Bugün birkaç anekdotla okuyucularımızı güldürmeyi ve güldürmek yanında düşündürmeyi istedik. İşte anekdotlarımız. Bakalım beğenecek misiniz:
Zorba Padişah, tebaasından olan bilge adımını çağırır ve söyler:
-Benim AT’IMA konuşmayı öğreteceksin, yoksa kellen gider.
Bilge adam atı konuşturamayacağını bilmektedir amma kelleyi vermeğe niyetli olmadığı için cevap verir:
-Padişahım, Atınıza konuşmayı öğretirim ama bu öyle kolay olacak iş değil! Sizin bu dediğiniz ancak 10 yıl içinde gerçekleşir.
Padişah, müsaadeyi verir:
-Tamam! 10 yıl sonra at konuşmazsa kellen gider!
Bilge dışarıya çıkarken, Padişah’tan gizli olarak peşine takılan Başvezir:
-Aman, ne yaptın Bilge hazretleri. Olmayacak bir şey için nasıl söz verirsin!
der.
Bilge gülümser:
-Merak etme. 10 yıla kadar ya ben ölürüm, ya at, ya da Padişah. Hiç olmazsa kelleyi şimdilik kurtardık!
***
Buğday bir yıl Hacca gitmeye niyet etmiş. Yerine Arpayı vekil bırakmış. Vekâleti alan Arpa, Buğdaya sormuş:
-Sen yokken ekmek olayım mı?
Buğday cevap vermiş:
-Ekmek olabilirsin!
demiş.
Arpa sorulara devam etmiş:
-Peki bulgur olayım mı?
Arpa:
-Pek yakışmaz amma insanlar zorda kalırlarsa, bulgur da ol?
diye cevap vermiş.
Bunun üzerine Arpa son hamleyi yapmış:
-Ya baklava! Baklava da olayım mı!
Buğday, Arpanın bu talebine kızarak cevap vermiş:
-Yok artık, bu kadar da uzun boylu değil!!!
***
Fransa Krallarından birine, kendisine çok benzeyen birinin varlığından bahsetmişler. Hemen bulunarak huzuruna getirilmesini emretmiş. Kral, bakmış gerçekten de getirilen kişi, ikizi gibi. Bunun üzerine sormuş:
-Paris’in içinden misin?
Adam cevap vermiş:
-Hayır, köylerindenim!
Kral bu defa da imalı bir şekilde sormuş:
-Annen gençliğinde Paris’e gelir miydi?
sorunun ne amaçla sorulduğunu anlayan köylü sakınmadan cevabı yapıştırmış:
-Hayır, Annem hiç Paris’e gelmedi ve bu Şehri hiç görmedi bile. Amma, babamın gençliğinde sık-sık Paris’e geldiğini ve zamparalık yaptığını anlatırdı. Yine annemin anlattığına göre, babam bana çok çok benzermiş. Sanki “HIK” demiş, burnundan düşmüşüm!
***
Kralın biri adamlarıyla birlikte dolaşıyormuş.
Yolda
(BİLGE)
olarak bilinen biriyle karşılaşmış ve sormuş:
-Nereye böyle?
Bilge adam biraz da Kralı umursamaz bir tavırla cevap vermiş:
-Bilmem!
Bilgenin cevabından hayli öfkelenen Kral adamlarına söylemiş:
-Bu adamı yakalayıp zindana atın. Madem gideceği yeri bilmiyor, bu adam serserinin biri!
Kralın bu talimatı üzerine Bilge cevap vermiş:
-Gördünüz ya Kral Hazretleri. Ben zindana gönderileceğimi nereden bilebilirdim!