Hani, meşhur bir deyim vardır.
(HAMİLİ KART YAKİNİMDİR)
şeklinde dillendirilen bu deyimi yansıtan bir anekdot vardır. Bu anekdotu okuyucularımla paylaşarak hem düşündürmek ve hem de acı-acı tebessüm ettirelim istedik.
Anekdot şu:
Siirtli bir hemşerimizin, Ankara’da çözümlenmesi gereken bir işi varmış. Tabii, bu işin çözülmesi için milletvekillerinin himmetlerine ihtiyacı bulunuyormuş. İktidardaki partinin il başkanına gitmiş ve partili milletvekiline elden götürmek üzere bir mektup yazması için ricada bulunmuş. İktidardaki partinin il başkanı da:
-Hayhay hemşerim! Senin için yazmayacağım da, kimin için tavsiye mektubu yazacağım! Ben milletvekilimize bir mektup yazarım, sen, Ankara’ya yarın gideceğine göre, akşama doğru gelir, mektubu alırsın!
diyerek, sorununu dinlemiş ve göndermiş. Tavassut mektubu talebinde bulunan Siirtli akşam saatlerinde, İl Başkanının yazıhanesine gitmiş. Başkan ona hazırladığı ve açılmasın diye ağzına bant yapıştırdığı mektubu vermiş:
-Haydi, hayırlı olsun! İşini oldu bil!
diyerek göndermiş. Zarfı sevinçle alan Siirtli de evine gitmiş. Ama, bir taraftan da
“acaba mektupta ne yazılı!”
diye merak edip duruyormuş. Sonunda kendi kendisine
“bütün zarflar aynı değil mi, hem zarfı götürdüğüm milletvekili, zarfın değiştiğini nereden bilecek. Zarfı açar, kâğıdı yeni bir zarfa koyar, ağzını da bant yapıştırırım”
demiş ve dediğini yapmış.
Açtığı zarfta şöyle bir pusula varmış:
“Sayın Milletvekilim;
Sana bu mektubu getiren kişiyi tanımıyorum. Geldi, bir tavassut mektubu yazmamı rica etti. Ben de mecbur olup yazdım. İşini yaparsan memnun, yapmazsan mahzun olmam. Nasıl istiyorsan öyle yap!”
Mektubu okuyunca kafasına kaynatılmış zift dökülmüş gibi olan hemşerimiz, o hiddetle tekrar İl Başkanının yazıhanesine gitmiş. Açmış olduğu zarfı uzatarak:
-Böyle bir mektup yazacağına, harbi olarak “senin işini yapmıyorum” diyemez miydin! Al tavsiye mektubunu, münasip bir yerine sok!”
diyerek kızgınlıkla bağırıp, çağırmış. Foyasının meydana çıktığını anlayan il başkanı alttan almış:
-Hemşerim, sen yanlış anladın. Bu şifreli bir mektuptur. Benimle Milletvekilimiz arasında böyle bir parolamız var. Mektubu okuyunca, şifreyi alacak. Ben, yapılmasını isteğim işler için hep böyle mektup yazıyorum!
Demiş. Kızgınlığı hat safhada olan ricacı, bunun üzerine, il başkanının yüzüne tükürmüş ve:
-Ben de, böyle teşekkür ederim!
diyerek ayrılmış…