Son bir hafta, Türkiye’de YAŞANAN EN ÖNEMLİ SORUN ORMAN YANGINLARIDIR. Orman yangınlarının yaşam üzerinde büyük etkileri vardır. Doğanın dengesini bozmak açısından önemleri büyüktür. Bu açıdan, Orman yangınları büyük felaketler kapsamında mütalaa edilirler. Yanan, sadece ağaçlar değildir, ciğerlerimizdir! Orman yangınlarında çiçekler, böcekler, kuşlar, kurtlar, aslanlar, kaplanlar, yılanlar, tilkiler, tavşanlar, kaplumbağalar, arılar, karıncalar ve aklınıza gelen her türlü hayvanlar yok olurlar.
300-400 yıllık ömürleri olan ağaçların bulunduğu gerçeğinden hareket edersek, ormanların yanmasıyla asırların birikimleri yanıyor demektir. Deniliyor ki, yanan ormanlık alanlara fidanlar dikilecek, ormanlık alanlar yine orman olarak korunacak. İyi de dikeceğiniz her
BİN FİDAN
yanan 2-3 asırlık tek bir ağacın yerini tutar mı!
Ülkemizin özellikle turistik yörelerinde çıkan ve eş zamanlı operasyonlara benzetilen bu yangınlarda bir kasıt var mı, yok mu bilemeyiz. Bu yangınları rant uğruna kotaranlar olduysa, boyunları kırılsın, altlarında kalsın, inşallah! Ama, bundan da önemlisi, yangınlarla bir türlü baş edilememesi. Düşünebiliyor musunuz, Tarım ve Orman Bakanlığının envanterinde yangın söndürme uçakları yok! Oysa, Türkiye’de orman yangınlarını söndürme işini üstlenen bir
TÜRK HAVA KURUMU
VARDI.
Bu kurumun elindeki uçakların hangara çekildiği ve çürümeye terkedildiği söyleniyor. Hadi diyelim ki,
ATATÜRK’ÜN
her eserine şaşı gözle bakanlar, Türk Hava Kurumunu pasifize etmek için böyle bir yolu seçmiş olsunlar. Peki, 20 yıldan beri Türk Hava Kurumunun yerini alacak bir teşkilat neden kurulmadı. Ya da Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde bir teşkilatlanmaya gidilmedi, muhtemel orman yangınlarında kullanılmak için neden uygun vasıflara sahip uçaklar, helikopterler alınmadı. 20 yıldır iktidar olanlar için
(Vakit olmadı, para bulamadık)
deyimini kullanmak abese kaçar. Uçan saraylara paranız var da, orman yangınlarını söndürmek için kullanılacak bir uçak filosuna para bulamıyor musunuz!
Orman yangınlarında maalesef zaman-zaman hayatlarını kaybeden vatandaşlarımız da olmakta.. Bu hayatların para ölçüsüyle karşılığı var mı! Dünyanın servetlerini öderseniz, bir hayatı geri getirebilir misiniz!
Türkiye’nin akciğerleri yanıyor ve bu işten sorumlu bakan hala koltuğunda oturuyor. Japonya’da böyle bir durum yaşansa, sorumlular harakiri yapardı!
Birilerinin ATATÜRK DÜŞMANLIĞI bu ülkeye çok pahalıya mal olmaktadır. Son orman yangınlarına yeterince müdahale edilememesinin sebebi, ATATÜRK’ÜN KURDUĞU MÜESSESELERİ ORTADAN KALDIRMAK İÇİN YAPILAN TAHRİBATLARDIR. TÜRK HAVA KURUMUNU PASİFİZE EDENLER, ORMAN YANGINLARINA YETERLİ MÜDAHALEYİ YAPAMAMAKLA, GERÇEKTE EKTİKLERİNİ BİÇMEKTEDİRLER…
SOĞUKLAR VE SICAKLAR
Kış mevsiminin soğuklarından kurtulduk derken, bahar mevsiminin güzelliğini yaşamadan kendimizi yaz aylarının sıcaklarında bulduk. Mevsim sıcakları kendilerini iyice hissettirmeye başladılar. Önce, ceketlerimizi sırtımızdan çıkardık, sonra uzun kollu gömleklerimizi, kısa kollularla değiştirdik. Şimdilerde ayıp olmazsa don-atlet gezeceğiz!
Geçenlerde, sofu geçinen bir dostum sıcaklardan yakınarak:
-Bu kadar sıcağa bile dayanamıyoruz! Cehennemde halimiz ne olacak!
diyerek sözde sofuluk taslayınca dayanamadım:
-Vallahi, işin orasını sen düşüneceksin. Ben cennete gireceğime göre, benim için böyle bir sorun yok!
dedim.
Arkadaşım sözde şaşırmış gibi yaparak:
-Cennete gireceğinden nasıl bu kadar emin olabiliyorsun!
deyince, cevap verdim:
-Ben kendi amellerimden değil, YÜCE ALLAH’IN (CELLE CELELÜHÜ) rahmetinden eminim. Sen ise, Yüce Rabbimizin rahmetinden ümit kesmiş durumdasın! Aramızdaki fark bu! (Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz) buyruğunu hiç mi duymadın!
(Allah’ım, yazımızı yaz; kışımızı kış yap!)
şeklinde tercüme edilebilecek Siirt’çe bir özdeyişimiz olduğunu da anımsatalım. Çünkü bazı ürünlerin yetimesi için sıcağa ihtiyaç vardır. Kimileri bunlara
(TABİAT
KANUNLARI)
deseler bile biz bunları
(YÜCE
ALLAH’IN KANUNLARI)
olarak görüyor ve kabul ediyoruz.
ANEKDOTLAR
Bir dostu, Nasreddin Hoca’ya söylenmiş:
-Biz insanlar böyleyiz. Kış olunca, soğuklardan şikayet ediyoruz, yaz olunca da sıcaklardan.
Nasreddin Hoca cevap vermiş:
-Bahar mevsiminden şikâyetçi olan var mı!!!
***
Güneşle, rüzgâr yarışa girmişler. Rüzgâr:
-Ben senden güçlüyüm. Bak şu yaşlı adama. Onun ceketini nasıl sırtından çıkaracağım!
diyerek bütün şiddetiyle esmeye başlamış. Yaşlı adam üşümüş. Ceketine daha da çok sarılmış. Kendisini rüzgârdan korumak için bir mağaranın kovuğunun içine girmiş. Rüzgâr, sonunda pes etmiş.
Sıra Güneş’e gelmiş. Güneş yeryüzünü iyice ısıtmış. Yeryüzü ısınınca, adamcağızı ter basmış, önce ceketini, arkasından kazağını çıkarmış.
Güneş, rüzgâra seslenmiş:
-Yarışı sen mi kazandın, ben mi!
demiş. Unutmayalım, her işin sonunda kazanan mutlaka iyiler olurlar!