Yıl içinde 20 Aralık günleri 2005 yılından bu yana
(Uluslararası İnsani Dayanışma Günü)
olarak kutlanır. Dünya İnsani Dayanışma Günü 22 Aralık 2005'te BM Genel Kurulu tarafından dünyada fakirlikle mücadele edilmesi amacıyla ilan edilmiş bir gündür. Ne var ki, yaşadığımız dünyada insan haklarına saygı laf-ı güzaftan ibarettir. İnsanların dayanışma içinde olmaları şöyle dursun, birbirlerini sömürmek için adeta bir yarış içindedirler. Savaşlarla birbirlerini yok etmeye çalışan devletler, milletler, aşiretler hep olmuştur ve olmağa devam edecektir. Dünyanın kuruluşundan bu yana hep ezenler ve ezilenler olmuştur. Maalesef, 21’inci yüzyılda olmamıza karşılık, değişen bir şey yok. Yine ezilenler, yine ezenler var! Yaşam hakkı dahil, insan haklarına saygı konusunda bütün insanlık sınıfta kalmış durumdadır.
(Altta kalanın canı çıksın)
esprisi içinde hareket edilmekte, kuvvetli olan, zayıfı ezmeye ve soymaya devam etmektedir.
Dünyanın ekonomik durumunun bozukluğu gözler önündedir. İnsanlar arasında uçurumlardan da derin farklılıklar vardır. Dünyanın en zengini 8 kişinin serveti, en yoksul 3.5 milyar kişinin sahip olduğu varlıkların toplamından bile fazladır. Yani 8 zengin, 3,5 milyar insandan daha varlıklıdır. İşte, yaşadığımız dünya öylesine acımasız bir dünyadır. Ülkemizde de durum pek farklı değildir. Nüfusumuzun yüzde 1’inin serveti, nüfusumuzun yüzde 67’sine eşittir.
Geçim standartlarındaki uçurum konumunu bir yana bırakın, ya insanların savaşlarla birbirlerini yok etmeye çalışmalarına ne demeli.
Dayanışma olsa, insanlar arasında uçurumu andıran böyle derin farklılıklar olur mu! Birleşmiş Milletler, insan hakları açısından birçok günleri uygulamaya koymuşlar ama maalesef hepsi sözde kalmaktadır.
En iyisi, konuyla ilgili yorumumuzu bir anekdotla noktalamak olacak.
Anekdot şu:
Büyük İskender döneminde yaşayan Diyojen, dünyada hiçbir şeye değer vermemiş, ne mal ne de mülk edinmemiştir. Rivayete göre yan yatmış büyükçe bir fıçının içinde hayatını sürdürmektedir. Esprili ve nükteli sözleri sebebiyle şöhreti Büyük İskender’in kulağına kadar ulaşır. Büyük İskender merak ederek bu garip filozofu ziyarete gider.
Büyük İskender gelirken Diyojen hiç istifini bozmaz, ayağa bile kalkmaz. Bunun üzerine İskender sorar:
-Sen İskender’i tanımıyor musun?”
der!
Diyojen:
-"Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de iyi biliyorum!"
diye cevap verir.
İskender:
-"O halde söyle! Kimim, ben?"
diye sorunca
Diyojen:
-"Bendemin bendesisin (esirimin esirisin)” cevabını verir.
Diyojen’in yaşam şartlarına ve gariban haline üzülen İskender verdiği cevaba kızacağına yine de:
- "Dile benden ne dilersen.”
deyince, yardımcılarıyla birlikte başında duran İskender'e fıçısının içinden bakan Diyojen şu meşhur cevabını verir:
-"Gölge etme, başka ihsan (iyilik)
istemem!"
Evet, 20 Aralık Uluslararası Dünya İnsani Dayanışma Gününde bizim gücü ellerinde bulunduranlara bir çağrımız olacak.
Gölge etmesinler, başka ihsan istemez!