Cüneyt Arıtürk

DEVLET-MAFYA İLİŞKİLERİ VE KABADAYILAR!

Cüneyt Arıtürk

Bir televizyon kanalında yayınlanan (Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz) adlı bir dizi vardır. Biz bu diziyi hayal mahsulü zannetsek bile, Sedat Peker adındaki MAFYA BABASININ videoları ve twetterleri zihinlerimizde istifhamlar uyandırıyor.

Kendisi de bir mafyababası olan Sedat Peker’in açıklamalarından anlıyoruz ki, bu kabadayı takımı, zaman-zaman Devletin istihbarat örgütleriyle iş birliği içinde olmuşlar. Alaattin Çakıcı’ların, Hüseyin Heybetli’lerin, Hasan Heybetli’lerin, Çilli Burhan’ların, Kürt İdris’lerin, Kürşat Yılmaz’ların, Dündar Kılıç’ların ve benzerlerinin zaman-zaman Devletin istihbarat örgütleriyle işbirliği içinde olmaları gerçek midir, değil midir bilemeyiz.

İşin doğrusu, bir zamanlar İstanbul’da (BABA) ya da (KABADAYI) olarak anılanlar arasında Siirtlilerin de bulunduğu bilinen gerçeklerdendir. İşte, bu Siirtli mafya babalarıyla ilgili anlatılan bir anekdot vardır. Günlerden beri devlet-mafya ilişkileri konuşulurken bu günkü yazımızda bu anekdotu nakledelim istedik.

Anekdot şu: Geçmiş yıllarda, İstanbul’da fırtınalar estiren

BABA TAKIMINDAN BİR SİİRTLİ,

yine kendisi gibi

KABADIYI TAKIMI

hemşerilerinin davetlerine uyarak, birkaç gün kalmak üzere Siirt’e misafirliğe gelmiş.

O zaman şöhreti, nâmı gazetelerden düşmeyen, barları, pavyonları, şarkıcıları haraca bağlamış olan bu Siirtli ünlü kabadayının Şehrimize geldiğini öğrenenler, oturduğu çayhanenin önünü doldurmuşlar,

ÜNLÜ BABAYI

camekanların dışından seyrediyorlarmış.

O sırada, toplanan kalabalığın sebebini merak eden ve işi hamallık olan Babayiğit bir Siirtli:

-Ne var, ne oluyor?

diye sormuş.

-Duymadın mı, içeride İstanbul’u haraca bağlayan ÜNLÜ KABADAYILARDAN SİİRTLİ  ‘ARAP…….’ Var!”

diye cevap vermişler.

Bunun üzerine, gayet güçlü kuvvetli olan ve 200 kilo yükü, tüy hafifliğindeymiş gibi sırtına vurup beşinci kata kadar çıkaran bu hamal hemşerimiz, ünlü kabadayının duyacağı kadar yüksek bir sesle:

-Ulan! ‘ARAP B.K’ dedikleri bu mu? Şimdi, içeriye girip, oturduğu masayı başına geçirmezsem!

demiş. Neyse ki, etrafında bulunan hemşerilerimiz bırakmamışlar. Amma, kendisine küfredildiğini kulağıyla duyan bu İstanbul’un haracını almakla ünlü kabadayı, yanında oturan Siirtli dostlarına:

-Vallahi, bugün geldiğim gibi, bugün gideceğim! Şimdi, Siirt’te kendi memleketimde, ne idüğü belirsiz bir hamaldan dayak yersem ve bu durum İstanbul Gazetelerine aksederse, benim itibarım beş paralık olur, karizmam çizilir. Hemen, otobüste bana yer ayrılsın. En erken saatte hangi firma, hangi otobüs gidecekse fark etmez!

demiş.

Ünlü kabadayının yanında oturan ve kendileri de, kendi çaplarında kabadayı sayılan dostları, her ne kadar:

-Yahu, cahillik etti. Biz onu çağırır, senden özür diletiriz!

demişlerse de ünlü Baba:

-Yok kardeşim, yok! Bu küfrüne karşı, ya benim kalkıp onu tabancayla vurup öldürmem, ya da Siirt’ten ayrılmam şart, oldu!

cevabını vermiş. Dediğini de yaparak, birkaç gün kalmak niyetiyle geldiği Şehrimizde, birkaç saat kalarak, aynı gün ayrılmış!

Yazarın Diğer Yazıları