Son günlerde en çok tartışılan konular arasında Diyanet İşleri Başkanlığının sigara konusunda takındığı tutum yer almakta. Özellikle sosyal medyada bir hayli tartışılan konuyla ilgili biz de bir yorum yapalım istedik.
Öncelikle belirteyim ki, ben kendim sigara içmem ve sigara içilmesine de karşıyım. Ancak, bazı gerçekleri de göz önünde bulundurmak gerekir.
Sigaranın haram olduğuna dair ne Kur’an-ı Kerim’de, ne de hadis-i şeriflerde açık bir
delil yoktur.
Çünkü o zamanlar zaten
SİGARA
denilen meret de yoktu. 1500’lü yıllarda ABD’nin keşfinden sonra ve tütün ekiminin o kıtadan dünyaya yayılmasıyla sigara kullanımı başlamıştır. Sigara, Osmanlılar döneminde zaman-zaman yasaklanmış, hatta 4. Murat zamanında sigara içenler ölüm cezasına bile çarptırılmışlardır. Bilinen tarihi bir gerçek de, sigarayı ve alkolü yasaklayan 4. Murat’ın kendisinin bir sigara tiryakisi ve alkolik olduğudur.
Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ın, bu yıl hac ve umre organizasyonlarında sigara içen din görevlilerine yer verilmeyeceğini belirterek:
"Sigaranın pek çok ilim adamı ve alim tarafından haram olduğu söyleniyor. Şahsen benim de kanaatim bu
yöndedir"
demesi kafaları bir hayli karıştırdı.
Erbaşın, sigara içenlerin hac ve umre görevine gönderilmeyecek olmalarının yanı sıra, gelecek yıllarda din görevlileri için düzenlenecek sınavlara da alınmayacaklarını söylemesi ise bardağı taşıran damla oldu. Türkiye Cumhuriyeti yasalarında
(SİGARA İÇENLER İMAM
OLAMAZ)
şeklinde bir hüküm olmadıkça, Diyanet İşlerinin bu yasa dışı kararı nasıl uygulanacak!
Diyanet İşleri Başkanı her ne kadar sigara içmenin birçok din adamı tarafından haram kabul edildiğini söylese bile, çevremizde âlim, hatta allame olarak tabir edilen birçok din adamının sigara içtiklerini biliyoruz.
Konuyla ilgili açıklamasında "Sadece bizim ülkemizde sigaraya ödenen paranın miktarı 30 milyar doları buluyor. Bu, 150 milyar lira anlamına geliyor. Dünyada her 3,5 saniyede bir insan açlıktan ölüyor. Sadece ülkemizde sigaraya ödenen paranın yarısı açlıktan ölecek olan insanlara verilse, o insanlar açlıktan kurtarılıyor. Sigara yerine binlerce okul, hastane yapılabiliyor." değerlendirmesinde bulunurken, içicilerin sigarayı terk etmeleri durumunda sigara için ödedikleri paralarını hayır-hasenat işlerine verecekleri düşüncesine kargalar bile gülmez mi!
Hem, Türkiye Cumhuriyeti yasalarında yeri olmayan bir uygulamayı başlatmak, bir yerde yasalara meydan okumak değil midir! Diyanet İşleri Başkanının gücü varsa,
SİGARA YASAĞINI
yasaya koydursun.
(Sigara içenler imam, hatta
memur olamazlar)
diye bir yasa çıkarılsın. Bunun dışında keyfi bir uygulamaya gidene
(Dur bakalım, sen Ali kıran, baş kesen misin!)
denilmez mi…
ANEKDOT
Mürit, sigara tiryakisi şeyhine sormuş:
-Şeyhim, sigara içmek helal mi, haram mı, mekruh mu!
Şeyh cevap vermiş:
-Helalse, içiyoruz; haramsa, yakıyoruz, ama mekruh olduğunu da kabul ediyoruz!