Sağlık çalışanlarının bir takım hakları olduğu gibi, hastaların da bir takım hakları olduğuna vurgu yapmış, Dünyada ve Ülkemizde 1998 yılından bu yana 26 Ekim günlerinin “Hasta Hakları Günü” olarak kabul edildiğini yazmıştık.
Hasta Hakları ilk kez 1981 yılında Lizbon’da yapılan 34. Dünya Tabipler Birliği Genel Kurulu’nda yayımlanan Lizbon Bildirgesi ile benimsenmiştir. Daha sonra 47. Dünya Tabipler Birliği Kurultayında (Bali, Eylül 1995) değişikliğe uğramış, 171. Konsey Oturumu’nda (Şili, Ekim 2005) gözden geçirilip düzeltilmiştir. Ulusal düzeydeki yasal düzenleme Tıbbi Deontoloji Nizamnamesi, Hasta Hakları Yönetmeliği, İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi gibi mevzuatlarda yer almaktadır.
Hasta haklarıyla ilgili bildirge, uygulamaya yönelik, ahlaki ve yasal güçlüklerin var olabileceğini göz önüne almakla birlikte hekimin, her zaman için hem kendi vicdanına göre, hem de hastanın en çok yararına olacak şekilde davranmasını şart koşmaktadır. Yasal durum ya da hükümetin tutumu hastaların bu haklarını göz ardı ediyorsa, hekimler bu hakların elde edilmesi ya da onarılması için arayış içinde olmaları ve yetkilileri uyarmaları gereğine vurgu yapılmaktadır.
Hastalarla ilgili haklar kapsamında, Nitelikli tıbbi bakım hakkı, doktorunu seçme özgürlüğü, kendi kaderini belirleme hakkı (ötenazi yapmak gibi). Hastalar ayrıca kategorilere ayrılırlar. Bilinci kapalı olanlar, Yasal ehliyeti olmayanlar (çocuklar, ruhsal sorunları olanlar gibi).
Bütün hastaların, hastalıkları konusunda gerçek anlamda bilgilendirilme hakları vardır. İsteği ve onayı olmadan hastaya hiçbir tıbbi müdahalede bulunulamaz. Hastanın durumunun gizli tutulması, birinci derecede yakınları dışında, hastalığı konusunda hiç kimseye bilgi verilmemesi de hasta hakları cümlesindendir. Hasta kişinin onuruna ve özel yaşamına saygı gösterilmesi, dini destek almak konusundaki isteklerinin de karşılanması gereklidir.
Hasta hakları, temel insan hakları cümlesinden olup, dil, din, mezhep, ırk ayırımı gözetilmeden bütün hastalara eşit davranılması zorunludur.
Maalesef, günümüzde sağlık alanında yaşanan olumsuz gelişmeler nitelikli sağlık hizmetine ulaşmadaki eşitsizlikleri giderek artırmakta, hastaların sık-sık mağdur durumlara düşmesine neden olmaktadır. Hükümetin “Sağlıkta Dönüşüm Programı” adı altında yaşama geçirdiği politikalar, “özendirici ifadelerle” sunulanın aksine, sağlık birimini işletme, hastayı müşteri olarak görmektedir. Hasta haklarına uyuyormuş gibi yapılan düzenlemeler bu nedenle göstermelik olmaktan öteye gidememektedir. Sağlığı kar edilen bir alana, sağlık hizmetini alınan satılan bir metaya dönüştürmek hasta haklarına aykırıdır.
Hastaların nitelikli sağlık hizmeti alabilmesinin uygulanan sağlık politikalarının değişmesinden geçtiğini düşünen Türk Tabipleri Birliği, hasta haklarının tam olarak gerçekleşebilmesi için “herkes için eşit, nitelikli, ulaşılabilir ve ücretsiz sağlık hakkı” talebini gündeme getirmekte ve bu konuda dikkatleri çekmektedir.
Evet, 26 Ekim günleri (HASTA HAKLARI GÜNÜ)DÜR. Sakın (HAKKIM VAR) diyerek hastalanmayın! (HAKKINI DEĞİRMENDE ARA) deyimini unutmayalım derken, hasta haklarına riayeti amir bir de hekim andı olduğunu anımsatalım.
Dünya Tabipler Birliği tarafından, doktor-hasta ilişkileri ve özellikle hasta hakları konusunda yeni mezunlar tarafından yapmaları önerilen (HEKİMLİK ANDI)nı 26 Ekim Hasta Hakları Günü çerçevesinde anımsatalım istedik. İşte, o and:
“Hekimlik mesleğinin bir üyesi olarak;
Yaşamımı insanlığın hizmetine adayacağıma,
Hastamın sağlığına ve esenliğine her zaman öncelik vereceğime,
Hastamın özerkliğine ve onuruna saygı göstereceğime,
İnsan yaşamına en üst düzeyde saygı göstereceğime,
Görevimle hastam arasına; yaş, hastalık ya da engellilik, inanç, etnik köken, cinsiyet, milliyet, politik düşünce, ırk, cinsel yönelim, toplumsal konum ya da başka herhangi bir özelliğin girmesine izin vermeyeceğime,
Hastamın bana açtığı sırları, yaşamını yitirdikten sonra bile gizli tutacağıma,
Mesleğimi vicdanımla, onurumla ve iyi hekimlik ilkelerini gözeterek uygulayacağıma,
Hekimlik mesleğinin onurunu ve saygın geleneklerini bütün gücümle koruyup geliştireceğime,
Mesleğimi bana öğretenlere, meslektaşlarıma ve öğrencilerime hak ettikleri saygıyı ve minnettarlığı göstereceğime,
Tıbbi bilgimi hastaların yararı ve sağlık hizmetlerinin geliştirilmesi için paylaşacağıma,
Hizmeti en yüksek düzeyde sunabilmek için kendi sağlığımı, esenliğimi ve mesleki yetkinliğimi korumaya dikkat edeceğime,
Tehdit ediliyor olsam bile, tıbbi bilgimi, insan haklarını ve bireysel özgürlükleri çiğnemek için kullanmayacağıma,
Kararlılıkla, özgürce ve onurum üzerine, ant içerim.”