Bu yılın Ramazan ayının girmesine sayılı günler kaldı. Sağ kalırsak 5 Nisan Pazar günü sahura kalkacak ve 6 Nisan Pazartesi günü oruçlu olacağız. Ramazan ayı, bolluk ve bereket ayıdır. Bu bolluğun ve bereketin sebeplerinin başında, Ramazan ayı içinde dağıtılan fitre ve zekâtların önemli bir payı vardır. Fitrelerin veya fitre bedellerinin Ramazan ayı içinde dağıtılmalarının zorunlu olmasına karşılık, zekâtların, Ramazan ayı içinde verilmesi dini bir kural değildir. Ancak, Müslüman kardeşlerimiz, Ramazan ayı içinde yapılan hayırların daha çok makbul olacağı düşüncesinden hareketle genelde zekâtlarını Ramazan ayı içinde vermeyi yeğlemektedirler.
Diyanet İşleri Başkanlığı bu yılın Fitre bedelini 23. TL olarak açıkladı. Fitrelerin Diyanet Vakfına verilmesi için de talepte bulunarak SMS yoluyla ulaştırılabileceğini duyurdu. Sadece Diyanet İşleri Başkanlığı değil, Ramazan fitresinin ve zekâtın peşinde olan sayısız vakıf, dernek, kurum ve kuruluş var. İşte, bu konularda peşinen Müslüman kardeşlerimizi uyarmak istedik.
Günümüz şartlarında fitre ve zekâtların öncelikle fakir akrabalara, komşulara, işsizlere, asgari ücretle çalışan yarı aç, yarı toklara, maaşlarıyla geçinemeyen emeklilere, işçilere ve hatta memurlara verilebileceğini anımsatalım. Kredi kartı borçları yüzünden cinnet getiren, hatta intihar eden memurlara, işçilere ait haberleri çok duymuşsunuzdur. Elbette, çevrenizdeki asgari ücretlilerle borçları yüzünden müşkül durumda olduklarını bildiğiniz, duyduğunuz memurlara işçilere fitre ve zekât verebilirsiniz.
Günümüzde fitre ve zekât verilebilecek önemli sınıflardan biri de üniversite öğrencileridir. Bunlar, ilim tahsil etmekte olmaları açısından, zekât almaya daha da hak kazanırlar. Zengin ailelerin çocukları dışında dar gelirli ailelerin üniversitelerde okuyan çocuklarına zekât vermek, belki de amaca en uygun olan yardımdır.
Hatta çok zengin olanlar, zekâtlarını öğrencilere aylık burslar şeklinde dahi verebilirler. Zekât miktarına göre, kaç öğrenciye burs verilebileceği hesaplanır, aylık ödemelerle hem burs alacak öğrencilere, hem de ülkenin eğitimine katkı sağlanır.
Söz zekâttan açılmışken, bir de şunu söyleyeyim. Fitre ve zekât verecek olanlar, dağıtım işine öncelikle kendi yakın çevrelerinden başlamalıdırlar. Akrabalar, komşular, dostlar arasında zekâta muhtaç oldukları bilinenler varsa, ilk tercihin onlara yapılması gerekir. Çünkü çevrenizdeki fakirleri, yoksulları en iyi bilenler sizlersiniz. Zekâta muhtaç komşunuzu, akrabanızı, dostunuzu siz bilmezseniz, kim bilecek! Hem öyle onurlu kimseler var ki, çok muhtaç oldukları halde, kendilerini belli ettirmek istemezler. İşte, zekâtta asıl olan bu gibileri bulup ortaya çıkarmak ve onlara ulaşmaktır.
Evet, fitre ve zekât dağıtacak hemşerilerimize acizane tavsiyemiz budur. Şunu unutmayınız ki, fitre ve zekât dağıtırken gereken hassasiyeti göstermek ve mümkün mertebe en muhtaçlara ulaştırmağa çalışmak, bunu yaparken de işe yakınlardan başlamak en uygun olanıdır.
Bu düşünceler içinde Ramazan ayında fitre ve zekât dağıtacak mümin kardeşlerimize hayırlı manevi kazançlar diliyoruz..
ANEKDOT
Bilindiği gibi Ramazan-ı Şerif hem bedeni, hem de maddi ibadetlerin iç-içe olduğu bir aydır. Bu ayda fitre çıkarmak, oruç ayının bir parçasıdır. Ramazan ayında ödenmesi zorunlu olmamakla birlikte, zengin vatandaşlar zekâtlarını da genelde bu ay içinde eda ederler.
Aramızdaki zenginler yanında başka illerde ikamet eden (İstanbul, Ankara, İzmir, Adana v.s.) hemşerilerimizden bazıları da zekâtlarının bir kısmını hemşerilerine dağıtmak için Şehrimize gelirler. Bu çok zengin ve haliyle çok zekât dağıtan hemşerilerimizin öncelikle mallarına bereketler, kendilerine sıhhat ve afiyetler diliyoruz. Amma bir konuda kendilerini uyarmaktan kendilerimizi alamayacağız.
Geçmiş Ramazan aylarının birinde İstanbul’da yaşayan çok zengin hemşerilerimizden biri yine zekât dağıtmak için Şehrimize gelmiş ama bu hemşerimiz zekâtta öncelik hakkı olan fakir akrabalarını gözetleyip kollayacağına, yüksek meblağdaki zekâtını götürüp tümüyle bir medreseye vermiş.
Bu zengin hemşerimizin gerçekten çok fakir bir amcazadesi durum öğrenmiş ve Gazetemize gelerek aynen şunları söylemişti:
-Benim amcazadem Siirt’e gelmiş namı yürüsün diye, falan medreseye külliyetli miktarda zekât vermiş. Ama çok zor durumda olduğumu bildiği halde zekâtından bana bir kuruş bile koklatmadı. Bırak zekât vermeyi, gelip görmedi bile. Allah için uyarın, dini kurallara göre amcazademin öncelikli olarak bana zekât vermesi gerekirken, beni bırakıp namı yürüsün diye belli yerlere zekât vermesi doğruysa zaten, vermiş gitmiş. Ama doğru değilse ve zekât dağıtma işine öncelikle akrabalarından, komşularından ve yakın çevresinden başlaması gerektiği halde, akrabası olmam sebebiyle, onun üzerinde bir hakkım varsa, hakkımı helal etmiyorum. Dağıttığı zekâtları da Allah kabul etmesin!