böylesine yanıyorsak, cehennemde halimiz nice olur!) diye ağlaşıyorlar! Oysa cehenneme değil de, cennete gitmek için o kadar çok sebep var ki. Bunların ilki ve en önemlisi
Yüce
ALLAH’IN
sonsuz merhametidir. Hem,
Allah’ın
rahmetinden ümit kesmek küfürdür. Bunun için günahımız ne kadar çok olsa da, asla ve asla Allah’ın rahmetinden ümit kesmemeliyiz.
"LÂ TAKNETÛ MİN
RÂHMETİLLAH"
ayetini bu konuda delil ve müjdeleyici kabul etmeliyiz.
Hem, cehennem denilen yerde ateş yoktur. Cehennemde yanacaklar, ateşlerini beraberinde götürürler. Bu konuda devrin Halifesi Harun Reşit ile o dönemin gönül ehliden Behlül-ü Dânâ arasında geçen bir anekdot anlatılır.
Bir gün Harun Reşit, yolda rastladığı Behlül-ü Dânâ Hazretlerine:
-Nereden geliyorsun?
diye sormuş.
Büyük veli cevap vermiş:
-Cehenneme, ateş almaya gitmiştim!
-
Peki, getirdin mi?
-
Hayır, vermediler. (Cehennemde ateş yok, herkes, ateşini kendisi getirir) dediler.
Bunun üzerine Halife, büyük evliyaya adeta yalvararak sormuş:
-
Peki ya Behlül, cehenneme ateş götürmemek için ne yapmak lâzım?
Allah dostu bağırarak ve uzaklaşarak cevap vermiş:
-Adaletli ol! Adaletli ol! Adaletli ol!
Cehennemde ateş olmadığı ve insanların ateşlerini beraberlerinde götürdüklerine dair söylenmiş güzel deyişler de vardır. İşte, Pir Abdal Sultanın bu konudaki deyişlerinden biri:
Sabahtan uğradım ben bir figana
Bülbül ağlar ağlar güle getirir
Bakın şu feleğin çürük işine
Her bir cefasını kula getirir
Depreştirme benim dertlerim tamam
Muhabbet şirindir vermiyor aman
Üstümüzde dönen çark ile devran
Felek bizi halden hale getirir
Pir Sultan Abdal’ım sözlerim haktır
Hakk diyen kullardan hiç şüphem yoktur
Cehennemde ateş olmaz nar yoktur
Herkes ateşini bile götürür