Cüneyt Arıtürk

GAZETECİLER VE GAZETELERLE İLGİLİ GÜNLER

Cüneyt Arıtürk

Bilindiği gibi, adına medya denilen kurum ve kuruluşları içeren sektör,

(DÖRDÜNCÜ KUVVET)

olarak tanımlanır. Gazeteler, televizyonlar, radyolar ve adına

(sosyal medya)

denilen internet de medyanın bir parçası olmuş durumdadır.

Demokrasiyle idare edilen ülkelerde üç asil kuvvet vardır. Bunlar

YASAMA,

YÜRÜTME VE YARGI

organlarıdır. Yine demokrasiyle idare edilen ülkelerde bu üç asil unsuru denetlemek görevi olan bir dördüncü kuvvet vardır ve bunun adına da günümüz deyimiyle

(MEDYA)

denilmektedir. Anayasa ile kendilerine verilen görev ve sorumlulukları üç ayrı güç unsuru olan yasama, yürütme ve yargı organları kuvvetler ayrılığı ilkesi ile yerine getirirlerken, Medya da dördüncü güç olarak devletin bu üç organını toplum adına denetler. Halk, medya sayesinde olup bitenlerden haberdar olur.

Gazetelerle ve gazetecilerle veya günümüz deyimiyle

MEDYA

ile ilgili 3 ayrı gün vardır.

Bunlar (10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü), (24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı) ile (21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü)dür.

Bunlardan

(

10 Ocak Çalışan Gazeteciler

Günü)

1961 yılından beri kutlana gelmektedir. Türk basın tarihine

‘Dokuz patron olayı’

olarak geçen ve gazetecilerin haklarının ilk kez yasal güvence altına alındığı gün 10 Ocak 1961’dir.

1961-1971 arasında

“Çalışan gazeteciler

bayramı”

adıyla kutlanan gün, 1971 yılındaki askeri müdahaleden sonra ülkede gazetecilerin bazı haklarının geri alınması üzerine adı,

“10 Ocak Çalışan

Gazeteciler Günü”

olarak değiştirilmiştir.

4 Ocak 1961'de kabul edilen ve basın çalışanlarına bazı haklar ve yasal güvenceler sağlayan “212 sayılı kanun” adlı düzenlemenin Resmi gazetede yayınlanışı nedeniyle 10 Ocak günü kutlama günü olmuştur.

“Dokuz patron olayı”

olarak basın tarihine geçen gelişme üzerine gazeteciler, işverenlerin boykot uyguladıkları süre boyunca

“BASIN”

adlı bir gazete yayımlamaya karar vermiş ve uygulamışlardır.

BASIN GAZETESİ

11 Ocak günü yayına başlamış ve üç günlük boykot sırasında düzenli olarak yayını sürdürmüştür. Çalışan Gazeteciler Günü, bu olayın bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı da bize özgüdür. Osmanlı İmparatorluğu zamanında çıkan tüm gazeteler sansür memurlarının kontrol ve denetiminden geçtikten sonra yayınlanıyordu. Türk basınında sansürün ilk uygulandığı tarih ise 10 Mayıs 1876’dır. 24 Temmuz 1908 tarihinde İkinci Meşrutiyet yürürlüğe girdikten sonra bu uygulamaya son verilmesi günümüzde “sansürün kaldırılması” olarak adlandırılmaktadır. 10 Haziran 1946 yılında kurulan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, bir basın günü oluşturmayı planlamıştır. Türkiye’de ilk gazetenin çıkış tarihine göre düzenlenmesi planlanan bu güne

“Basın Bayramı”

adını vermiştir. Yani 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı Sansürün kaldırılışının kutlanmasıdır.

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü ise devri Osmanlı’da 1860 yılının 24 Temmuz günü ilk özel gazete olan Tercüman-ı Ahval’in yayın hayatına başladığı gün olması dolayısıyla kutlanmaktadır.

21 Ekim Dünya Gazeteciler Günü dolayısıyla böyle bir yazı yazarken, kendi kendimize sormadan edemiyoruz. Bugün için ülkemizde gerçekten denetim görevi yapan bir medya var mıdır!

Büyük Yazarlardan

GEORGE

ORWEL’İN

dediği gibi “Gazetecilik birilerinin yazılmasını istemediği şeyleri yazmaktır. Geri kalan her şey halkla ilişkilerdir!” sözündeki hakikat payana bakarak biz de soruyor ve diyoruz ki, özellikle ülkemizde gerçekten gazetecilik yapan kuruluşlar var mıdır.

Yazımızı Büyük Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN gazetecilerle ilgili bir vurgusuyla ve aynı dilekte bulunarak noktalıyoruz: “Milletin gerçek ses ve iradesinin doğduğu yer olan cumhuriyetin etrafında çelikten bir kale oluşturacak olan’ yazılı ve görsel basın çalışanlarımıza işlerinde kolaylıklar diliyorum.”

Yazarın Diğer Yazıları