(Dünya Gönüllüler Günü)
olarak tanımlanan bir gün vardır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınan kararla 1985 yılından beri 5 Aralık günleri
(Dünya Gönüllüler Günü)
olarak kutlanmaktadır. Gönüllülük deyiminden amaç, toplum yararına yapılan işin hiçbir menfaat beklenmeden gerçekleştirilmesidir. Konuyu birkaç cümle ile özdeşleştirelim:
Bir deprem olayı meydana gelmiştir. Depremzedelere yardım için, hiçbir talep olmadığı halde, gönüllü olarak gider depremzedelere maddi, manevi yardımda bulunursunuz. Kurtarma çalışmalarına katılırsınız, kumanya dağıtırsınız. Yangın, sel, heyelan ve benzeri afetlere kayıtsız kalmaz, insanlık görevi bilerek imkânlarınız ölçüsünde afetzedelere yardım edersiniz.
Zorda kalmış hastalara, trafik kazası geçirmiş yolculara hiçbir talep olmadan koşar, yardımcı olursunuz. Sadece insanlara değil, hayvanlara bile sahip çıkar, koruyup gözetirsiniz. Maddi gücünüz varsa, çeşitli yardımları hedef alan vakfiyeler kurarsınız. Askıda fatura varsa, parasını ödersiniz.
Özet olarak gönüllülük kişinin hiç bir finansal kazanç gözetmeksizin özgür iradesi ile üçüncü kişilere herhangi bir yarar sağlamak amacıyla yaptığı eylemdir. Gönüllülük, üçüncü kişilere yarar sağladığı kadar gönüllü bireylere de yararlar sağlamaktadır. Gönüllülük, bireylerin iletişim becerilerinin gelişmesine yardımcı olurken liderlik ve yardımseverlik özelliklerini de geliştirmelerine yol açar. Günümüzde hızla gelişen ve değişen iletişim araçları ile birlikte daha çok kabuğuna çekilen ve kendi çıkarını düşünen – bencil bireylerin yer aldığı dünyamızda gönüllülük üzerine yapabileceğimiz en ufak bir adım gelecekte bize dönecektir.
Yaşanan depremler, seller, heyelanlar gibi doğal afetlerde arama kurtarma ekipleri içerisinde gönüllü olarak yer almak gönüllülük kavramının ne kadar gerekli olduğunu bizlere göstermektedir. Şuanda genellikle gönüllülük kavramı sivil toplum kuruluşları veya örgütlenmelerinde sık sık dile getirilse de hem toplum hem de devlet açısından kavram olarak büyük bir önem arz etmektedir.
Yaşadığımız bu zor günlerde gönüllülüğün en ufak bir durumda dahi gerçekleşebileceğini anlamamız gerekir. Çevremizdeki yardıma muhtaç bireylerin ihtiyaçlarını giderebilmek, bir kişinin elinden tutabilmek ve ona gönüllülük bağıyla bağlanabilmek aslında en önemli hazine. Gönüllülük de aslında bir sorumluluğumuz. Hem çevremize hem de bireylere karşı. Eğer bu anlayışta yaşarsak ve sadece kendimizi düşünerek hareket etmezsek aslında gönüllüğün ilk adımını atmış oluyoruz. Gönüllülüğün ve yardımseverliğin en iyi aşılandığı yaşlar aslında çocukluk yıllarına denk geliyor. Çocuklarımızın veya kardeşlerimizin başını okşasak ve onlara ne ihtiyaçları olduğunu sorsak, okuma yazmalarına yardım etsek, onlarla bir fidan diksek aslında geleceğe dair umutlarımız da bu adımlarla birlikte yeşerecek. Veya engelli vatandaşlarımıza yardım etsek ve problemler ile karşılaştıklarında çözüm önerilerine ortak olsak… Başka birçok alanda gönüllü olunacak ne kadar çok konu olduğunu ve daha fazla ne yapabileceğimizi anlayabilsek.
Bu açıdan, 5 Aralık bu anlamda bize farkındalık katan çok önemli bir gün. Gönüllülük kavramının toplum içerisindeki bir zincir olduğunu fark edersek bu zincirin tüm halkalarının da birer gönüllü olmasına vesile olmuş oluruz. Toplam 123 ülkede kutlanan bu gün bizlere örnek olsun ve bu günü daha nice yıllarda kutlayalım ki gelecekte de önemini korusun. Unutmayalım ki, gönüllülük bizleri özgür kılar, anlamlı bireyler haline getirir ve sorumluluklarımızın farkına varmamızı sağlar. Eğer hepimiz gönüllüğün önemini bir gün anlarsak ve çevremize bunu aşılarsak seneler içerisinde gönüllülük kavramının gelişimini ve diğer nesillere aktarımını göreceğiz. Umuyorum ki, nice gönüllüler günümüz olur.
5 Aralık Dünya Gönüllüler Günü Kutlu Olsun!