Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 3 Mart günlerini
“Dünya Yaban Hayatı Günü”
olarak tescil etmiştir. Amaç, insanların yaban hayatı tanımalarına katkı sağlamaktır. Şehirlerde, beldelerde yaşanan hayatın dışında ORMANLARDA, ÇÖLLERDE, DENİZLERDE, DAĞLARDA çok değişik bir yaşam vardır.. Dağlarda, ormanlarda, denizlerin diplerinde öyle değişik ortamlar var ki, akıllara durgunluk verir. Kendilerini doğaya adamış bilim adamları, yaban hayatı yaşamak, bilmek, tanımak, tanıtmak adına büyük çabalar içindedirler. Ormanlarda aslanlar, kaplanlar, zürafalar, zebralar, jaguarlar geyikler ve daha binbir çeşit hayvanlar var. Denizlerde yunuslar, balinalar, ahtapotlar, vatozlar, denizanaları, mercanlar ve daha neler-neler bulunmakta. Çöllerde develer, ceylanlar, deve kuşları gibi çeşit-çeşit canlılar.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu yıl içinde bir günü (3 Mart) yaban hayatının özgün değerleri ve etrafında örülü yaşam ağının sürdürülebilir kalkınmaya ve insanların refahına sağladığı katkıya dikkat çekmek için “Dünya Yaban Hayatı Günü” ilan etmiştir. Amaç, nesli tehlikede olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin koruma altına alınmasına katkı sağlamaktır.
3 Mart 1973’te kısa adı (CITES) olan uluslararası bir sözleşme imzalanmıştır. Anlaşmanın amacı nesli tehlikede olan yaban hayvanlarının ve bitkilerin koruma altına alınmasıdır. Hükümetlerarası işbirliğini güçlendiren bu sözleşme ile nesli tehlike altındaki türlerin uluslararası ticaretinin kontrol altında tutulması ve türlere yönelik suçların önlenmesidir.
Çevremizdeki bu canlılar aynı zamanda varlığımızı borçlu olduğumuz ormanların, meraların ve sulak alanların önemli birer parçasıdır. Bu yüzden yaban hayatı biz insanların korumasına muhtaçtır. İnsanın yaşam alanları genişledikçe yaban hayatı giderek daha dar bir alana sıkışmaktadır. Doğal hayatı koruma alanındaki yeni gelişmeler geleceğe ilişkin umutlarımızın yeniden canlanmasına neden olmaktadır. BM tarafından desteklenen bu girişim, dünyanın yaban hayatı faunası ve florası için kutlamayı ve farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır.
Hindistan'daki nesli tükenmekte olan bir kaplandan, Fransa güneyindeki dağların üstünde yükselen akbabalara kadar, yaşadığımız gezegenin inanılmaz biyoçeşitliliği var.
Evet, yabani hayatı yabana atmayalım. Nesli tükenme tehlikesinde olan hayvanları, bitkileri koruyalım. Bir kızılderilinin söylediği şu sözleri hep aklımızda tutarak, doğayı koruyalım. Ne demişti Kızılderili:
“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok olduğunda, son balık tutulduğunda beyaz adam, paranın yenilmez olduğunu öğrenecek.”
YABANİ HAYITIN, YABANA ATILMAMASI DİLEKLERİMİZLE…