Cüneyt Arıtürk

ESKİ SİİRT ÖZLEMİ

Cüneyt Arıtürk

Eski Siirt’te, öyle tatlı şakalaşmalar yaşanırdı ki, anlatıldıklarında hayran kalmamak mümkün olmuyor. Şakanın tozajı ne olursa olsun şakalaşanlar asla birbirlerine küsmez, kardeş gibi geçinip giderlermiş. Biz eski Siirt’in eski günlerini yaşamadık ama, anlatılanları dinledikçe çok şeyler kaybettiğimizin farkında oluyoruz. Bu gün de bir Siirt anekdotuyla okuyucularımızı eskilere götürmeye çalışacağız. İşte iki üç  kâğıtçı Siirtliyle ilgili bir anekdot:

İkisi de birbirinden üçkâğıtçı olan ve bununla övünen Siirtlilerden biri, bakkal olan diğerine gitmiş. Silinmiş bir mecidiye vererek pekmez vermesini istemiş..

Silinmiş mecidiyeler, günümüzde miadını dolduran ve piyasadan toplattırılan paralar gibi geçersizmiş. Bakkal da, mecidiyenin geçersiz olduğunu fark etmesine rağmen, anlamamış görünerek dostu olan müşterinin kabını almış ve pekmez doldurarak sözde tartıp, vermiş.

Bu iki üç kâğıtçının bir huyları da aradan bir süre geçtikten sonra, yaptıkları üç kâğıtçılıkları kalabalık meclislerde dile getirerek karşılarındakini nasıl oyuna getirdiklerini anlatarak övünmeleriymiş.

Bir süre sonra, silik mecidiyeyi yutturduğunu zannettiği bakkalla aynı mecliste bir araya gelen üç kâğıtçı:

-Sahte mecidiyeyi sana nasıl da yutturdum!

diye böbürlenmek isteyince, karşısındaki kahkahalarla gülmüş ve cevap vermiş.

-Senin mecidiyenin sahte olduğunu çok iyi fark etmiştim. Amma, sen bana sahte mecidiye verince, ben de ceza olarak içine fare düşmüş ve zaten dökeceğim pekmezden verdim. Sen gittikten sonra, küpte kalan pekmezi de döktüm. Şimdi, sen mi beni oyuna getirdin, ben mi seni! Hadi, yediğin pekmez afiyet olsun!

Yazarın Diğer Yazıları