Cüneyt Arıtürk

GÜÇLÜ DEVLETLERLE YAPILAN ANLAŞMALAR!

Cüneyt Arıtürk

Unutulduya gelen bir konu var. Hani, Türkiye, Rusya’dan S-400 savunma füze sistemleri alınca, ABD buna karşı çıkarak, parasını ödediğimiz ve proje ortağı olduğumuz F-35 füzelerini vermekten vazgeçerek, paramızı da iade etmedi ve bizi projeden çıkardı ya! Gerçekten de, bu konu sözün tam anlamıyla unutuldu gibi! ABD, ne paramızı geri veriyor. Ne de parasını ödediğimiz F-35’leri!

Kişiler gibi, devletlerin de kendilerinden çok güçlü ülkelerle anlaşmalar imzalamaları gerçekte kuvvetli devletlerin lehlerine sonuç verir. Kuvvetli devlet, anlaşmaya uymazsa, yapılabilecek bir şey kalmıyor. Yani, anlaşmanın hükümleri sadece kuvvetli devletlere yaramaktadır. Bu duruma (BÜKÜLEMEYEN ELİ ÖPMEK) deriz. Kişiler gibi, devletlerin de kendilerinden güçlü devletlerle anlaşma imzalamalarının aleyhlerinde olduğunu bir Siirt anekdotuyla anlatmağa çalışalım. Anekdot şu:

Bacanak olan iki Siirtli, ortak olmuşlar, koyun besiciliği yapıyor, alıp satıyorlarmış. Ortaklardan biri hoyrat, kavgacı mizaçlı, haksızlık yapmaktan çekinmeyen bir tipmiş. Diğeri gayet yumuşak huylu, kendi gölgesinden bile korkan bir yapıya sahipmiş.

Bir gün hoyrat olan ortak, yumuşak huylu ortağının yanına gitmiş.

-Artık ayrılalım!

demiş.

Halim selim ortak:

-Nasıl istiyorsan öyle olsun!

diye cevap vermiş. Bunun üzerine koyunların bulunduğu ahıra gitmişler. Ahırda, ortak malı 200 koyun varmış. Hoyrat ortak, en iyi yüz koyunu bir yana ayırmış, en kötü olanları da bir yana bırakmış. Sonra ortağına dönmüş:

-Hangilerini istiyorsan al!

demiş. Halim selim ortak bakmış ki ortada bir oyun var. Sıska, zayıf koyunların bulundukları tarafı seçmek işine gelmiyor, iyi koyunları da almağa cesaret edemiyormuş. Ortağına:

-Böyle olmaz, ben böleyim, sen istediğini al!

demeye de çekiniyormuş.

Kurtuluş olarak:

-Hele, kayınbiradere de gideyim, ona da bir danışayım

demiş.

Beriki:

-Kayınbiraderi karıştırmağa ne gerek var?

demişse de, taksimatın şeklinden rahatsız olan halim selim ortak, adeta kaçarcasına çıkmış ve müşterek kayınbiraderlerinin yanına gitmiş. Durumu anlatarak, yapılan haksızlığa karşı tavır koymasını istemiş ve:

-Koyunların en iyisini bir yana ayırıyor, en kötülerini bir yana bırakıyor. Sonra bana “hadi, istediğini seç!” diyor!

demiş bunun üzerine kayınbiraderleri:

-Sen de koyunların iyilerini seç, kötülerini ona bırak!

diyecek olmuş.

Cevap vermiş:

-Hiç kabul eder mi!

deyince gayet akıllı ve tavrını hep haklıdan yana koymakla ünlenmiş biri olan kayınbiraderi cevap vermiş:

-Sen git, benim dediğimi yap. Eğer kabul etmezse, o zaman müdahale etmek hakkım olur. Şimdi ona desem ki “En iyi koyunları bir tarafa seçmişsin, en kötü koyunları bir tarafa. Böyle taksim olur mu?” O zaman bana: Madem öyle, en iyilerini alsaydı!” demeyecek mi! Haksızlık yaptığını ispat etmek için, önce iyi koyunlara sahip çıkacaksın, haliyle o kabul etmeyecek. Benim de bu durumda müdahale etme hakkım doğacak!

demiş ve ilave etmiş:

-Ortak olacağınız zaman bana danıştığında ben sana “Onunla ortak olma, kendisinden güçlü insanlarla ortak olan, daima zarar eder” dememiş miydim!

***

Türkiye olarak, ABD ve Rusya ile yaptığımız-yapacağımız anlaşmaların hep aleyhimizde sonuçlanacağını anlatmak için güzel bir örnek değil mi…

Yazarın Diğer Yazıları