Cüneyt Arıtürk

FİLİSTİN KONUSUNDA, ALLAH İLE KANDIRMAK!

Cüneyt Arıtürk

Yıllardan beri İsrail, Filistinlileri eziyor, başlarına füzeler, bombalar yağdırıyor. Bir süreden beri cereyan eden ve soykırıma dönüşen katliamlar, elbette ilk olmadıkları gibi, son olaylar da olmayacaktır.

Kendimi bildim bileli, katliamlar karşısında millet olarak hep sokaklara dökülüyor, bağırıp, çağırıyoruz, İsrail’i tel’in ve takbih ediyoruz. Ama değişen bir şey yok! Aynı tas, aynı hamam. Filistinli- Gazzeli Müslümanlar şehit edildikleriyle kalıyorlar!

Diğer katliam olaylarında olduğu gibi, yine milyonlarca Müslüman’ın elleri göğe kalkmış, Filistinlilerin kurtuluşu ve İsrail’in helaki için dua etmekteyiz. Amma velakin ne Filistinliler katliamlardan kurtuldu, ne de İsrail helak oldu! İnsan, düşünmeden edemiyor. Yüce Allah, bunca Müslüman’ın dualarını neden kabul etmiyor, diye!

İşin aslı bu değil. Dua etmekle, Filistinliler, İsrail’in zulmünden kurtarılamaz! Filistinliler, bugün Gazze’de şehit edilirlerken bağırıp çağırmakla, gıyabi cenaze namazlarını kıldırmakla, onlara destek vermiş olamayız! Bu, kendi kendimizi aldatmamızdan, kendi kendimize teselli bulmamızdan ibarettir.

Peki, Yüce Allah, neden bunca Müslümanların dualarını kabul etmiyor, derseniz! Onun cevabı basit! Çünkü Müslümanlar olarak bu işte samimi değiliz. Özellikle, halkları Müslüman ülkelerin yönetimleri ikili oynuyorlar. Bir taraftan İsrail karşıtı görünürlerken, diğer taraftan, siyasetlerini, İsrail’in çıkarlarına göre şekillendiriyorlar. İsril’itel’in ve takbih ediyorlar amma, ülkelerindeki üsleri ABD’nin ve dolayısıyla İsrail’in hizmetinde kullandırıyorlar. Jetlerinin yakıtlarının ve diğer birçok ikmal malzemelerinin ülkelerinden sevkine seyirci kalıyorlar. İsrail’i kınıyorlar, lâkin, ülkelerinde İsrail ürünlerini kullandırarak, mali açıdan destek veriyorlar.

(Ey İsrail, haddini bil!) diye bağırıp çağırmakla, beddua etmekle İsrail’i hizaya getirmek elbette ki mümkün değildir. Bırakın İsraillilerin, Müslümanları kırmasını, Müslüman geçinenler, din adına birbirlerini kırıp geçerlerken, el açıp yalvarmamızın ve (Ey Allah’ım, İsrail’i Kahhar adınla kahreyle!) dememizin ne hükmü var!

Gerçek olan şu ki, İsrail’in zulmüne karşı çıkmak  konusunda samimi değiliz. Müslüman halklar, samimi olabilirler amma, sıra devletlere gelince, samimiyetin (S)si bile yok! Herhangi bir Müslüman ülke, gerçek anlamda Filistinlilere destek vermek isteyecek olursa ABD’den kendisine anında bir

(Höt! Otur oturduğun yerde!)

ikazı çekilir, halkı Müslüman hiçbir ülkenin yöneticileri de, ABD’nin ikazını görmezden gelemez!

Evet, işi yine Allah’a havale edelim de, önce, Filistin davasında halkı Müslüman ülkelerin yöneticileri samimi olsunlar. Yöneticiler, halklarını kandırabilirler lâkin, Allah’ı kandıramazlar! Bir taraftan, İsrail’den (Cesaret madalyası!) alacaksınız, diğer taraftan, bu saldırgan ülkeye karşı olduğunuzu beyan edeceksiniz. Kusura bakılmasın amma, saf ve aptal olanlardan başka kimseler bunu yemez! Hem,

(Deveni bağla, sonra tevekkül et!)

fermanını asla unutmayalım. Kuru tevekkül ve beddualarla Allah’ı kandıramayız.

Yazarın Diğer Yazıları