İstiklal Savaşı Kahramanlarından Kazım Karabekir Paşa 26 Ocak 1948’de vefat etmiştir.
İstiklal Savaşlarımızın kazanılmasında öne çıkan dört isim vardır. Bunlar Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak ve Kazım Karabekir Paşalardır. Bu kahraman dörtlüyü İstiklal Savaşlarımızın
KARE ASLARI
olarak nitelendirirsek elbette ki yanlış olmaz.
Doğu’da Ermeni isyanlarını bastıran kahraman elbette ki Kazım Karabekir’dir. Bunun için de
ERMENİSTAN FATİHİ
olarak anılır. Ölümünün yıldönümü dolayısıyla İstiklal Savaşımızın büyük kahramanı Kazım Karabekir’in hayatını özet olarak anlatmak istedik:
1882 yılında İstanbul'da doğmuştur. Babası Mehmet Emin Paşa'dır. 1905'te kurmay subay olarak orduya girmiş. 31 Mart isyanını bastırmaya katılmıştır. Çeşitli cephelerde bulunduktan sonra Millî Mücadele'de Şark Orduları Komutanı oldu. Kurtuluştan sonra Edirne Milletvekili olarak Meclis'e girdi. 1924'te generallikle Ordu Müfettişliğinden çekildi. "Terakkiperver Fırka"nın Meclis'te başkanlığını yaptı. 1927'de emekli oldu. 26 Ocak 1948'de vefat etti.
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal Paşa, 3 Temmuz 1919’da Erzurum’a geçmişti. Bu arada Padişahlıktan gelen bir emirle ordudan atıldığı, idama mahkum edildiği ve tutuklanması emri verilmişti. Hatta rütbesinin alınmasından dolayı yaveri bile kendisini terk etmişti. Kendisinden Mustafa Kemal’i tutuklaması istenilen Kolordu Komutanı Kazım Karabekir Paşa, Padişahın emrinin aksini yapmış ve Mustafa Kemal’i karşılayarak, Kolordusuyla emrinde olduğunu beyan etmişti. Çünkü O, Mustafa Kemal'in davasına inanıyordu ve Doğu cephesinden emin olmasını istiyordu. Bunu temin de etti ve başarılı harekâtından dolayı
ERMENİSTAN FATİHİ
unvanını kazandı. Ancak savaş ilerledikçe işlerin Ankara'dan yönetilmesi Kazım Karabekir'i terkedildiği, bir kenara itildiği hissine sürükledi. Devamlı şekilde şifrelerle durumu soruşturuyordu.
Kendisinin fikrine başvurulmadığı halde, düşüncelerini Ankara'ya bildiriyor, hükümet yönetimine müdahale ediyordu. Hatta bir aralık, Erzurum milletvekili ve Adliye Vekili Cemalettin Arif Bey'e uyarak "Bağımsız Eyalat-ı Şarkiyye" hükümeti kurma fikrine kapıldığı şüphesini bile uyandırmıştı. Kâzım Karabekir Paşa çok temiz, dürüst, mert ve saf bir askerdi. İyi niyetinden hiç kimse şüphe edemezdi. Bu sebeple, yerli yersiz müdahaleleri dikkate alınmayınca güceniyordu da. Kendi başına da olsa, müspet işler gördüğü muhakkaktır. Karabekir Paşa, Ermenilerin öldürdükleri ailelerden toplanan altı bin yetimi okutmak üzere Darüleytamlar kurmuştu. Bu çocukları giydirip okutma görevini üstlenmişti.
Dönemin mizah gazetelerinde karikatür konusu da olsa ve makamıyla dengeli görünmese bile çocuk ve okul marşları yazarak bunları kendisi besteliyordu. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Başkomutan Enver Paşa'yı:
–Mademki savaş ilanı düşünülüyor, o halde Genelkurmay'daki Alman subaylarını uzaklaştırın!
diye sıkıştıran Kâzım Karabekir, Mustafa Kemal'e karşı da bu tutumunu değiştirmemiştir.
Mustafa Kemal ise kendisinin Millî Mücadele'deki payını gayet iyi bildiğinden, tatbik etmese bile tavsiyelerini hoş karşılamıştı. Ancak, Kâzım Karabekir'in, Rauf Bey, Ali Fuat ve Refet Paşalarla bir olarak girdiği tertibi affetmemiştir.
26 Ekim 1934'te Ordu Müfettişliğinden istifa ederek Meclis'e dönmek istediğini bildiren Karabekir Paşa'yla, Ali Fuat Paşa'nın aynı maksatla müfettişlikten 30 Ekimde istifası ve mebusluğu bırakmak isteyen Refet Paşa'nın istifasının, Rauf Bey tarafından geri aldırılması, Atatürk'te bir komplo hazırlandığı fikrini uyandırmıştı.
Tam o sırada İngiltere'nin verdiği bir ültimatom, savaş tehlikesini ortaya atmıştı. Atatürk, böyle bir zamanda orduların başsız bırakılmasını uygun görmediğinden Meclisi olağanüstü toplantıya çağırdı. Beş kolordu komutanıyla Müşir Fevzi Çakmak'ı mebusluktan istifa ettirerek genelkurmaya ve kuvvetlerin başına gönderdi. Böylece hükümet, orduya hakim duruma geçmiş bulundu. Meclise girmiş bulunan Kâzım Karabekir ve Fuat Paşalar dışarı çıkarılarak yeni müfettişe devredinceye kadar görevleri başına gönderildi. Bu suretle bir darbe ihtimali önlenmiş oldu.
Şüphesiz, komutan olarak Kâzım Karabekir Paşa, savaş alanında ve harekat sırasında, Ermenistan Fatihi unvanını hak edecek derecede başarılıydı. Ancak siyaset hayatında aynı başarıyı gösterememiş olması, bir takım haksızlıklara uğradığına inandırarak kendisini küstürmüştü. Milletvekilliği sırasındaki tutumu, ciddi çalışmalar yerine politika oyunlarına katılması, Mustafa Kemal'in sağlığında daha ileri mevkilere geçmesini önlemiştir.
Ancak Atatürk'ün ölümünden sonra, İstanbul'dan milletvekili seçilerek Meclis'e girdi ve Meclis Başkanlığı'na getirildi. Karabekir, orta boylu, tıknaz, hareketleri yumuşak, konuşması ağır, sesi güzel ve güzel sanatlara kabiliyeti olan bir insandı. Ahlâkı itibarıyla daima emrindekilere örnek olmuştu. Eğitim alanında da kabiliyetini, yaptıklarıyla ispatlamıştı. Ordudan ayrıldığı halde askerlik ruhunu hiçbir zaman kaybetmemişti. Kendisinden beklenmeyecek bir gurur sahibiydi. Kurtuluş Savaşı sıralarındaki fedakârlık ve çabalarının, başarılarının unutulduğu, hatta Mustafa Kemal tarafından unutturulmak istendiği zannına kapılmıştı.
Meclis'ten ayrıldıktan sonra Erenköy'de, tren yolu üzerindeki köşküne kapanmış, uzun bir zaman adeta sürgün hayatı yaşamıştı. Bu arada, Atatürk'ün Nutuk adlı eserine benzer tarzda hatıralarını kaleme almış, adını da İstiklal Harbimiz koymuştu.
Türk Kurtuluş Savaşı'nı bütün ayrıntılarıyla anlatan bu hatıralar, 1960 yılında Kâzım Karabekir'in kızları tarafından bastırıldı.
Büyük komutan Ermenistan Fatihi Kâzım Karabekir Paşa Millî Mücadeleye Atatürk'ün en zor anında katılmış ve Millî Mücadelenin kazılmasına büyük katkılar sağlamıştır. Özellikle Doğu cephesi komutanlığında Ermenilerin Türklere karşı yapmış olduğu katliamı durdurmuştur. Allah rahmet eylesin. Mekanı cennet olsun.