Özellikle bir hususu vurgulamak isterim ki İslam Dininde
(DİN ADAMI)
diye bir sınıf yoktur. Hıristiyanlıkta olduğu gibi
RAHİPLER SINIFI
oluşmasına cevaz verilmez. Aslına bakarsanız imamlara ve müezzinlere ücret ödenmesi de caiz değildir. Peygamber Efendimiz ve sahabe-i kiram döneminde maaşlı imamlar, müezzinler yoktu. Bu işleri, en liyakatli insanlar, meccanen yaparlardı. Hem, birilerine din adamı denilince, diğerleri
DİNSİZ ADAM MI OLUYORLAR!
(Din adamı)
denilince, genelde yalnız dinle ilgilenenler akla gelir. Özellikle Hıristiyanlıkta bir
RUHBAN SINIFI
vardır. Ruhbanlar, dünya işlerinden el etek çekerek yalnız ruhu ilgilendiren konular üzerinde çalışan, adına ruhani veya ruhban denen sözde din görevlileridir. Bunlar, insan varlığının bedenle ilgili yanına önem vermezler. İnsanın yalnız ruhuyla değer kazandığına, bedenin geçici, ruhun kalıcı, ölümsüz olduğuna inanırlar. Ruhbanlar, mabetlerde, manastırlarda ve benzeri din kurumlarında çalışan resmi görevlilerdir. Ruhanilerin hiç bir görev almayanları, bir manastıra kapanarak kendini Tanrı’ya adayanları, bütün ömrünü ibadetle geçirenleri de vardır.
İslam dininde, ibadet kurallarını, Tanrının emir ve yasaklarını bilmek, onlara göre davranmak her mümin için gerekli olduğundan, ayrıca din görevlileri denebilecek bir ruhban veya ruhani sınıfı yoktur. Bütün Müslümanlar birdir. Her müminin üstünlüğü ancak imanının derecesine, dine olan bağlılığına göredir.
Hıristiyanlıkta Ruhanilik, özellikle Ortaçağda, ruhaniler halktan ayrı, kendini Tanrı’ya en yakın sayan imtiyazlı bir sınıftı. Papalık aracılığıyla zaman zaman devlet işlerine karışan ruhaniler, bazen kralları bile baskı altına aldılar, Avrupa’da engizisyon denen bir işkence teşkilatı kurdular.
Maalesef, İslamiyet özünden çok saptırılmıştır. Hıristiyanlıkta olduğu gibi bir
RUHBANLAR SINIFI
oluşturulmuş gibidir. Ruhban sınıfını çağrıştırması açısından
(DİN
ADAMI)
deyimi yanlış bir deyimdir. Yanlışları en azından bilmekte ve mümkün olduğu ölçüde düzeltmekte yarar vardır. İslam dini ruhbanlıktan uzaktır. Dinin özünde olmayan bir şeyi, dine mal etmenin sakıncaları vardır. Hıristiyanlık da, rotasından böyle çıkmış ve ruhbanlık sınıfının oluşması sonucu hak din olmaktan çıkmıştır.
Türkiye’de camilere, mescitlere ilk defa imamlar ve müezzinler atanmaya başlandığı zaman,
(maaşlı imamın arkasında namaz
kılınmaz)
diyerek ayrı cemaatler oluşturulduğu anlatılır.
Eğer İslamiyet’te DİN ADAMI sıfatı aranırsa FETÖLER, METÖLER, ADNAN HOCALAR, CÜBBELİLER ve benzerleri ortaya çıkar. Bunların hem topluma, hem dinimize verdikleri zararı bir düşünün bakalım.
Evet,
(DİN
GÖREVLİLERİ)
deyimin
(EYVALLAH)
diyelim ama İslam dininde
(DİN
ADAMLARI)
diye bir deyimi asla kabul etmiyoruz…