Koronavirüs, köy hayatının güzelliğini yeniden gündeme getirdi. Bir zamanlar, Türkiye’nin nüfusunun yüzde 50’si köylerde yaşarlardı. Bulunduğumuz zaman diliminde ise köylerde yaşayan nüfusun oranı yüzde 7’ler düzeyine düşmüş bulunmaktadır. Şöyle düşünün tablo değişmez ve yine nüfusun yüzde 50’si köylerde yaşasalardı,
KORONAVİRÜSLE
mücadele ne rahat olurdu. Köylerde yaşayanlar, salgın hastalıklar yaşandığı dönemlerde şehirlere inmez, hastalığın yayılması büyük ölçüde önlenirdi.
Geçmiş yıllarda, köylerde tüm gıdalar organikti. Köylü, şehre gelmeden aylarca kendi ürettiği gıda maddeleriyle yaşamını sürdürürdü. Buğdayını, mercimeğini, fasulyesini ve akla gelebilecek diğer tahıllarını, bakliyatlarını kendisi eker, biçer, buğdayını, yel değirmenlerinde un yapar, tadına doyum olmayan tandır ekmeğini pişirir, kendi bahçesindeki meyvelerini, sebzelerini devşirir, kümesindeki hayvanlarının etlerini, yumurtalarını yer, sütünü, yoğurdunu, yağını, pekmezini, balını hatta sabununu (bıtım sabunu) kendi imkânlarıyla üretirdi. Elbise, lastik ayakkabı, şeker gibi ihtiyaçlar için belki yılda 2-3 defa şehre inmesi kâfi gelirdi. Maalesef, yanlış politikalar yüzünden köyler boşalmış durumda. Bu durum, üretimin azalması, tüketimin artması sonucunu doğururken, işsizliğin de artmasının en önemli sebebi olmuştur.
Evet, yeniden köylere dönmek imkânı olsaydı, emin olun
KORONAVİRÜSTEN
korunmak için de olsa, koşa-koşa köy hayatına dönerdik. Türkiye’de köyde yaşayanların nüfuslarının yüzde 50’ler düzeyinden, yüzde 7’ler düzeylerine indiği günümüzde
(HADİ GELİN KÖYÜMÜZE
GERİ DÖNELİM)
türküsünü çığırarak yazımızı noktalamamız, en iyisi olacak:
Ne umutla geldik koca şehire
Allah sonumuzu hayır getire
Alacaklı haciz koymuş Bekir'e
Hadi gel köyümüze geri dönelim
Fadime'nin düğününde halay çekelim
Buralarda ağaçları kesmişler
Yerlerine taş duvarlar dikmişler
Sevdiğimi başkasına vermişler
Hadi gel köyümüze geri dönelim
Fadime'nin düğününde halay çekelim
Bir başkadır Toroslar'ın yağmuru
Anam evde hazırlamış hamuru
Çok özledim havasını suyunu
Hadi gel köyümüze geri dönelim
Fadime'nin düğününde halay çekelim
ANEKDOT
Olağanüstü hâl yıllarında, Olağanüstü Hâl bölge Valileri sık-sık bölgeye bağlı illeri gezer, halkın sorunlarını bizzat halktan dinlemeye çalışırlardı. İlk Olağanüstü Hâl Bölge Valisi, aynı zamanda Diyarbakır Valisi olan Hayri Kozakçıoğlu’ydu. En uzun süreyle de bu görevi O yürüttü.
İşte, bu Olağanüstü Hâl Bölge Valilerinden biri, bir gün Siirt’e gelmiş. Vatandaşların yoğun olduğu Tillo Caddesi üzerinde, iş hanının bulunduğu alanın karşısındaki çayhanelerden birine girmiş. Hemşerilerimizin hallerini, hatırlarını sormuş. Tabii, “fırsat bu fırsat” diyerek hemşerilerimiz de sıkıntılarını anlatmağa başlamışlar.
İçlerinden biri, terör olayları sebebiyle arazilerini, tarlalarını, bağlarını, bahçelerini bırakarak, köyünü terk ettiğini ve Şehre yerleştiğini söylemiş. Çocuklarıyla birlikte, işsiz, güçsüz ve ekmeğe muhtaç duruma düştüğüne yana, yakıla anlatmış, kendisi ve çocukları için iş istemiş.
Olağanüstü Hâl Bölge Valisi:
-Kaç çocuğun var?
diye sormuş, köylü vatandaştan:
-On çocuğum var!
Cevabını alınca:
-E be kardeşim, hiç on çocuk yapılır mı? Yapanın hali işte böyle olur! Nüfus plânlaması denilen bir şey var!
diyecek olmuş.
Köylü cevap vermiş:
-Vali Paşa Hazretleri, vallahi, köyde 10 çocuk yetmiyordu. Çocuklardan biri bağı bellerdi, diğeri bahçeye ektiğimiz sebzeleri sulardı. Biri, tarlayı sürerdi. Bir diğeri hayvanların sütünü sağar, yoğurt yapardı, biri sağılan sütü, yapılan yoğurdu şehre getirir satardı. Biri dağa gider, odun getirirdi. Biri Botan çayına gider, balık tutardı. Biri hayvanları sıvamaya götürürdü. Emin ol Vali Paşa Hazretleri şimdi cebimde bir paket sigara alacak param yok. Ama terör yokken, ben köyde 10 çocuğumla ve aileleriyle birlikte yaşarken, Köyümüze gelseydin, senin şerefine 2-3 koyun, kuzu keser beraberinde gelenlerle birlikte size ziyafet çekerdim. Zaten, köy yerindeyken, misafirimiz hiç eksik olmazdı. Yoldan gelen geçenleri bile durdurur, ağırlardık. Köy yerinde çocuk güçtür, kuvvettir. Ne kadar çocuğun varsa, o kadar güçlüsün demektir!
Köylü vatandaşın verdiği bu cevap karşısında, Olağanüstü Hâl Bölge Valisinin cevabı şu olmuş:
-Ne diyelim! Allah, bu terör afetini milletimizin başına salanların belâsını versin. Köylü yurttaşlarımızın, yeniden köylerinde yaşayabilecekleri huzurlu günler bir an evvel geri gelsin!