Cüneyt Arıtürk

DEPREM FOBİSİ VE SİİRT

Cüneyt Arıtürk

6 Şubat 2023 günü meydana gelen, en az 100 bin insanımızın yaşamlarını yitirmelerine ve 11 İlimizin enkaza dönüşmesine yol açan DEPREM felaketinden sonra, yurdumuzun bir çok il ve ilçelerinde artçılar ve düşük ölçekli depremler yaşanmaktadır. Öyle ki, yaşanan artçıların sayısının 50 bin çok üstüne çıktığı belirtilmekte.

Bilindiği gibi, Türkiye’nin 1. derece deprem riskli illeri arasında Siirt de yer almaktadır. Allah’a şükürler olsun, bugüne kadar Şehrimizde ve hatta İlimiz genelinde can ve mal kaybına yol açacak bir deprem yaşanmadı. İlimizin geçmişini irdelediğimizde de, önemli sayılacak bir deprem olayının yaşanmadığı anlaşılmaktadır. Yaşları 100’ü aşan hemşerilerimiz var. Onlar da, Siirt’te bugüne kadar ölümlü bir deprem olayının yaşandığını anımsamıyorlar. Hatta 100 yaşındaki bu büyüklerimiz, kendi dedelerinden de, Siirt’te can ve mal kaybına yol açan bir deprem olayı duyumunu almadıklarını söylemektedirler.

Peki, nasıl oluyor da, Siirt birinci derece riskli deprem kuşağına dahil iller arasında gösteriliyor. İşte, bizim asıl şaştığımız konu budur. Gerçi, tedbirli olmak açısından önemli bir ikazdır amma, bu durumu hangi bilgiler doğruluyor, bilemiyoruz.

Tabii, bu konunun uzmanları vardır. Adına

FAY HATTI

denilen bir hattın mevcut olduğu ve bu fay hattının üzerinde bulunan illerin riskli iler oldukları belirtilmektedir. Bilimle ilgili tespitleri inkâr edemeyiz. Çağımız, bilgi çağıdır. Teknoloji gerçekten çok gelişmiştir. Deprem varsa, depreme karşı alınacak önlemler de mevcuttur. Bundan dolayıdır ki, Japonya gibi deprem ülkelerinde 8-9 şiddetinde depremlerde bile ölen tek insan, yıkılan tek bina olmuyor.

Siirt, gerçekten birinci derecede deprem riski taşıyorsa

(ki bilimin ışığında söylenen budur)

o zaman, bugüne kadar ölümlere ve büyük yıkımlara yol açan bir deprem yaşanmadı diye tedbiri elden bırakmak olmaz. Bilhassa, Şehrin eski kesiminde

(Allah

Korusun)

7 şiddetinde muhtemel bir depremde taş üstüne taş kalmayacaktır. Ölen ve yaralananların sayıları da buna göre yüksek olur. Bu açıdan, Şehrin eski kesimin bir an evvel ve mutlaka masaya yatırılması gerekir. Çünkü bu kesimdeki evlerin büyük çoğunluğu zaten

MAİL-İ İNHİDAM olarak nitelendirilen YIKILMAYA MEYİLLİ cas yapılardır.

Henüz bir facia yaşanmadan, Siirt’in eski kesimi mutlaka, ama mutlaka ele alınmalıdır.

Şehrin yeni kesimine gelince, bu kesimdeki binaların da pek sağlam oldukları inancında değiliz. Müteahhit işi yapılan binaların eksik demir, eksik çimento gibi sorunları olduğu, birçok binanın, duvarlarının çatladığı bilinen gerçeklerdendir. Deprem riskine karşı dayanıklı olup olmadıkları yapılacak testlerle rahatlıkla ortaya konulabilir.

Deprem konusunu boş laflarla geçiştirmek yerine, konuyla ilgili bilimsel  çalışmalar yapılması zorunludur. Hele, yapılan yeni inşaatların mutlaka, ama mutlaka ta temel hafriyatından başlanarak sürekli kontrol altında tutulmaları gerekir. Zaten, bu zorunluluk yasalarımızda mevcuttur. Ancak, konunun yeterince takip edildiği inancında değiliz. İnşaatları denetleme şirketlerinin çalışmalarının da denetlenmesi gerektiğine inanıyoruz.

Evet, deprem fobisini dillendirmekten çok yapılması gereken çalışmaların biran önce ve ciddiyetle başlatılması gereğini anımsatalım.

Yazarın Diğer Yazıları