Bundan bir süre önce Diyanet İşleri Başkanlığı bir genelge yayınlayarak şehirlerarası sefer yapan otobüs şirketlerinin namaz saatlerinde mola vermelerini istemişti, ya! Diyanet İşleri Başkanlığının bu talebini işgüzarlık olarak niteleyenler yanında, yapılması gereken bir talep olarak karşılayanlar da oldu.
Henüz gündemde tazeliğini koruyan bu talep, bize bir Siirt anekdotunu anımsattı. O anekdotu, okuyucularımızla paylaşalım istedik. Anekdot şu:
Gönül ehli Siirtli, yabancı firmayla (Siirtli olmayan) bir otobüse binmiş, uzunca bir yolda seyahat ediyormuş. Sabah namazı vaktinde yolculuk devam ederken, vaktin geçmesinden endişelenerek, otobüsün şoförüne ricada bulunmuş:
-Kaptan, müsait bir yerde mola versen de, sabah namazını kılsak!
demiş.
Kaptan, ukalalık ederek:
-Namaz için mola vermek firmamızın adeti değil. Hem, 1 kişi namaz kılacak diye, 40 yolcuyu yarım saat bekletemem!
deyince, gönül ehli Siirtli de sesini çıkarmamış. Amma, 1-2 kilometre daha yol alan otobüsün, tam bir restoranın yanında tekerinin lastiği hiç hesapta yokken ve aniden patlamış. Neredeyse, otobüs devrilecekmiş. Tabii, bu durumda, şoför otobüsü durdurmak mecburiyetinde kalmış. Otobüsten inerek, yardımcısıyla birlikte kış mevsiminin soğuğunda arabanın patlayan tekerini değiştirmek işiyle uğraşmağa başlamış.
Siirtli gönül ehli de, bu durumdan yararlanarak, otobüsün durduğu yerin yanındaki restorana gitmiş, abdestini almış, namazını kılmış, tesbihatını yapmış ve dönmüş amma, Şoför ve yardımcısı halâ otobüsün tekerini değiştirmekle meşgullermiş.
Neyse ki, sonunda otobüsün tekeri değiştirilmiş ve yeniden yola koyulmuşlar. Bu arada, öğle namazı vakti girmiş. Daha önce
“Namaz için mola vermek adetimiz değil!”
diyen otobüsün Kaptanı, Siirtli gönül ehline, biraz korku ve biraz da saygıyla dönmüş:
-Hacım, namaz kılacaksan, duralım!
demiş!