Cüneyt Arıtürk

EBEDİYETE İNTİKALİNİN YILDÖNÜMÜNDE DİN VE DEVLET ADAMI  SİİRTLİ HALİL HULKİ AYDIN

Cüneyt Arıtürk

Son Osmanlı Meclis-i Mebusanına Siirt mebusu olarak seçilen ve 1920’de 23 Nisan günü kurulan meclis-i mebusanda Siirt Milletvekili olarak yer alan Halil Hulki Aydın’ın doğum tarihi 1969 olup ebediyete intikal tarihi 4 Haziran 1940’tır. Meclis-i Mebusanın kuruluşundan itibaren Siirt mebusu olan  ve vefat tarihine kadar bu görevi sürdüren Halil Hulki Aydın Siirtlidir ve Siirt merkez ilçe halkındandır.

Mebus olmadan önce müftü, eğitimci, şair ve yazar olmak yanında kadılık görevi de icra etmiştir. Babası Hacı Ahmet Efendi’dir. On yaşında Kur’an-ı Kerim’i ezberleyen, ilk ve orta öğrenimini Siirt Mekteb-i İptidaiye ve Rüştiyesinde 1884’te tamamlayarak Siirt’in Ulu Camii ve Fahriye medreselerinde âlî ilimler öğrenmeye çalışan, daha sonra bilgisini genişletmek üzere İstanbul’a giderek medrese öğrenimi gören Halil Hulki, Beyazıt’ta Sürmeneli Hacı Mustafa’nın ve Mukradcı Camisi’nde Atıf Bey’in derslerine devam etmiş, 5 Aralık 1894’te müderrislik icazeti alarak 1899’da Siirt’e dönmüştür.

Siirt’te, yedi yıl Rüştiyede öğretmenlik yapan ve 8 Haziran 1907’de Bidayet Mahkemesi Üyesi olan Halil Hulki, bu arada Siirt merkezinin nüfus sayımı için teşkil edilen Komisyonun Başkanlığına getirilmiştir. 24 Ağustos 1908’de Siirt Müftülüğüne atanan, Ayrıca Hadarıahdar Medresesi’nde öğretmenlik görevini üstlenerek icazetler veren, ek görev olarak çeşitli tarihlerde İdadi Müdür Vekâleti, Ziraat, Evkaf, Maarif Komisyonu Başkanlıklarını yapan Halil Hulki. İttihat ve Terakki Fırkasında politikaya girerek Siirt İdare Heyeti Başkanlığında, Merkez Heyeti üyeliğinde ve 2 Temmuz 1918’den itibaren fırkanın Siirt Sorumlu Kâtipliğinde -Vekil olarak– bulunmuştur.

Sivas Kongresi’nden sonra Millî Mücadele’ye katılarak Siirt’te Ömer Atalay, Siirt Belediye Başkanı Hamit Bey, Hamza Hilmi, Bekir Sıtkı ve Abdülkerim (Nakipoğlu) Bey’le Siirt Müdafaa-i Hukuk Cemiyetini kurmuş ve Başkanlığına seçilmiştir. Cemiyet adına İtilaf Devletleri temsilcilerine, Osmanlı Padişahı Vahdettin’e, Sadrazamlığa, Hariciye Nezaretine, Redd-i İlhak Cemiyeti ile Vilâyet-i Şarkiye Müdafaa-i Hukuk Başkanlığı’na işgalleri kınayan ve reddeden telgraflar çekmiş, Osmanlı Mebusan Meclisinin son dönemi için 24 Ocak 1920’de yapılan seçimde Siirt Milletvekilli olmuş, ancak İstanbul’a gitmemiştir. 13 Mayıs 1920’de TBMM’ye katılarak Mecliste Şer’iye – Evkaf ve Millî Eğitim Komisyonlarında görev alan Halil Hulki 11 Ağustos 1923’te II. Dönem, 1 Kasım 1927’de III. Dönem, 4 Mayıs 1931’de IV. Dönem, 1 Mart 1935’te V. Dönem, 3 Nisan 1939’da VI. dönem Türkiye Büyük Millet Meclisine Siirt’ten milletvekili seçilmiştir.

Yasama görevini ölümüne kadar devam ettiren II. Dönemde Mustafa Kemal’e olan büyük desteğini, 3 Mart 1924 tarihli Meclis müzakereleri ve kararlarıyla kabul edilen ve Türkiye’yi laikleştiren yasalar olarak bilinen “Şer’iyye ve Evkaf ve Erkân-ı Harbiye Bakanlıklarının Kaldırılmasına Dair” kanun teklifi verilmesine önderlik ederek ortaya koyan Halil Hulki elli üç arkadaşının imzasıyla Türkiye’nin lâikleşmesinin yolunu açmıştır. Halil Hulki (Aydın) ve arkadaşlarının hazırladıkları kanun teklifinin gerekçesinde; “Din ve ordunun politika akımları ile ilgilenmesi birçok sakıncalar doğurur. Bu gerçek, bütün uygar milletler ve hükûmetler tarafından bir temel ilke olarak kabul edilmiştir. Bu bakımdan, yeni bir hayat varlığı sağlamakla görevli bulunan Türkiye Cumhuriyeti’nin Anayasasında zaten ifadesini bulmuş olan Şer’iyye ve Evkaf Bakanlığı ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Bakanlığının [ayrıca] bulunması uygun olmaz. Şer’iyye ve Evkaf Bakanlığı kaldırılınca da bütün vakıfların millete intikal etmesi ve ona göre idare edilmesi doğal bir sonuçtur.” İfadelerini kullanmıştır. Hiçbir aleyhte konuşma olmadan, tartışmasız kabul edilen bu kanunla, inanç ve ibadet işleri Diyanet İşleri Başkanlığına bırakılmıştır. Türkiye Cumhuriyeti’nin yönetiminde din işleri ile siyaset işleri birbirinden böylece ayrılmıştır.

Halil Hulki, Türkiye’nin laikleşmesinin yolunu açan diğer iki kanun; “Öğretimlerin Birleştirilmesi

ile

Halifeliğin Kaldırılmasına ve Osmanlı Hanedanının Türkiye Cumhuriyeti Ülkesi Dışına Çıkarılmasına Dair Kanun” tekliflerinin hazırlanması ve Mecliste kabulüne büyük destek vermiştir.

Halil Hulki mebus olarak görev yaptığı yıllar içinde bilûmum ceraim erbabının affı, Şer’iye Vekâletinden musaddak icazetnameye malik olmayanların ilmî kisveyi lâbis olmamaları, Muş ili kurulması, Urfa Mutasarrıfı Nusret Bey’in ailesine vatani hizmet aylığı verilmesi hakkında ve çeşitli konularda kanun tekliflerinde bulunmuştur.

Mustafa Kemal ile Latife Hanım’ın nikâhında da yer alan ve nikâhlarını kıyan Halil Hulki’ye

(AYDIN)

soyadı Mustafa Kemal Atatürk tarafından aydın bir din adamı olduğu gerekçesi ile verilmiştir.       Arapça ve Farsçayı çok iyi seviyede bilen Halil Hulki Aydın dokuz çocuk babasıdır. 1893 yılında basılmış “Muktataf’ul ezhar fi nazmil izhar” isimli kitabının yanı sıra “Muziletul Gavamid fi fennil feraid”, “Siraci fi nazmı İsaguci”, “Sefunnasır fi nazmi emsali ehlil Bedir”, “Medihai Peygamberide Haiyye”, “Kemalliye” ile Karahisar milletvekili Hoca İsmail Şükrü Eefendi’nin Hilafeti İslamiye ve Büyük Millet Meclisi isimli risalesine reddiye olarak Muş Mebusu Hoca el-hac İlyas Sami, Antalya mebusu Hoca Rasih ile birlikte hazırladıkları “Hâkimiyet-i Milliye ve Hilafet-i İslamiye” isimli yayımlanmış eserleri bulunmaktadır. Yüzün üzerinde Türkçe, Arapça edebî manzumeleri, beliğ dua ve tarihleri vardır. Halil Hulki Aydın 4 Haziran 1940’ta Ankara’da ebediyete intikal etmiş ve Cebeci Asrî Mezarlığında toprağa verilmiştir.

Ebediyete intikalinin yıldönümünde Halil Hulki Aydın’ı rahmet ve minnetle anıyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları