29 Ekim 2018 Pazartesi günü Cumhuriyetin kuruluşunun 95. Yılını milletçe büyük bir coşku ve heyecan içinde kutlayacağız. Türkiye Cumhuriyeti bundan 95 yıl önce bir 29 Ekim günü ilan edilmişti. Bu Cumhuriyetin adı da (Türkiye Cumhuriyeti) olarak tescillenmiştir. O günün şartlarında Mustafa Kemal
(ATATÜRK)
isteseydi kendisini Halife, hatta Padişah ilan edebilirdi. Ama o bunu yapmadı. Bu ülkenin güzel insanları için rejimlerin en güzeli olan Cumhuriyeti benimsedi. Hem, cumhuriyetin ilanı, Kurtuluş Savaşının zorunlu bir sonucuydu.
Mustafa Kemal (ATATÜRK) ne Halife, ne de Padişah olmayı istemedi. Oysa her ikisi de kendisine teklif edilmişti. Ancak o,
“egemenlik kayıtsız şartsız milletindir”
ilkesinden yola çıkarak Cumhuriyetin ilan edilmesini seçti.
Bu asil davranışıyla, Mustafa Kemal
(ATATÜRK)
din, dil ve etnik köken gözetmeden Anadolu toprakları üzerinde yaşayan herkesi kucaklayıcı bir zihniyetle ve
“Cumhuriyet, kimsesizlerin kimsesidir”
ilkesiyle ülkenin birliğini ve beraberliğini ön görmüştü.
Hem, Mustafa Kemal
(ATATÜRK)
daha öğrencilik yıllarında bile Cumhuriyetin kurulmasını savunuyordu.
Aziz şehitlerin kanlarıyla kurulan Türkiye Cumhuriyeti için
(İLELEBET
PAYİDAR KALACKTIR)
diyen
Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN
Cumhuriyeti gençliğe emanet etmesinin ne kadar isabetli olduğu bugün daha net bir şekilde ortaya çıkmıştır.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti ve yaşasın bu cumhuriyeti ilelebet yaşatacak olan Türk Gençliği.
Cümle okuyucularımızın, hemşerilerimizin ve aziz milletimizin büyük bayramları kutlu ve mutlu, bize rejimlerin en güzeli olan Cumhuriyeti armağan eden ATATÜRK ve silah arkadaşlarının ruhları şadolsun…