Cüneyt Arıtürk

EĞER ALLAH İÇİN İSE!

Cüneyt Arıtürk

Daha önce de bu konuyu bir yorumumuzda  işlemiş ve

(BİN ÇAL, BİR

VER, KAHRAMAN OL!)

diye yazmıştık. Ülkemizde müteahhitler, iş adamları bu taktiği çok güzel uyguluyorlar! Vurgunlarını, talanlarını örtbas etmek için vakıflar kuruyor, özellikle Kur’an kursları, imam hatip okulları ve hatta camiiler yaparak pis işlerinin üzerini örtmek gayreti içine giriyorlar. Bu tiplerin örnekleri çoktur!

Şimdi de, deprem bağışlarında boy göstererek, kendilerini alkışlatıyorlar!

Neden

(HAYIR HASENAT!)

işlerinde dini kurum ve kuruluşları tercih ediyorlar, derseniz, bu sorunun cevabı gayet basittir. Kendileriyle ilgili dedikodular olduğu zaman, yardakçıları tarafından daha kolay ve ikna edici bir şekilde korunsunlar, diye! Bu gibi zevatlardan biri aleyhinde konuşacak oldunuz mu, yardakçılarının cevapları hazır:

-Yahu, adamcağız deprem için bu kadar para verdi. İmam hatip okulu yapıyor, camii yapıyor, Kur’an kursu inşa ettiriyor. Böylelerinin hakkında konuşmak sözün tam anlamıyla, din düşmanlığıdır. Adam hem hayır, hasenat işleri yapıyor hem de bu gibi haksız ithamlara hedef oluyor, pes doğrusu!

Acı ama gerçek bu. Toplum olarak artık,

HAYRAT İŞLERİNE

şüpheyle yaklaşır olduk. Kendi adlarına veya annelerinin, babalarının adlarına Camiler, İmam Hatip Okulları, Kuran Kursları yaptıranlardan çoğunun vurgunlar peşinde oldukları,

KENDİLERİNİ KAMUFLE ETMEK İÇİN BU İŞLERİ YAPTIKLARI

ortaya çıkmakta. Hayrat işleri için kurulan bazı

VAKIFLARIN

ne gibi vurgunlar peşinde oldukları zaman içinde anlaşılmakta. Birçok vakıfların, derneklerin topladıkları kurban paralarını, zekâtları, fitre bedellerini bile nasıl iç ettikleri ortaya çıkmakta.

Vakıflar kurmak,

HAYRAT

işleri yapmak millet olarak genlerimizde var amma rüşvet, zimmet, irtikâp da galiba bazılarımız için miras hükmündedir!

Meşhur bir misal vardır. Evliya olarak

(ALLAH DOSTU)

bilinen bir zata, bir müridi:

-Falanca zat, filan yerde camii yaptırıyor, ne dersiniz!

diye sorunca, gönül ehli zat cevap vermiş:

-EĞER IJBUNE ĞUDA’YE!

Kürtçe deyimin anlamı şu:

-Eğer ALLAH rızası içinse!

Evet, bir işin

ALLAH RIZASI İÇİN OLUP OLMADIĞI ÖNEMLİDİR.

Pisliklerine örtü olsun diye bir şeyler yapıyor görünenlerin ellerine geçecek olan sadece boş havanda su dövmek işine benzer. Çevrelerini kandırabilseler bile, sonuç itibarıyla

ALLAH’I

KANDIRAMAZLAR!

Keşke, toplumda hayırsever gibi görünen kimilerinin pisliklerini görebilseydik, inanın, lağım kokusu gibi olduğunu görecek ve tiksinecektik…

Konuyu dağıtmadan bir anekdotla ne demek istediğimizi anlatmağa çalışalım.

Geçmiş yıllarda, rüşvet almadan iş yapmayan bir KADI, rüşvet ile anılan adını aklamak düşüncesiyle çarşının birinde bir

UMUMİ TUVALET

yaptırır. Devri Osmanlı’da yapılan bu gibi HAYRAT işleri için TARİH DÜŞÜRMEK adeti vardı.

Tarih düşürmek, yapılan HAYRAT TESİSİNİN üzerine, en görülecek bir yerde yapanın adını ve yapılış tarihini EBCET HESABIYLA ve şiirsel bir şekilde taşa nakşetmek şeklinde olurdu. Rüşvetçi Kadı da yaptığı

UMUMİ TUVAELETLER

tamamlanınca, o dönemin şairlerinden birine giderek, tarih düşmesini istemiş. Kadının ne kadar rüşvetçi olduğunu bilen Şair, şöyle kinayeli bir dörtlük yazmış:

KADI YAPTI BU HAYRATI

KİŞİ RAHAT EDE TENDE

YOLUM UĞRAR GEÇER İSEM

BEN DE HAYRATINA EDEM

Evet ve maalesef, bugün HAYRAT TESİSLERİ YAPTIKLARINI ZANNEDEREK ALKIŞLADIĞIMIZ BİRÇOK İNSANLARIN ASLINDA HAYRATLARINA ETMEK LAZIM.

Yazarın Diğer Yazıları